Rüyada Yaprak Görmek
Güncellendi ·
Genel anlamı
Klasik sözlüklerde yaprağın kendi maddesi tek cümledir ve üç eser üç ayrı şey söyler. Birinde yaprak kisvedir: giyim, örtü, üstü kapatan şey. İkincisinde rızık ve mallardır. Korunmuş en eski kitap maldır der ve gerekçesini dile bağlar; Araplar deveyi, koyunu ve mal çeşitlerini ağaç yaprağına benzeterek adlandırmıştır.
Üçü tek bir noktada birleşir ve aynı istisnayı yazar: incir yaprağı bu bahsin dışındadır.
Örtü ile malın aynı maddede nasıl durduğunu metinlerin kendi dili söyler: yaprağını dökmüş ağaç için orada “çıplak ağaç” yazar. Yaprak ağacın giysisidir; giysi hem örter hem sayılır. Ağaç bir kişiyi tarif eder, yaprak o kişinin üstündeki şeyi.
İlk sorulacak şey yaprağın rengi değil şudur: dalında mıydı, yerde miydi. Yaprak dökümü klasik metinlerde bir manzara değil bir saattir ve aynı sahneyi ters çeviren şey odur.
İslami rüya tabiri
Yaprağı hangi hâlde gördünüz
| Rüyanızda ne oldu? | Kısaca nasıl okunur |
|---|---|
| Ağaç yemyeşildi, yaprakları yerindeydi | Üstünüzdeki örtünün durması: iş, ev, itibar |
| Dalda taze, yeni açmış yaprak gördünüz | Küçük ama elle tutulur bir gelir |
| Yapraklar sararmıştı ama dökülmemişti | Vakti dolmakta olan bir iş; henüz bitmedi |
| Yapraklar döküldü, siz seyrettiniz | Bir dönemin kapanması ve beklemenin uzaması |
| Ağaç yapraksızdı, çıplak duruyordu | Elin daralması; saklının görünür hâle gelmesi |
| Tanımadığınız bir bahçeye yaprak dökümünde girdiniz | Kaygı; kaynaklarda ayrıca kaydedilmiş sahne |
| Bildiğiniz bir bahçede aynı sahneyi gördünüz | Okuma o bahçenin sahibine döner |
| Yaprak topladınız, elinizde biriktirdiniz | Toplandıkça artan kazanç; miktarı topladığınız kadar |
| Rüzgâr yaprakları savurdu | Elde tutulamayan, dağılan bir kazanç |
| Yaprağı elinizle kopardınız | Yerine yenisinin gelmesi; ölçüsü mevsimdedir |
| Yaprak kurumuş, kavrulmuştu | Geçim darlığı, rahatın kalmaması |
| Yaprak dökümünde meyve için gelmiştiniz | Fayda duruyor ama uzak |
| Yaprağı için bakılan bir ağacın yaprağı çıkmıştı | Beklenen şeyin tam vaktinde gelmesi |
| Size yeşil bir yaprak getirildi | Uzaktan gelen haber; sonucu çıkan bekleyiş |
| İncir yaprağı gördünüz | Bu bahsin tek istisnası: pişmanlık |
| Yaş incir yaprağıyla üstünüzü örttünüz | Örtülmüş ama kapanmamış bir mesele |
| Kuru incir gördünüz | İstisna kalkar; helal mal tarafında okunur |
| Kışın da yaprağını dökmeyen bir ağaç gördünüz | Mevsimle değişmeyen bağ, süren iş |
| Yaprakları birbirine dolanmış asma gördünüz | Nikâh ve ortaklık tarafında hayır |
| İki bitkinin yaprakları birbirine hiç değmiyordu | Uymayan ortaklık, tutmayan beraberlik |
| Başınızda yapraktan çelenk vardı | Ölçü bekadır: o yaprak kalıcı mı, değil mi |
| Hurma yaprağı gördünüz | Saç mesabesinde: görünen, sayılan, yeniden çıkan |
| Örülmüş hurma yaprağı, hasır ya da sepet gördünüz | Ülfet, ibadet ve ilim tarafı |
| Yaprakların üstünde yazı vardı | Ağaç değil kâğıt bahsi; ayrı okunur |
Yaprak, ağacın giysisidir
Yaprağın ilk karşılığı kisvedir ve o sözlüklerin dilinde kisve süs değil, üstü kapatan şeydir. Rüyadaki karşılığı kumaş olmayabilir: insanın üstündeki şey işidir, oturduğu evdir, dışarıya görünen hâlidir. Kumaş tarafı rüyada elbise görmek sayfasındadır; buradaki örtü daha geniştir.
Denklemi metnin kendi sözü kurar: yaprağını dökmüş ağaç için “çıplak” denir. Yaprağın gitmesi ağacın ölmesi değildir, gövde yerinde durur. Karşılığı yokluk değil açıkta kalmadır: görünmeyen bir eksiğin görünür hâle gelmesi.
Somut hâli tanıdıktır: kirası zor ödenen evin durumunun akrabalarca öğrenilmesi, küçülen bir dükkânın vitrininin boşalması. Kaynakların aynı sahneyi borçların ortaya çıkması diye kaydetmesi bundandır: dökülen yaprak kaybı yaratmaz, üstündeki perdeyi kaldırır.
Aynı yaprak niçin mal sayılır
Bu okumanın gerekçesi yaprakta değil konuşma âdetindedir. En eski kitap yaprağı mal diye kaydeder ve sebebini yazar: o dilde deve, koyun ve mal çeşitleri ağaç yaprağına benzetilerek adlandırılmıştır. Tabircinin dilin türeyişini bilmesi şartı burada bizzat işler.
Aynı kaide Türkçe için de geçerlidir, çünkü kaynaklar tabirin beldeye ve dile göre değiştiğini yazar. Türkçede de “yaprak dökümü” bir mevsimi değil bir dağılmayı anlatır. Yaprağın sayılabilir olması onu para ve gümüş bahsine yaklaştırır: elde biriken yaprak, biriktiği kadar mal okunur.
Yaprak dökümü bir manzara değil, bir saat
Bahsin ağırlığı burada toplanır. İki eser aynı cümleyi kaydeder: tanımadığı bir bahçeye yaprakların döküldüğü günlerde giren ve yaprakların dökülüşünü ya da meçhul ağaçların çıplak kalışını gören kişiye kaygılar isabet eder. Sahnenin üç şartı birliktedir: mevsim, tanınmazlık ve çıplaklık. Bahçe tanıdıksa okuma o bahçenin sahibine ya da kefiline döner; bahçe bahsi ayrı sayfadadır.
Asıl bilgi şu: aynı bahçe rüyası mevsime göre ikiye bölünür. Meyvelerin geldiği vakitte girmek hayır, rızık ve ev halkı tarafında; yaprağın döküldüğü vakitte girmek hâlin açığa çıkması, borçlar ve ayrılıklar tarafında okunur. Metin ölçüyü de yazar: hüküm zamanın ölçüsünce verilir.
Bir kayıt bunu doğrudan piyasaya bağlar. Bahçede ortaklarıyla birlikte olan kişi için bahçe onların çarşısıdır ve o çarşının canlılığı ile durgunluğu baharın gelişi ile yaprak dökümü üzerinden ölçülür. Sezonu olan her iş için karşılığı aynıdır: siparişin kesildiği aylar ile kapının açıldığı aylar.
Yaprağını isteyen ile meyvesini bekleyen aynı cevabı almaz
Yöntem üzerine yazılmış eser tabircinin ağzına verilecek cevabı harfiyen ayırır. Kaidesi şudur: her ağacın ikbal zamanı, insanların ondan beklediği faydaya yaklaştığı vakittir. Meyvesini isteyene meyve vaktinde fayda dersin; yaprağını isteyene, dut gibi, yaprağın göründüğü vakitte yaklaşan fayda dersin.
Sonucu şudur: yaprak dökümü herkes için aynı şey değildir. İpekböceği besleyen için dut yaprağının çıkması mevsimin kendisidir; asma yaprağı toplayan için sezonun açılmasıdır; meyve bekleyen için aynı manzara gecikmedir. Aynı sahne, üç ayrı beklentiye üç ayrı cevap verir.
Onun için şunu ayırın: o ağaçtan yaprak mı bekliyordunuz, meyve mi. Meyveli ağaç ve kuru ağaç sayfaları aynı kaidenin öteki iki ucudur.
Bir yaprak koparsanız yerine beş yaprak çıkar
Yaprak klasik usûlde yalnız tabir edilen bir şey değildir; tabirin kendisini tartan ölçüdür. Rüyanın kuvvetini anlatan fasıl şunu yazar: rüya, suyun ağacın damarlarında yürüdüğü zamandan yaprağının döküldüğü ana kadar kuvvetli sayılır, hele meyveler çıkarken. Gerekçesi de yazılıdır: o vakitte bir dal kırsan yerine iki dal çıkar, bir yaprak koparsan yerine beş yaprak çıkar. Aynı fasıl tabir için günün başını sonundan hayırlı sayar.
Nakledilen bir vaka bunu somutlaştırır. Bir adam rüyasında kendisine bir ağaçtan yetmiş yaprak verildiğini görür; yetmiş değnek yiyeceği söylenir ve öyle olur. Bir yıl sonra aynı adam aynı rüyayı yeniden görüp anlatır, bu kez yetmiş bin dirhem geleceği söylenir; kısa süre sonra eline dirhemler geçer. Cevabı veren kişi olarak Hz. Ebû Bekir anılır ve gerekçesini kendisi söyler: geçen sene ağaçlar yapraklarını döküyordu, bugün ise rüyanı ağaçların büyüdüğü ve yaprakla giyindiği vakitte gördün.
Aynı kaidenin hurma üzerinden anlatılan bir başka rivayeti ağaç bahsindedir; sayılar da tabirci de ayrıdır.
İncir yaprağı: bu bahsin tek istisnası
Üç sözlük de yaprağı hayır tarafına yazarken tek bir yaprağı dışarıda bırakır: incir yaprağı hüzün ve nedamet, yani pişmanlıktır. Ondan yiyene gelmiş ya da gelecek bir iş yüzünden kaygı isabet eder.
Gerekçe metinlerde yazılıdır ve bir kıssaya dayanır: Âdem ile Havvâ pişmanlık hâlindeyken üstlerini ağaç yaprağıyla örtmüşlerdir. Bir eser Âdem’in incir ağacının altına oturup örtünmek için onun yaprağını aldığını da nakleder. O ağacın hangisi olduğu tartışmalıdır; bir kısmı incir der, bir kısmı tayin etmemeyi tercih eder.
Yükün meyveden yaprağa niçin geçtiği de yazılıdır: o hâl her vakit incire yapıştı, ağacına ve yaprağına da öyle yapıştı. Bir ayrım istisnayı daraltır: nedamet yalnız yaş olanındır; kuru incir helal mal sayılır, pişmanlıkla tabir edilmez.
Bugünkü karşılığı dolaysızdır: geri alınamayan bir söz, imzalanmış bir kâğıt, dönülemeyen bir karar. Üstü örtülmüştür ama kapanmamıştır.
Ne demek değil: Yaprağın dökülmesi ne bir ecel ne bir hastalık işaretidir. Kaynaklarda bu bahse komşu birkaç ağır okuma vardır; bu sitede onlar haber olarak verilmez, çünkü ömrün ve şifanın bilgisi tabircinin işi sayılmaz. Bir rüyaya bakarak kimsenin sağlığı ya da akıbeti hakkında hüküm verilmez. Buradaki yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir; dinî bir hüküm, fetva ya da tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında da rüyaların delil olmadığı ve rüyalarla amel edilmeyeceği belirtilir.
Kuruyan yaprak ile dökülmeyen yaprak
Müstakil bir madde bedenin kurumasıyla yaprağın kurumasını tek cümlede eşitler ve ikisine aynı hükmü verir: fakirlik, geçim darlığı ve rahatın kalmaması. Kavrulmuş, kırılan, rengi gitmiş yaprak buraya düşer; karşılığı bir kayıp anı değil, süregelen bir kısıtlılıktır.
Tam karşı ucunda dökülmeyen yaprak durur. Yaprağını kışın da yazın da tutan ağaç, sürekliliği olan bir bağ tarafında kaydedilir: bozulmayan bir beraberlik, üstünde devam edilecek bir iş.
Bir vaka bunu yaşanmış hâliyle gösterir. Bir kadın rüyasında kocasının elinde iki demet görür; biri nergis, biri mersindir. Kocası nergisi kendisine, mersini kumasına verir. Tabircinin cevabı nettir: rüya sadıksa seni boşar ve ötekine tutunur. Öyle olur; vaka halifeye ulaşır ve tabirciye bunu nereden çıkardığı sorulur. Cevabı yine dildendir, bir şiir mısraı: “Nergisin ahdi yoktur, ahd ancak mersinindir.” Başa takılan çelenk de aynı ölçüyle okunur; nergisten olanı süreklilik taşımayan bir beraberliktir. Ayrıntısı rüyada çiçek görmek sayfasındadır.
Hurma yaprağı ve örülmüş yaprak
Hurma yaprağı ayrı kaydedilir ve üç eser de aynı yere koyar: saç mesabesindedir. Biri insandaki saça, biri koyundaki kıla, biri kadınlardaki saça benzetir. Saç gibi görünür, sayılır, kesilir ve yeniden çıkar. Bu yaprak bir kişinin görünen ziynetidir, kaybı telafi edilebilir cinstendir. Saç ve hurma bahisleri bu satırın iki ucudur.
Aynı yaprak örülünce okuma yükselir: örülmüş hurma yaprağı ülfet, muhabbet, zühd, ibadet, ilim ve takva tarafında kaydedilir. Ondan sepet ve hasır yapan kişi dokumacı, terzi, ev yapan usta ya da mühendisle tabir edilir. Mantık örgünün kendisindedir; tek yaprak dağılır, birbirine geçen yaprak iş tutar.
Aynı ölçü asmada da işler. Yaprakları ve kökleri birbirine dolanan asma, evlenmek isteyen için hayır tarafında okunur; gerekçesi doğrudan birbirine dolanmalarıdır. Tersi de aynı yerden çıkar: yaprakları birbirine hiç değmeyen iki bitki, yan yana durup birleşmeyen bir beraberliktir. Üzüm bahsi bu hattın devamıdır.
Yeşil yaprak getiren kuş
Yaprağın en bilinen sahnesi kendi maddesinde değil kuş bahsinde durur. Kaynak okumayı bir kıssaya bağlar: Nûh suyun hâlini öğrenmek için önce kargayı gönderir, karga bir leşe takılıp kalır; sonra güvercini gönderir ve güvercin ona yeşil bir yaprak getirir.
Okuma şudur: güvercin, sıkıntıda olan ya da uzakta yakını bulunan kişi için müjdedir. Yaprağın buradaki yeri ayrıca kayda değer, çünkü yaprak bu sahnede mal da örtü de değil delildir: suyun çekildiğinin, karanın çıktığının işareti.
Karşılığı bugün de küçük gelir ama büyük bilgidir: uzaktaki birinden gelen tek satırlık mesaj, sonucu nihayet çıkan bir dosya. Aynı madde hasta için ayrı bir kayıt tutar; yukarıdaki sebeple o okuma burada verilmez. Kuşun kendi bahsi rüyada güvercin görmek sayfasındadır.
Ağaç yaprağı mı, kâğıt yaprağı mı
Bu ayrım baştan sorulmalı. Klasik metinlerin dilinde aynı sözcük hem ağaç yaprağını hem kâğıdı hem gümüş parayı karşılar; o metinlerdeki geçişlerin çoğu ağaç tarafında değil bu iki homonimdedir. Türkçe de aynı kapıyı açık bırakır: kitabın yaprağı da yapraktır.
Pratik sonucu basit. Yaprağın üstünde yazı gördüyseniz yorum ağaç bahsinden çıkar, yazının bahsine geçer: dilekçe, sözleşme, tapu, rapor. Kaynaklarda yazılı mushaf yaprağını yiyen kişinin rızık bulacağı ayrıca kaydedilir; Kur’an bahsi burada devreye girer. Kâğıtla uğraşan kişi için tutulan kayıt ise serttir: insanlara hile öğreten adam, çünkü yazı bir hiledir.
Yani “yaprak gördüm” demek yetmez. Dalda mıydı, elde miydi, üstünde yazı var mıydı. Tabirin ayrıldığı yer burasıdır.
Psikolojik açıdan
Psikolojik okumada yaprak, kişinin bir dönemin neresinde durduğunu tarttığı sahnelerde çıkar. Anlatanın hatırladığı ayrıntı da çoğu zaman yaprağın kendisi değil hareketidir: duruyor muydu, dökülüyor muydu, savruluyor muydu. Yaprak toplamak ya da bir yaprağı saklamak da aynı yerde anlatılır.
Bu rüyalar en çok geçiş dönemlerinde sıklaşır; bir işin sonuna gelindiğinde, taşınırken, uzun bir ilişkinin ya da alışkanlığın sonbaharında. Tek bir yaprağa uzun uzun bakmak ise başka bir şeyi gösterir: büyük mesele dururken küçük bir ayrıntıya tutunmak.
İki okumanın buluştuğu yer de burasıdır. Klasik kaynak yaprağı örtüye ve vakte, psikolojik okuma döneme bağlar; ikisi de aynı soruyu sorar: mevsimin neresindesiniz.
Olumlu anlamları
- Yapraklar yerindeydi ve tazeydi: üstünüzdeki örtünün durması, işin ve evin yerinde kalması
- Elinize yaprak geçti, topladınız: toplandıkça artan bir kazanç
- Yaprağı için beslenen bir ağacın yaprağı çıkmıştı: beklenen faydanın tam vaktinde gelmesi
- Size yeşil bir yaprak getirildi: uzaktan gelen haber, sonucu çıkan bir bekleyiş
- Yaprağını dökmeyen bir ağaç gördünüz: mevsimle değişmeyen bir bağ, süren bir iş
Dikkat edilmesi gerekenler
- Yapraklar dökülüyordu: bir dönemin kapanması ve beklemenin uzaması
- Ağaç yapraksız, çıplak duruyordu: elin daralması ve saklının görünür hâle gelmesi
- Yaprak kurumuş, kavrulmuştu: geçim darlığı, rahatın kalmaması
- Tanımadığınız bir bahçeye yaprak dökümünde girdiniz: kaynaklarda kaygı olarak kaydedilir
- İncir yaprağı gördünüz: bu bahsin tek istisnası; pişmanlık tarafında okunur
Rüya günlüğü
Siz de bu rüyayı gördünüz mü?
Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.
Bağlantılı semboller
Sık sorulan sorular
Rüyada yaprak dökülmesi ne anlama gelir?
Klasik metinlerde yaprak dökümü tek başına bir felaket değil, bir zaman ölçüsüdür. İki eser bunu açıkça yapar: aynı bahçeye yaprak dökülürken girmek borçların ortaya çıkması ve ayrılık tarafında, meyve gelirken girmek rızık ve genişlik tarafında okunur. Ölçü de kendi içindedir; beklenen şeyin görünmesine ne kadar kaldıysa gecikme o kadardır. Yani rüyanın söylediği şey işin olup olmayacağı değil, ne kadar bekleyeceğinizdir.
Rüyada yeşil yaprak görmek neye yorulur?
Yeşil ve yerinde duran yaprak, örtünün üstte durması olarak okunur: iş yerinde, ev yerinde, dışarıya görünen hâl yerinde. Kaynaklardaki bir sahne bunu daha da somutlaştırır; suyun çekildiğini haber veren yeşil yaprak, sıkıntıda olan ya da uzakta yakını bulunan kişi için müjde tarafında kaydedilir. Küçük bir yaprağın taşıdığı bilgi büyüktür: tek satırlık bir haber, sonucu çıkan bir bekleyiş.
Rüyada kuru yaprak görmek kötü müdür?
Kaynaklarda kuruyan yaprak ile kuruyan beden tek maddede yan yana yazılır ve karşılığı geçim darlığı, elin daralması ve rahatın kalmamasıdır. Ancak kuruluk her yerde aynı okunmaz; yaş incir pişmanlıkken kuru incir helal mal sayılır. Belirleyici olan kuruluğun kendisi değil, o ağaçtan ne beklediğinizdir.
Rüyada yaprak para anlamına gelir mi?
Kaynaklarda bu okuma var ve gerekçesi dildedir. Korunmuş en eski tabir kitabı yaprağı mal diye kaydeder ve sebebini yazar: Araplar deveyi, koyunu ve mal çeşitlerini ağaç yaprağına benzeterek adlandırmıştır. Yani okuma yaprağın tabiatından değil konuşma âdetinden çıkar. Aynı sözcük o dilde kâğıt ve gümüş parayı da karşılar; bu yüzden yaprağın üstünde yazı gördüyseniz yorum ağaç tarafından kâğıt tarafına geçer.
Kaynaklar
Bu yorumda başvurulan kaynak alanları
Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.
- KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
bâbü'l-vâv, varaku'ş-şecer maddesi; ayrıca cefâf, bustân, âs, zifâru'l-havs ve sellâl maddeleri
- KitapMüntehabü'l-kelâm fî tefsîri'l-ahlâm
varaku'ş-şecer kaydı; bustân, nahle, hamâme ve nercis bahisleri. İbn Sîrîn'e nispet edilir; nispeti sahih değildir.
- KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Kuteybe
varaku'ş-şecer kaydı ve dil gerekçesi; bustân bahsi; mana ile tabir faslı
- KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Gannâm
onuncu makale (rüyanın kuvveti ve zayıflığı); tîn, âs ve kerm maddeleri
- KitapKavâidü tefsîri'l-ahlâmŞihâbüddîn en-Nablusî
ağaçlar babı ve yedinci fasıl
- İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
- WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?
Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı)