Rüyada Yıkık Binada Gezmek
Güncellendi ·
Genel anlamı
Bu rüyada olup biten her şey tek bir fiildir: yürüyorsunuz. Kapı ya yok ya açık, tavanın yarısı gitmiş, otlar bacaya kadar çıkmış; siz bir odadan öbürüne geçiyorsunuz. Kimse kovalamıyor, üstünüze bir şey düşmüyor. Aklınızda kalan da bir olay değil, dolaşıp durmuş olmanın hissi oluyor.
Yorumun düğümü tam buradadır. Klasik tabirde yürümenin kendi başına bir karşılığı vardır ve o karşılık rızık aramaktır. Ayakta olmak, gidip bakmak, kapı kapı dolaşmak: hepsi geçim tarafında okunur. Harâbe ise tarifi gereği hiçbir şey vermeyen yerdir.
İkisi yan yana gelince bu sayfanın cümlesi çıkar: karşılığı kalmamış bir yerde karşılık aramak. Bugünkü hâli tanıdıktır: kapanmış bir şirketin sahibini aramayı sürdürmek, ödemeyeceğini artık bildiğiniz bir alacağın peşinde bir sene daha koşmak.
Yıkıntının kime karşılık geldiği, onu neyin yıktığı ve yapının parçalarının nasıl okunduğu rüyada yıkık bina görmek sayfasındadır. Burada tek bir sahne var: içeride olmak.
İslami rüya tabiri
Gezerken tam olarak ne oldu?
| Rüyanızda ne oldu? | Kısaca nasıl okunur |
|---|---|
| İçeride hiç kimse yoktu | Kaydın asıl şartı; sizden büyük bir tarafın ortasında iş görmek |
| İçeride insanlar vardı, yer ıssız değildi | Umulmadık yerden gelen bir açılma |
| Yapı tek başınaydı, çevresinde başka ev yoktu | Yalnız duran yapı ayrıca kaydedilir |
| Karanlıktı, nereye bastığınızı görmüyordunuz | Karanlık yol doğrudan sapma tarafındadır |
| Işık vardı, önünüzü görüyordunuz | Dağınıklık var ama yön belli |
| Yürüdünüz, yürüdünüz, bir yere varmadınız | Faydası çıkmayacak bir işe dalmak |
| Bir şey arıyordunuz ve buldunuz | Aramakla dirilen, bırakılmış bir talep |
| Aradınız, bulamadan çıktınız | Emek kayıtlı, karşılık henüz görünmemiş |
| Girdiniz ve çıktınız | Eşiğine gelinip dönülen bir zorluk |
| Çıkacak yeri bulamadınız | Ayrı bahis; buradaki kayıt haber olarak verilmez |
| Sağlam bir yerden çıkıp yıkıntıya girdiniz | Karşı tarafın elinin güçlenmesi |
| Yıkıntıdan çıkıp sağlam bir yere geçtiniz | Hasmın eli boş dönmesi |
| Aşağıya, bodruma ya da çukura indiniz | İndiğiniz yer, gittiğiniz işin sonunu gösterir |
| Çıkarken ezik ve yenik bir hâldeydiniz | Çıkışın gösterdiği ölçüde elden çıkan bir şey |
| Çıkarken yol hazırlığındaydınız, taşınıyordunuz | Aynı kayıt; bu defa kendi kararınızla |
| İçeride ateş yakıp insanları çağırdınız | Dayanağı olmayan bir işe insan toplamak |
| İçeride kuyu kazdınız ya da toprağı sürdünüz | Durmuş bir işin yeniden tutması |
Yürümek burada bir arama fiilidir
Bu bahsin en az bilinen kaydı yıkıntıyla değil, doğrudan yürümekle ilgilidir. Eserlerden biri yürümeyi müstakil bir madde yapar ve karşılığını tek kelimeyle verir: rızık talebi. Rüyada adım atmak, tabirde yer değiştirmek değil aramaktır.
İkinci kayıt sahneyi tamamlar. Issız, yerleşimi olmayan arazi maddesinde önce o yerin kendisi tarif edilir: sıkıntıdan genişliğe, darlıktan ferahlığa, günahtan tövbeye, zarardan kâra geçiş. Sonra aynı maddede fiil ayrılır: orada yürümek, faydası çıkmayacak bir işe dalmaktır.
Aradaki fark bu sayfanın belkemiğidir. Yer bir geçiştir; içinde dolaşmak ise geçmemektir. Bir dönemin bittiği yerde durup o dönemi arşınlamak, geçmenin kendisini erteler: eski işyerinin haberlerini takip etmeyi bırakamamak, kapanmış bir ortaklığın hesabını aylarca kendi kendine yeniden çıkarmak.
Şart tek: içeride kimse var mıydı
İki ayrı eser bu sahneyi neredeyse aynı cümleyle kaydeder ve ikisi de aynı ayrıntıyı koyar: içinde insan olmayan bir yıkıntı. Bir nüsha ıssızlığı daha da ileri götürür ve orada ne bir bina izi ne de bir kimse bulunduğunu söyler. Yani ağırlığı taşıyan şey moloz değildir, insansızlıktır.
Kaydın karşılığı ilk bakışta tuhaf gelir: kişinin gücünün yetmeyeceği bir topluluğun içinde kalması. Rüyada kimse yoktur ama yorumda bir kalabalık vardır; çünkü o kalabalık rüyada değil, hayattadır. Alacaklıların ortasında tek başına kalmak. Dilini bilmediğiniz bir ülkede resmî bir iş yürütmek. Karşınızda üç büyük firma olan bir ihaleye tek başına girmek.
Bu okumanın ispatı aynı listenin devamındadır. Kişinin kendini nerede bulduğunu sayan o listede yıkıntının tam karşısında mamur ve insanı çok bir belde durur; karşılığı umulmadık bir yerden gelen, yenilenmiş bir nimettir. Bir şehre girmek ise kişiyle insanlar arasında uzlaşma sayılır. Demek ki listenin ekseni saray ile harâbe değil, insanlı ile insansızdır.
Komşu bir kayıt daha var: ev maddesinde bir yapıya girmek anlatılırken, o yapının öteki evlerden ayrı durup durmadığı ayrıca şart koşulur. Tek başına kalmış bir bina, sırf yalnız olduğu için başka okunur.
Karanlık, hükmü belirleyen ikinci ayrıntı
Bir eserde yıkıntı satırının hemen yanında şu kayıt durur: nur hidayettir, karanlık sapmadır, karanlık yol ise yoldan çıkmaktır. Bu, yıkıntıda dolaşmanın niçin sapma tarafında okunduğunu açıklar. Orada ne ışık vardır ne de yol.
Bu yüzden önünüzü görüp görmediğiniz gerçek bir ayrımdır. Nereye bastığınızı bilerek yürüdüyseniz sahne yumuşar: dağınık bir işin içindesinizdir ama yönünüzü biliyorsunuzdur. El yordamıyla ilerlediyseniz mesele işin dağınıklığı değil, yönün kaybolmasıdır; bunun için rüyada kaybolmak sayfasına da bakılabilir.
Nereden girdiniz, nasıl çıktınız
Ev maddesi bir yapıya girip çıkmayı basamak basamak ayırır ve bu sahnenin en işe yarar ölçüsü oradan çıkar. Bir yapıya girip sonra oradan çıkabilmek, eşiğine kadar gelinip üstünden geçilen bir zorluk tarafındadır; kayıttaki ağırlık sondaki kurtuluştadır. Girip de çıkacak yeri bulamamak ayrı bir bahistir ve oradaki okuma bu sayfada haber olarak verilmez.
Asıl ince kayıt şu: nasıl çıktığınız da ölçüye giriyor. Bir yapıdan ezilerek çıkmak, yolcu gibi çıkmak ya da taşınıyor gibi çıkmak ayrı ayrı sayılır ve hepsi kişinin elindekinden bir şeyin çıkmasına bağlanır. Ölçü açıktır: çıkışın gösterdiği kadar. Kapı önüne konularak ayrılmakla kendi kararınızla istifa etmek arasındaki farkı bundan kısa anlatmak zor.
Girdiğiniz yön de kayıtlıdır. Sağlam, korunaklı bir yerdeyken kendini boş ve açık bir arazide bulmak, hasmın elinin güçlenmesi sayılır; boşluktayken bir dağa ya da suya geçmek ise tersidir ve karşı taraf eli boş döner. Yani bu rüyada asıl cevap bazen mekânda değil, hangi yönde hareket ettiğinizdedir.
Aşağıya inmek ayrı bir maddeye bağlanır: inilen yer, kişinin yöneldiği işin sonunu gösterir. Yeşil bir çayıra inmekle bir yıkıntıya inmek aynı yazılmaz; ikincisi hem varılacak yerin hayırsızlığına hem de elindekini sıkı tutmaya bağlanır.
İçeride ne yaptıysanız, yorum ona döner
Bu sahnede eliniz boş durmadıysa yorum fiilinize kayar.
Harâbede ateş yakıp insanları başına çağırmak ayrıca kaydedilmiştir ve kayıt serttir: kişi onları doğru olmayan bir yola çağırıyordur. Aynı satıra düşülen not daha da dikkat çekicidir; o çağrıya ancak o beladan nasibi olanlar cevap verir. Bugünkü karşılığı dayanağı olmayan bir işe ortak toplamaktır.
Karşı taraftaki fiil bu bahsin en umut verici kaydıdır. Bir eser, bırakılmış bir arazinin şenlendirilmesini, çökmüş bir kuyunun yeniden kazılmasını ve aramakla diriltilen ölü bir talebi tek satırda yan yana sayar. Ortak noktaları aynıdır: durmuş bir şeyin insan eliyle yeniden hareket etmesi.
Aynı eserde bu sahnenin anlatılmış bir vakası da var. Adamın biri üç gece üst üste aynı rüyayı görür ve Basra’ya gitmesi söylenir. Gider, on gün semtleri dolaşır, hiçbir şey çıkmaz; ümidini keser, bu yola çıktığı için kendine kızar. Sonra bir gün bir harâbeye girer, karanlık bir oda görür, orayı karıştırır ve bir defter bulur. Defterden hiçbir şey anlamaz, çünkü İbranîce yazılmıştır. Bağdat’ta bir gence götürür, o tercüme eder; defterin içindekiler tabir ilmine dairdir.
Vaka iki şey söylüyor. On günlük dolaşma bir şey vermemiş, tek bir yere girmek vermiştir; bulduğu şey de kendi başına değil, bir başkasının eliyle okunur hâle gelmiştir. Ayrıntısı için rüyada define bulmak ve rüyada kitap görmek sayfalarına bakabilirsiniz.
Ne demek değil: Buradaki hiçbir satır bir kişinin ömrü, sağlığı ya da başına geleceği hakkında bilgi vermez; tabir bir haber değil, bir okuma usûlüdür. Yazılanlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir ve dinî bir hüküm, fetva ya da tıbbi tavsiye sayılmaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında da rüyaların dinde delil olmadığı ve rüyalarla amel edilmeyeceği belirtilir.
Psikolojik açıdan
Psikolojik okumada bu rüyanın ayırt edici tarafı yıkıntı değil, hareketin amaçsız olmasıdır. Anlatan kişi genellikle nereye gittiğini hatırlamaz; sadece geçtiği odaları, açık kalmış bir kapıyı, altı çökmüş bir merdiveni sayar.
Bu sahneler çoğunlukla bir karar askıdayken sıklaşır: bırakılmış ama resmen kapatılmamış bir iş, konuşulmamış bir ayrılık, ertelenen bir taşınma. Zihin kapanmamış olanı arşivlemez; içinde dolaşılabilen bir mekân hâline getirir.
İki okuma da aynı yerde buluşur. Klasik kayıt yürümeyi bir arayış sayar, psikolojik okuma da dolaşmayı kapanmamış bir işin belirtisi sayar. İkisinin birlikte sorduğu soru şudur: orada tam olarak neyi arıyordunuz?
Olumlu anlamları
- İçeride insanlar vardı: aynı listede umulmadık yerden gelen bir açılma
- Girdiniz ve çıktınız: eşiğine gelinip dönülen bir zorluk
- Bir şey arayıp buldunuz: aramakla dirilen, bırakılmış bir talep
- Yıkıntıdan çıkıp sağlam bir yere geçtiniz: karşı tarafın eli boş dönmesi
- İçeride kuyu kazdınız ya da toprağı sürdünüz: durmuş bir işin yeniden tutması
Dikkat edilmesi gerekenler
- İçeride kimse yoktu: gücünüzün yetmeyeceği bir topluluğun ortasında iş görmek
- Karanlıktı, nereye bastığınızı görmüyordunuz: aynı yerde karanlık yol sapma sayılır
- Yürüdünüz ama bir yere varmadınız: faydası çıkmayacak bir işe dalmak
- Sağlam bir yerden çıkıp yıkıntıya girdiniz: karşı tarafın elinin güçlenmesi
- Çıkarken ezik ve yenik bir hâldeydiniz: çıkışın ölçüsünce elden çıkan bir şey
Yıkık Bina rüyasının diğer ayrıntıları
Rüyanızdaki ayrıntıyı seçin, o ayrıntıya özel yoruma gidin.
Ne oldu, ne yaptınız?
Rüya günlüğü
Siz de bu rüyayı gördünüz mü?
Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.
Ana yoruma dön
Bu rüyanın genel anlamı ve tüm ayrıntıları için.
İlgili rüyalar
Rüyanızdaki sahne bunlardan birine daha çok benziyorsa oradan devam edin.
Bağlantılı semboller
Sık sorulan sorular
Rüyada yıkık binanın içinde gezmek kötüye mi işarettir?
Kaynaklar bu sahneyi tek başına ağır saymaz; bir şarta bağlar. İki ayrı eserde kayıt aynı ayrıntıyla verilir: içeride kimsenin olmadığı bir yıkıntı. Ağırlığı taşıyan şey moloz değil, insansızlıktır. Aynı listede insanı çok, şenlikli bir yerde bulunmak umulmadık bir açılma tarafında yazılıdır. Yani rüyanızı hatırlarken sorulacak ilk soru binanın hâli değil, orada başka biri olup olmadığıdır. En eski kayıtta bu okumanın bir de görene bağlı şartı vardır ve o şart kök sayfada anlatılır.
Rüyada yıkık binadan çıkmak ne anlama gelir?
Girmekle çıkmak ayrı kaydedilmiştir. Bir yapıya girip sonra oradan çıkabilmek, kaynaklarda eşiğine kadar gelinip üstünden geçilen bir zorluk tarafındadır ve kayıttaki ağırlık sondaki selâmettedir. Çıkamamak ise bambaşka bir bahistir ve buradaki okuma haber olarak verilmez. Bir ayrıntı daha var: nasıl çıktığınız da ölçüye giriyor. Ezilerek, yenik bir hâlde çıkmak ile yol hazırlığı yapmış gibi çıkmak aynı yerde ayrı ayrı yazılır ve kaynak ölçüyü açıkça koyar: çıkışın gösterdiği kadar.
Rüyada yıkık binada bir şey aramak ne demektir?
Aramak bu sahnenin en umut verici hâlidir. Kaynaklardan biri, bırakılmış bir arazinin şenlendirilmesini, çökmüş bir kuyunun yeniden kazılmasını ve ölü bir talebin aranarak diriltilmesini aynı satırda sayar. Bugünkü karşılığı gayet somuttur: yıllardır dokunulmayan bir dosyayı açmak, tahsilinden vazgeçilmiş bir alacağı yeniden takip etmek, yarım bırakılmış bir ruhsat işini baştan yürütmek. Aradığınızı bulduysanız okuma güçlenir; bulamadan çıktıysanız emek kayıtlıdır, karşılığı henüz görünmemiştir.
Kaynaklar
Bu yorumda başvurulan kaynak alanları
Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.
- KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
harâb maddesi; ayrıca dâr, mefâze, hısn, nüzûl maddeleri ve kişinin kendini nerede bulduğunu sayan bilâd listesi
- KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Gannâm
el-harâb ve el-meşy bahisleri; ayrıca zikru'l-medâin bahsi ve aynı bulunulan yer listesi
- KitapMüntehabü'l-kelâm fî tefsîri'l-ahlâm
harâbü'l-umrân bahsi; nur ile zulmet kaydı, harâbede ateş yakmak, ölü talebin diriltilmesi ve harâbede defter bulan adamın vakası. İbn Sîrîn'e nispet edilir; nispeti sahih değildir.
- İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
- WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?
Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı)