Rüyapedia
İnsanlar

Rüyada Arkadaş Görmek

Güncellendi ·


Genel anlamı

Türkçe bu sembolün eksenini kelimenin içine yazmış. “-daş” eki ortaklık bildirir ve ortak olunan şeyi kökte saklar: yoldaş yolu ortak olandır, sırdaş sırrı, meslektaş mesleği. Arkadaşta ortak olan şey arkadır: sırt, dayanılan taraf, geriden tutulan yer. Klasik usûlde muabbirin dilin iştikakını ve deyimlerini bilmesi aranan şartlardandır; bu sembolde o şart süs değil, doğrudan işleyen bir alettir.

Kelimenin işaret ettiği yer şudur: arkadaşlığı yerinde tutan dış bir tutamak yoktur. Kardeşliği nesep tutar, evliliği akit, komşuluğu adres, iş arkadaşlığını sözleşme. Arkadaşlıkta bunların hiçbiri yoktur. Bağ, iki tarafın onu sürdürmesinden başka hiçbir şeye yaslanmaz ve bırakıldığı yerde kalmaz. Bu yüzden rüyada arkadaş görmenin sorusu “kim geldi” değil, o bağın sahnede ne kadar yakında durduğudur.

Komşu semboller de tam bu noktada ayrışır. Kardeş verilmiş bir ortaklıktır ve okuması bölüşme üzerinden yürür: pay, sıra, yük. Misafir bir eşikten geçer ve sahne o ziyaretin başlayıp bitmesiyle sınırlıdır; arkadaşlıkta eşik yoktur, görülen şey süregiden bir bağdan alınmış bir kesittir. Tanımadığın biri bahsini kuran şey kişinin bilinmemesidir; arkadaş ise rüyaya giren en tanıdık yüzlerdendir. Sevgili bahsinde ölçü muhabbettir; arkadaşlıkta ölçü refâkat, yani yan yana durmaktır.

İslami rüya tabiri

Klasik tabirnâmeler akrabalık maddelerini tek tek sayar. Arkadaş çoğu derlemede kendi başlığını almaz; sahnesi üç ayrı bahsin altına düşer. Abdülganî en-Nablusî’nin Ta’tîru’l-enâm fî ta’bîri’l-menâm’ı, Halîl b. Şâhîn ez-Zâhirî’nin el-İşârât fî ilmi’l-ibârât’ı ve İbn Sîrîn’e nispet edilen külliyat bu üç bahsi ayrı ayrı işler. Sahneyi bu üçe dağıtmak klasik metinlerin “arkadaş” maddesi değil, bu sayfanın kendi tercihidir.

Sohbet. Arkadaşlığın gövdesi konuşmadır. Klasik tabirde söylenen sözün içeriği yorumun parçası olur; hatırlanan bir cümle varsa yorum ona bağlanır. Karşılıklı oturulup tek kelime edilmemesi de ayrıca kaydedilir, çünkü bu bahiste eksik olan şey doğrudan sözün kendisidir.

Arka. Kelimenin kendi tarafı. Buradaki yardımın ayırt edici yönü, yardım edenin mecbur olmamasıdır: ortada bir yükümlülük yoktur, buna rağmen durulmuştur. Kimsenin beklemediği bir yerde bekleyen, sorulmadığı hâlde gelen biri bu bahse girer.

Yoldaşlık. Beraber yürünen yol. Bu bahiste gidilen yön yorumun yarısıdır; ölçüleri rüyada yol görmek bahsindedir: yol belli miydi, ikiniz de aynı yere mi gidiyordunuz.

Hangi bahsin işleyeceğini sahne söyler. Ama sahneye bakmadan önce klasik usûlün bir kapısı vardır ve arkadaş sembolünde o kapı dardır: rüyada görünen yüz, o kişinin kendisi değildir. Muabbirin ilk şartı mecazî sureti hakikatinden karîne ile ayırabilmesidir; TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Rüya” maddesi tabircide aranan ehliyeti sayarken bunu başa koyar. Aksine bir karîne yoksa görünen yüz suret tarafında kalır. Geleneğin bir sureti doğrudan sahibiyle özdeşleştirdiği yer ayrıca kayda geçirilmiştir: Hz. Peygamber’i rüyada görenin gerçekten görmüş olduğu, şeytanın onun suretine giremeyeceği bildirilir (Buhârî, Ta’bîr 2, 10; Müslim, Rü’yâ 10 (2266)). Bu istisnanın ayrıca kaydedilmiş olması ile sıradan bir yüzün suret sayılması arasındaki bağ klasik metinlerin kendi cümlesi değil, buradan yapılan bir çıkarımdır.

Karşılığı şudur: rüyada arkadaşınızın size sırt çevirmesi, onun uyanıkken ne düşündüğüne dair bir kayıt taşımaz. Tabir edilen şey kişi değil, arkadaşlığın sizdeki güncel hâlidir.

Bundan sonraki bölümler sahneleri mesafeye göre ayırır, çünkü bu sembolde yorumu asıl açan ayrıntı arkadaşınızın kim olduğu değil, sahnede nerede durduğudur.

Rüyanızı bulun

Rüyanızda ne oldu? Kısaca nasıl okunur
Arkanızda durdu Kelimenin kendi tarafı: dayanılan yer
Sıkıştığınız yerde elinden geleni yaptı Mecbur olmadığı hâlde tutulan el
Siz ona yardım ettiniz Aynı bahis ters yönde: sizden beklenen taraf
Size bir şey verdi Verilenin cinsi yorumu belirler
Yan yana yürüdünüz, bir yere gittiniz Yoldaşlık; gidilen yön yorumun yarısıdır
Oturup uzun uzun konuştunuz Sohbet tarafı: hatırlanan söz yorumun parçasıdır
Karşılıklı oturdunuz ama konuşulmadı Kurulamayan söz alışverişi
Sarıldınız, barıştınız Uzun süredir kurulmayan temasın kurulması
Kalabalık bir arkadaş grubu vardı Ölçü kişiden topluluğa geçer
Karşınızda durdu, sizinle tartıştı Yakınlığın hesap sorulan yüzü
Kavga ettiniz Kavga kendi bahsidir; konusu neyse yorum ona bakar
Küsmüş olduğunuz bir arkadaşınızdı Kapanmamış bir konuşma
Sırtını döndü, sizi görmezden geldi Seçimin tek taraflı kaldığı duygusu
Ağladığını ya da hasta olduğunu gördünüz Ona dair endişenin uykuya geçmesi
Uzaklaştı, çekip gitti Ölçülen şey kişi değil aradaki mesafedir
Öldüğünü gördünüz Ecel haberi sayılmaz; kapanan bir hâl
Vefat etmiş bir arkadaşınızı gördünüz Ayrı bahis; hatırlatılan karşılık duadır
Yıllardır görüşmediğiniz eski bir arkadaştı Bugünkü bir mesele geçmişin diliyle anlatılıyor
Yüzü tanıdıktı, adını çıkaramadınız Adı konmamış bir yakınlık ihtiyacı
Rüyadaki arkadaşınızı hiç tanımıyordunuz Sahne kişiye değil, arkadaşlık ihtiyacına bakar

Arkanızda durduysa

Kelimenin kendi tarafı burada işler ve okuması dolaysızdır: arkada duran, dayanılan yerdir. Ayırt edici olan yardımın büyüklüğü değil mecburiyetin yokluğudur. Bir işe girişirken kimin destek çıkacağı belli değilse, sahne çoğunlukla o belirsiz yere karşılık gelir.

Aynı bahis ters yönde de okunur. Yardım eden siz olduğunuzda tartılan şey size gelen destek değil, sizden beklenen paydır; iki sahne aynı satıra yazılmaz.

Size bir şey verilmesi de bu bahse bağlanır, fakat yorumu veren kişi değil verilen şey belirler. Yiyecek, para, giysi ve anahtar klasik metinlerde ayrı ayrı ele alınır; sahnede hatırlanan nesne hangisiyse yorum onun kendi maddesine bakar.

Yanınızda yürüdüyseniz

Bahis yoldaşlığa geçtiğinde tartılan şey yardım değil beraberliktir. Yan yana durmak aynı yöne bakmaktır; sorulacak şey de yardımın yeterli olup olmadığı değil, ikinizin aynı yere gidip gitmediğidir.

Bu yüzden aynı sahnede durmak tek başına yakınlık saymaz. Yan yana yürünen yolda iki kişinin ayrı yerlere gittiği anlaşılıyorsa yorum beraberliği değil ayrışmayı gösterir. Yolun kendisi belirsizse ya da nereye çıktığı bilinmiyorsa ölçüler yol bahsine devredilir.

Kalabalık bir grup içinde görülen arkadaş da burada ayrı tutulur. Orada ölçü kişiden topluluğa geçtiği için sahne rüyada kalabalık görmek ölçüleriyle karşılanır: tartılan şey bir bağ değil, içinde durulan çevredir.

Karşınızda durduysa

Karşı karşıya durmak arkadaşlığın olağan hâli değildir. Yan yana duran iki kişi bir mesele çıktığında karşı karşıya geçer; sahnenin kendisi zaten bunu söyler.

Sahne sese ve harekete dönmüşse yorum rüyada kavga etmek bahsine geçer ve orada belirleyici olan sesin yüksekliği değil, neyin üstüne kavga edildiğidir. Söze dönmüşse sohbet bahsi işler; ses yükselse bile alışveriş kurulmuş sayılır. Konuşmak isteyip de sesinizin çıkmaması ya da karşı tarafın duymaması ise ayrı kaydedilir: söz hâlâ ağızdadır.

Küsmüş bir arkadaş bu bölümün en çok aranan sahnesidir ve gelenek burada acele bir hüküm vermez. Bakılan yer dargınlığın büyüklüğü değil yarım kalan şeydir, o da çoğunlukla bir konuşmadır: ağza gelip söylenmemiş bir cümle, sorulmamış bir soru, karşılığı verilmemiş bir kırgınlık. Sohbet bu sembolün gövdesi olduğu için, konuşmanın kapanmamış olması sahneyi kendiliğinden açık bırakır. Uyanınca geriye öfke kalması ile boşluk kalması aynı yere çıkmaz: birincisinde ağırlık sizin tarafınızdadır, ikincisinde yorum bağın kendisine bakar.

Tasavvuf geleneğinden derlenen âdâbda tekrar tekrar görülen rüyanın sahih sayıldığı kaydedilir. Kaide rüyanın kendisi hakkındadır, yorumu hakkında değil; ama bu bahiste bir pratiği olur: aynı yüzün haftalarca girmesi, tek bir gecelik sahneyle bir tutulmaz.

Aynı derlemede rüyanın ehli olmayanlara tabir ettirilmemesi istenir ve anlatılmamış rüya açılmamış mektuba benzetilir. Rivayetlerde de rüyanın anlatılmadığı müddetçe bir kuşun ayağında durduğu, anlatılınca düştüğü bildirilir (Tirmizî, Rü’yâ 6 (2279, 2280); Ebû Dâvûd, Edeb 96 (5020)). Küskünlük sahnesinde bu âdâbın karşılığı somuttur, çünkü rüyanın konusu olan kişi çoğu zaman onu ilk anlatacağınız kişidir: henüz tabir edilmemiş bir sahne, tarafların eline delil diye geçer. Huzursuz eden rüyaların ardından ne yapıldığı kötü rüyanın ardından yapılacaklar sayfasında toplanmıştır.

Ne demek değil: Bu sahne, karşı tarafın pişman olduğunun ya da sizi aramak üzere olduğunun bildirimi değildir. Klasik metinler rüyaya böyle bir işlev yüklemez. Huzursuz eden sahnelerde geleneğin ölçüsü bellidir: Diyanet İşleri Başkanlığı yayını Hadislerle İslâm, Hz. Peygamber’in rüyaların daima hayra yorulmasını istediğini kaydeder.

Uzaklaşıyorsa ya da hiç yoksa

Mesafe açıldığında okuma bu sayfadan çıkmaya başlar. Sırtı size dönük uzaklaşan bir arkadaşta tabir edilen şey artık duran değil çekilendir; ölçüleri rüyada ayrılmak bahsindedir. Sırtını dönüp sizi görmezden gelmesi ise gitmekten ayrı okunur: orada mesafe değil, seçimin tek taraflı kalmış olması tartılır.

Mesafenin en uç hâli ölüm sahnesidir. Klasik tabirde ölüm görüntüsü kişi hakkında değil, kapanan bir hâl hakkında okunur: biten bir dönem vardır, yerini başkası alır.

Ne demek değil: Bu sahne bir ecel haberi değildir; ecele dair bilgi zaten tabircinin alanında değildir.

Sahnenin arkadaşlığa özgü yanı, sayfanın baştaki eksenine geri döner. Bu bağı tutan bir kan bağı ya da ortak bir adres olmadığı için arkadaşlıkta kayıp genellikle ölümle değil temasın kesilmesiyle gelir; sahne de çoğu zaman araya bir şehir ya da uzun bir sessizlik girdiği dönemlerde anlatılır. Sönmekte olan bir bağın uykuda ölüm suretiyle görünmesi, bu okumada şaşırtıcı değildir.

Vefat etmiş bir arkadaşı görmek bundan ayrı bir bahistir; ölçüleri rüyada ölmüş birini görmek sayfasında ele alınır. Gelenek orada geride ödenmemiş bir yükümlülük kalıp kalmadığına bakar ve hatırlattığı karşılık duadır.

Yüzü var, adı yok

Arkadaş rüyalarının kendine has bir arızası var. Kişi sahnenin içinde net biçimde “arkadaşım” diye bilinir, uyanınca kim olduğu hatırlanmaz. Bazen uyanık hayatta hiç tanımadığınız biri, rüyanın içinde yıllanmış bir arkadaştır.

Klasik okumada burada tabir edilecek bir kişi yoktur, çünkü ortada tanımlanmış bir kişi yoktur. Tartılan şey doğrudan bağın kendisidir: bir yakınlık vardır, adı konmamıştır. Yeni bir şehre taşınmış, iş değiştirmiş ya da uzun süredir doğru dürüst bir konuşma yapmamış kişilerin bu sahneyi daha çok anlattığı söylenir.

Eski arkadaşlar da adsız yüzlerle aynı bölümde durur, çünkü ikisinde de sahne bugünkü kişiyi getirmez. Orada yorum kişiye değil, o kişinin ait olduğu döneme bakar. Uyku bir meseleyi en iyi bildiği sahneyle anlatır; bugünkü bir yalnızlık, on yıl önceki bir sınıfın diliyle görünebilir. Sorulacak şey o kişiyi neden gördüğünüz değil, o dönemde sizde ne olduğudur.

Buradaki yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir; dinî bir hüküm veya fetva niteliği taşımaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında belirtildiği üzere rüyalar bir delil değildir, onlarla amel edilmez.

Psikolojik açıdan

Psikolojik okumada arkadaşlığın ayırt edici yanı yine aynı yerdedir: bu bağı yerinde tutan kurumsal bir çerçeve yoktur. Nüfus kaydı, akit ve sözleşme başka bağları taşır; arkadaşlığı yalnız temas taşır. Arkadaş rüyalarının taşınma, iş değişikliği ve çevre değişikliği dönemlerinde daha sık anlatıldığı söylenir; bunlar temasın seyreldiği dönemlerdir.

C. G. Jung’un İnsan ve Sembolleri’nde işlenen okumada tanıdık bir figür rüyaya çoğu zaman kendi başına değil, kişinin onunla özdeşleştirdiği huyla birlikte girer. Belirleyici olan hangi arkadaşın geldiği değil, o arkadaşın sizde neyin adı olduğudur: cesaret, rahatlık, savsaklama, ne ise. Sahnede o huy ne yapıyorsa yorum oraya bakar.

Küskünlük sahnelerinin sık bildirilmesi de bitmemiş konuşmalarla açıklanır. Kapanmamış bir diyalog zihinde açık kalır ve uykuda tamamlanmaya çalışılır. Bu okumada da sahne öbür tarafın aklından geçeni değil, sizin hesabınızın kapanmadığını gösterir.

Olumlu anlamları

  • Sohbet ettiyseniz: söz alışverişinin kurulması
  • Arkanızda durduysa ya da yardım ettiyse: beklenmeyen yerden gelen destek
  • Yan yana yürüdüyseniz: aynı yöne bakmak
  • Barıştıysanız: uzun süredir kurulmayan temasın kurulması
  • Size bir şey verdiyse: verilenin cinsine göre okunan bir imkân

Dikkat edilmesi gerekenler

  • Sırtını döndüyse: seçimin tek taraflı kaldığı duygusu
  • Küsmüş bir arkadaşı gördüyseniz: kapanmamış bir konuşma
  • Uzaklaşıp gittiyse: ayrılık bahsine geçen bir mesafe
  • Tartıştıysanız: yakınlığın hesap sorulan yüzü
  • Adını çıkaramadıysanız: adı konmamış bir yakınlık ihtiyacı

Rüya günlüğü

Siz de bu rüyayı gördünüz mü?

Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.

Bağlantılı semboller

Sık sorulan sorular

Rüyada küsmüş olduğunuz bir arkadaşı görmek ne anlama gelir?

Bu sembolde en çok aranan sahne budur ve klasik okuma onu karşı taraf hakkında bir haber saymaz. Küskünlükte yarım kalan şey çoğunlukla bir konuşmadır; sahne o konuşmanın kapanmadığını gösterir, öbür tarafın pişman olduğunu değil. Huzursuz eden sahnelerde geleneğin ölçüsü zaten hayra yormaktır. Uyanınca geriye öfke kalması ağırlığı sizin tarafınıza, boşluk kalması bağın kendisine yazar.

Rüyada gördüğüm arkadaş hakkında bir haber var mıdır?

Klasik usûlde tabircinin ilk işi mecazî sureti hakikatinden karîne ile ayırmaktır. Aksine bir karîne yoksa rüyada görünen yüz suret tarafında kalır ve kişinin kendisi sayılmaz. Bunun karşılığı açıktır: arkadaşınızın rüyada size sırt çevirmesi, onun uyanıkken ne düşündüğüne dair bir kayıt taşımaz. Tabir edilen şey kişi değil, arkadaşlığın sizdeki hâlidir.

Rüyada yıllardır görüşmediğim eski arkadaşları görmek ne demek?

Eski arkadaş sahnesinde yorum kişiye değil, o kişinin ait olduğu döneme bakar. Uyku bir meseleyi çoğu zaman en iyi bildiği sahneyle anlatır; bugünkü bir yalnızlık ya da bir çevre değişikliği, on yıl önceki bir sınıfın diliyle görünebilir. Bu yüzden sorulacak soru o kişiyi neden gördüğünüz değil, o dönemde sizde ne olduğudur.

Rüyada arkadaşın öldüğünü görmek kötüye mi işaret eder?

Klasik tabirde ölüm sahnesi kişi hakkında değil, kapanan bir hâl hakkında okunur: biten bir dönem vardır, yerini başkası alır. Ecele dair bilgi zaten tabircinin alanında değildir. Arkadaşlıkta bu sahnenin kendine has yanı şudur: bu bağı tutan bir kan bağı ya da ortak bir adres olmadığı için asıl kaygı ölüm değil, görüşme seyrekleşince bağın kendiliğinden sönmesidir.

Kaynaklar

Bu yorumda başvurulan kaynak alanları

Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.

  • İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)

    Derlemelerde arkadaşın kendi başlığı yoktur; sohbet, yardım ve yoldaşlık bahisleri ayrı ayrı işlenir. Sahneyi bu üçe dağıtmak bu sayfanın okuma tercihidir.

  • KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
  • Kitapel-İşârât fî ilmi'l-ibârâtHalîl b. Şâhîn ez-Zâhirî
  • AkademikTDV İslâm Ansiklopedisi, "Rüya" maddesi

    Muabbirin ehliyeti: mecazî sureti hakikatinden karîne ile ayırmak; dilin iştikakını ve deyimlerini bilmek.

  • İslami kaynakBuhârî, Ta'bîr 2, 10; Müslim, Rü'yâ 10 (2266)

    Hz. Peygamber'i rüyada görenin gerçekten görmüş olduğu, şeytanın onun suretine giremeyeceği rivayetinin kaynakları.

  • İslami kaynakTirmizî, Rü'yâ 6 (2279, 2280); Ebû Dâvûd, Edeb 96 (5020)

    Rüyanın anlatılmadığı müddetçe kuşun ayağında durduğuna dair rivayetin kaynakları.

  • AkademikTasavvufta Rüya TabiriA. Demir

    Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi 1/9, s. 41-49: tasavvuf geleneğinden derlenen tabir âdâbı; tekrar görülen rüyanın sahih sayılması, rüyanın ehliyetsiz kişilere anlatılmaması

  • KitapHadislerle İslâmDiyanet İşleri Başkanlığı

    c. 1, s. 467: rüyaların daima hayra yorulmasının istenmesi

  • WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?

    Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı): "rüyalar bir delil değildir, onlarla amel edilmez"

  • Psikolojiİnsan ve SembolleriC. G. Jung