Rüyada Ağaç Dikmek
Güncellendi ·
Genel anlamı
Bu sahnede ölçü ağaç değil fiildir. Ağacın kimi gösterdiği ayrı bir bahistir ve rüyada ağaç görmek sayfasında anlatılır. Dikme sahnesine gelince kaynaklar soruyu değiştirir ve elinizle ne yaptığınıza bakar.
Gerekçeyi de saklamazlar, doğrudan dilden verirler. Arapçada “filan onda dikti” sözü bir fidan için değil, bir insan için söylenir: birini görüp gözetip yetiştirdiğinizde. Bir sözlük bu deyimi cümlenin ortasına koyar ve bütün okumayı ona bağlar.
Türkçede aynı deyim aynı yerde durur: “ben yetiştirdim onu”, “elimin altında büyüdü”. Rüyanın söylediği de budur; birinin arkasında duruyorsunuz.
Sonrasını iki ayrıntı böler ve ikisi de sahnenin içindedir: fidan tuttu mu ve nereye diktiniz.
Önce bir eleme kaydı: toprakla gerçekten uğraşan biriyseniz, bahçesi olan, fidan diken, sulayan biriyseniz kaynağın kendisi bu rüyayı işinizin sureti sayar. Bir tâbircinin bu sahneyi dinleyip “sen ekiyor, dikiyor ve suluyorsun” dediği, karşısındakinin de onayladığı kayıtlıdır. Gündüz yaptığınız işi gece görmenizin ayrı bir hükmü aranmaz.
İslami rüya tabiri
Dikerken ne oldu
| Rüyanızda ne oldu? | Kısaca nasıl okunur |
|---|---|
| Fidan tuttu, kök saldı | Kendinize bağladığınız bir kişi; itibar tarafında |
| Diktiniz ama tutmadı | Karşılıksız kalmış emek; içe oturan bir ağırlık |
| Tohum ektiniz, filizlendi | Söylediğiniz sözün kabul görmesi |
| Tohum ektiniz, çıkmadı | Cevapsız kalan bir teklif |
| Vaktinde, mevsiminde diktiniz | Yerini bulmuş bir iş |
| Mevsimi değildi | Tuttuğunun sebatı az; iyide de kötüde de |
| Kurak, susuz bir toprağa diktiniz | Tutunamayacak birine verilen destek |
| Sulanmadan yaşamayan bir fidanı susuz yere diktiniz | Aynı hat; ayrıca o kişiye sıkıntı |
| Halkın faydalanacağı güzel bir ağaç diktiniz | Arkada işleyen, adınıza yazılan bir hayır |
| İnsanların geçtiği yeri daraltan bir yere diktiniz | İyilik sanılan bir sıkıştırma |
| Diktiğiniz ağaç dikenli ve zararlıydı | Beslediğiniz şeyin size dönmesi |
| Elma ağacı diktiniz | Kimsesiz birini çekip çıkarmak |
| Asma, üzüm çubuğu diktiniz | İtibar; adınızın hayırla anılması |
| Mersin diktiniz | Tedbirle kurulan, üstünde durulacak bir iş |
| Diktiniz, sonra biçtiniz ya da topladınız | Emeğin ücretinin elinize geçmesi |
| Dikerken gökyüzü açıktı | Büyüme alameti |
Bahsin dayanağı bir deyimdir
Kaynakların burada yaptığı şey dikkat çekicidir: sembol sözlüğünü işletmeden önce dile başvururlar. Ağaç dikip tutturan kişi için verilen karşılık iki kanattır, itibar elde eder ya da kendine bir adam bağlar. Ardından gerekçe gelir; çünkü insanlar “filan onda dikti” der ve bunu ancak birini yetiştirdiği zaman söyler.
Ölçü de aynı cümlenin içindedir: bağladığınız kişinin ağırlığı elinizdeki fidanın cevheri neyse o kadar. Ceviz fidanı dikmekle ince bir çubuk dikmek aynı şey sayılmaz.
Bugün nerede tanırsınız: yanınıza aldığınız çırak, işe alıp yetiştirdiğiniz genç, okumasını üstlendiğiniz yeğen, sermaye koyup dükkân açtırdığınız kardeş, altına imza attığınız kefalet. Bir başka eser dikme niyetiyle ortaklık niyetini aynı satırda okur ve ikisine de aynı hayrı verir. Rüya bir haber vermiyor, bir soru soruyor: arkasında durduğunuz kişi kim.
Tutmadıysa kaynaklar bunu da yazar
Bahsin en çok atlanan yarısı budur. Aynı cümlenin devamında ekim için de ölçü verilir: ekilen tuttuysa itibar, tutmadıysa gam.
Tutmamak bir felaket değil, karşılıksız kalmaktır. Gündelik hayattaki hâli tanıdıktır: yetiştirmeye uğraştığınız kişinin bırakıp gitmesi, kefil olduğunuz borcun geri dönmesi, aylarca peşinden koştuğunuz teklifin cevapsız kalması. Uyanınca geriye kalan da zaten odur; sevinç değil, harcanmış vaktin ağırlığı.
Dikeni de yoruma sokarlar
Bu bahiste kaynaklardan biri ağaca değil diken kişiye bakan ayrı bir fasıl açar. İnsanların faydalanacağı güzel bir ağaç diken kimsenin okuması, o kişinin mesleğiyle üçe ayrılır: ilim ehli için geride kalacak bir eser yazmak ya da bildiğinin insanlara yaraması, ibadet ehli için bereketinin başkalarına dokunması, ticaret ehli için arkasında işleyen bir vakıf bırakmak. Fasıl tersini de yazar: kötü bir ağaç dikmek ya da güzelini bile insanları daraltan bir yere dikmek.
Aynı ölçü tohum tarafında daha ayrıntılıdır. Vaktinde tohum eken hayır işlemiştir, sonra karşılık bölünür: yöneticiye yetki, tacire kâr, esnafa o günün geçimliği, dünyaya sırtını dönmüş kişiye takvanın kendisi. Devamı üç adımlıdır ve bahsi bitirir: ekilen bittiyse haber kabul edilmiş, biçildiyse ücreti alınmıştır. Yani dikmek işin başlaması, filiz sözün tutulması, hasat karşılığın elinize geçmesidir. Rüyanız hangi adımda durduysa işiniz de orada duruyor demektir.
Nereye diktiniz
Bu sahnenin ayırt edici sorusu budur ve dört ayrı vakayla kayıtlıdır. Dördü de aynı rüyadır: suyu olmayan bir yere dikim. Cevaplar farklıdır, çünkü tâbirci her seferinde rüyayı görene kendi hâlini sormuştur.
Birine “bir kimseyi himayene almışsın” denmiş, onun tutunamamasından endişe edilmiştir. Birine “yanında duramayacak birinden evlat bekliyorsun” denmiştir. Üçüncüsüne verilen cevap daha ağırdır: iyilik ediyor görünüyorsun, oysa o dikimin gösterdiği kişiye haksızlık ediyorsun. Dördüncüsü rüyayı anlatırken niyetini de söylemiş, “kokusundan insanlar faydalansın diye, sevabını umarak dikiyordum” demiştir. Verilen cevap niyeti değil yeri reddeder: fayda vereceğini sandığın bir yolla hayır işliyorsun, ama o iş orada fayda vermiyor.
Dördünü tek ölçü toplar: yerin, dikileni yaşatıp yaşatmayacağı. Niyet iyi olabilir, emek gerçek olabilir; su yoksa okuma değişmez. Aynı fasıl vakti de buraya bağlar; mevsimi geçtikten sonra dikilen ne tutarsa tutsun sebatı azdır, iyi tarafta da kötü tarafta da.
Gündelik karşılığı serttir ama işe yarar: destek verdiğiniz kişi o desteği taşıyacak durumda mı, emeği bıraktığınız yer onu tutar mı. Rüya “vazgeç” demiyor, “baktığın yere bak” diyor.
Ne diktiğiniz: birkaç ayrı kayıt
Ağacın cinsi burada bir hüküm değil, ölçüdür. Dikme fiiliyle birlikte kaydedilmiş olanlardan birkaçı şöyle okunur.
Elma ağacı dikmek. Elma ağacı sözlüklerde insanlara yakın, sözü sohbeti hoş bir kişidir; onu diken için verilen karşılık ise doğrudan bir sahnedir: bir yetim büyütür. Bugünkü hâli, kimsesi olmayan birini çekip çıkarmaktır.
Asma dikmek. Üzüm çubuğu dikmek itibar tarafında kaydedilir; adınızın hayırla anılması.
Mersin dikmek. Yaz kış yeşil kaldığı için sebat tarafındadır; onu diken için verilen karşılık işleri tedbirle görmek, yani sonunu hesaplayarak kurmaktır.
Bahçeye toplu fidan dikmek. Bu ayrı bir bahistir, evlat tarafında okunur ve ayrıntısı kök sayfadadır.
Sahnede başka ne olduğu da yoruma girer. Dikerken gökyüzünü açık gördüyseniz bir sözlük bunu diken kişi için büyüme alameti sayar. Bazı hayvanların sahneye girmesi ise tersini yapar; aynı sözlük domuzu bu bahse bağlar ve diken kişi için dikimlerin olması gerektiği gibi çıkmayacağını kaydeder.
Ne demek değil: Bu sayfadaki hiçbir satır, arkasında durduğunuz kişinin ömrü, sağlığı ya da akıbeti hakkında bilgi değildir; kaynaklarda dikimin yaşamaması diye geçen ifade, tabirin kendi dilinde o bağın tutunmamasıdır. Rüyada dikilen fidan bir kişiyi gösteriyor olabilir ama o kişinin kendisi değildir ve kimse hakkında hüküm verilmez. Buradaki yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir; dinî bir hüküm, fetva ya da tıbbi tavsiye değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarında da rüyaların delil sayılmadığı ve onlarla amel edilmeyeceği belirtilir. Yöntemin nasıl işlediği rüya tabiri nasıl yapılır sayfasında anlatılır.
Psikolojik açıdan
Bu rüya çoğunlukla karşılığı uzakta olan bir emeğin ortasında görülür. Bakmak bir değerlendirme sahnesidir; dikmek ise bir taahhüt sahnesi. Sonucu bugün belli olmayacak bir şeye vakit ayırmışsınızdır.
Anlatanların hatırladığı ayrıntı da bunu doğrular. Fidanın türünü çoğu kişi hatırlamaz, toprağın nasıl olduğunu hatırlar: kuruydu, taşlıydı, çukur yeterince derin değildi. Yani zihinde kalan şey verilen emek değil, verildiği yerin uygunluğuna dair şüphedir.
İki okuma burada buluşur. Klasik kaynak yere bakıp “dikilen orada yaşar mı” diye sorar; psikolojik okuma aynı soruyu içeriden sorar: bu emek karşılığını bulacak mı, yoksa bulmayacağını çoktan biliyor musunuz.
Olumlu anlamları
- Fidan tuttu, kök saldı: arkasında durduğunuz birinin yürümesi
- Vaktinde ve sulu toprağa diktiniz: karşılığı görülecek bir emek
- Halkın faydalanacağı bir ağaç diktiniz: arkada işleyen bir hayır
- Ektiğiniz tohum filizlendi: söylediğiniz sözün kabul görmesi
- Diktiniz ve topladınız: emeğin ücretinin elinize geçmesi
Dikkat edilmesi gerekenler
- Fidan tutmadı: içinize oturan, karşılıksız kalmış bir emek
- Susuz, kurak toprağa diktiniz: tutunamayacak birine verilen destek
- Mevsimi değildi: sebatı az, çabuk dağılan bir bağ
- İnsanların yolunu daraltan bir yere diktiniz: iyilik sanılan sıkıştırma
- Diktiğiniz ağaç dikenli ve zararlıydı: beslediğiniz şeyin size dönmesi
Ağaç rüyasının diğer ayrıntıları
Rüyanızdaki ayrıntıyı seçin, o ayrıntıya özel yoruma gidin.
Hangi haldeydi?
Rüya günlüğü
Siz de bu rüyayı gördünüz mü?
Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.
Ana yoruma dön
Bu rüyanın genel anlamı ve tüm ayrıntıları için.
İlgili rüyalar
Rüyanızdaki sahne bunlardan birine daha çok benziyorsa oradan devam edin.
Bağlantılı semboller
Sık sorulan sorular
Rüyada diktiğiniz ağacın tutmaması ne anlama gelir?
Kaynaklar bu tarafı da açıkça yazar ve iki eserde aynı sırayla durur: dikilen tuttuysa şeref, tutmadıysa gam. Yani kötü bir haber değil, karşılıksız kalmış bir emek olarak okunur. Gündelik karşılığı tanıdıktır: yetiştirmeye uğraştığınız kişinin bırakıp gitmesi, kefil olduğunuz işin size dönmesi, uzun süre emek verdiğiniz bir teklifin cevapsız kalması. Uyanınca kalan hissin sevinç değil ağırlık olması da bu okumayı destekler.
Rüyada kurak, susuz bir toprağa ağaç dikmek ne demek?
Bu sahne kaynaklarda dört ayrı vakayla kayıtlıdır ve dördüne de farklı cevap verilmiştir, çünkü tâbirci her seferinde rüyayı görene kendi hâlini sormuştur. Verilen cevaplar şunlardır: himayene aldığın kişi tutunamayabilir; yanında duramayacak birinden evlat bekliyorsun; iyilik ediyor görünüyorsun ama o dikimin gösterdiği kişiye haksızlık ediyorsun; fayda vereceğini sandığın bir yolla hayır işliyorsun ama o iş orada fayda vermiyor. Dördünü toplayan ölçü tektir: yerin, dikileni yaşatıp yaşatmayacağı.
Rüyada elma ağacı dikmek ne anlama gelir?
Klasik sözlüklerde elma ağacı insanlara yakın, sözü sohbeti hoş bir kişidir. Onu dikmek için verilen karşılık ise doğrudan bir sahnedir ve iki eserde aynı ifadeyle geçer: bir yetim büyütür. Bugünkü hâli kimsesi olmayan birini çekip çıkarmaktır; okutmak, işe sokmak, evlendirmek, adını kendi hanesine yazdırmak. Bu okuma ağacın cinsinden değil, o cinse verilen insan karşılığından çıkar.
Kaynaklar
Bu yorumda başvurulan kaynak alanları
Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.
- KitapMüntehabü'l-kelâm fî tefsîri'l-ahlâm
43. bâb (ağaç dikmek ve dilden verilen gerekçe) ile 44. bâb (tohum ekmek, vaktinde ekim, görene göre bölünen karşılık); ayrıca tüffâh ve âs bahisleri. İbn Sîrîn'e nispet edilir; nispeti sahih değildir.
- KitapKavâidü tefsîri'l-ahlâmŞihâbüddîn en-Nablusî
ağaç dikme faslı: dikenin hâline göre bölünen okuma, mevsimi dışında ve susuz yere dikim, dört ayrı vaka; ayrıca rüyanın rüyayı görenin işine döndüğü fasıl
- KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
şecere ve bezr maddeleri; ayrıca tüffâh, âs, semâ ve hınzîr maddelerinde geçen dikim kayıtları
- KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Gannâm
el-âs ve el-kerm bahisleri; dikme niyetiyle ortaklık niyetinin aynı yerde okunması
- KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Kuteybe
eşcâr ve nebât bâbı; ağaç dikip tutması ile tohum ekimi kaydı
- İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
- WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?
Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı)