Rüyapedia
Para

Rüyada Define Bulmak

Güncellendi ·


Genel anlamı

Kelimenin kendisi rüyanın çerçevesini kuruyor. Define, Arapçada gömmek anlamına gelen defn kökünden gelir; Türkçede aynı kökten gelen fiil defnetmektir. Halk dilindeki karşılığı da doğrudan gömüdür. Yani bu sembolün ilk vasfı kıymetli olması değil, gömülmüş olmasıdır.

Tabir usûlü bu ayrıntıya bakmayı gerektirir: TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Rüya” maddesinde muabbirin ehliyeti sayılırken dilin iştikakını, atasözlerini ve deyimlerini bilmek açıkça şart koşulur.

Gömmek bir kaza değil karardır. Bir şey düşürülür, unutulur, çaldırılır; ama gömülmesi için birinin onu eline alması, bir yer seçmesi, üstünü kapatması ve geri dönmeyi düşünmesi gerekir. Define rüyasında sahneyi kuran kişi bu yüzden rüyayı gören değil, ondan çok önce iş görüp ortadan çekilmiş olan eldir.

Bulma sahnelerinin birbirinden ayrıldığı yer de burasıdır. Rüyada para bulmak sayfasında kimse bir şey saklamamıştır; para birinin cebinden düşmüştür, düşüren kişi hayattadır ve kaybını yeni fark etmiştir. Rüyada altın bulmak sayfasında bulanın yapacağı tek hareket elini uzatmaktır, çünkü mal zaten görünürdedir. Definede ikisi birden değişir: sahneye önce girmiş biri vardır ve onu zaman silmiştir; üstelik o kişinin kapattığı toprak açılmadan malın görünmesi mümkün değildir.

Bu iki değişiklik yorumu tek bir soruya bağlar. Define rüyasında sorulan şey “elime ne geçti” değil, “buraya kim, ne zaman ve niçin koydu”dur. Sayfadaki bütün ayrımlar bu sorunun altından çıkar.

İslami rüya tabiri

Klasik tabirnâmelerde define kendi başına geniş bir madde değildir; gömülü ve gizli mal, çoğunlukla mal, altın ve toprak bahislerinin içinde geçer. İbn Sîrîn’e nispet edilen külliyatta, Abdülganî en-Nablusî’nin Ta’tîru’l-enâm fî ta’bîri’l-menâm’ında ve Halîl b. Şâhîn ez-Zâhirî’nin el-İşârât fî ilmi’l-ibârât’ında malın ne hâlde bulunduğu ayrı ayrı kaydedilir. Bu sayfadaki üç eksen oradan çıkar: gömen el, unutulmuş sahiplik ve kazı.

Tabir âdâbının burada işleyen ölçüsü baştan söylenmelidir: rüya mevsime, mekâna, şahıslara, görene ve görülene göre farklı yorumlanır. Aşağıdaki karşılıklar herkeste aynı okunmaz.

Gömen el: saklanan şey kaybolmuş sayılmaz

Bir malı gömen kişinin niyeti onu elden çıkarmak değil, korumaktır. Gömme işi tehlikeli bir vakitte, uzun bir yolculuk öncesinde ya da güvenilecek bir yer bulunamadığında yapılır ve içinde daima bir geri dönme niyeti taşır.

Bu yüzden sahnenin ilk okuması vazgeçme tarafında değil, erteleme tarafındadır: bir vakit için kapatılmış, sonra açılması düşünülmüş ve açılmamış bir şey. Hayattaki izdüşümleri de bu taraftadır. Yarım bırakılmış bir tahsil, bir kenara konulmuş bir zanaat, ileride yapılır denip yıllarca duran bir hazırlık, kapatılıp bir daha açılmamış bir dosya.

Ne demek değil: Bir şeyin gömülü olması, saklanan bir kabahat ya da örtülmüş bir günah anlamına gelmez. Gömmenin sebebi çoğu zaman korumaktır; sahneyi ağırlaştıran şey malın toprak altında durması değil, çıkarılırken olup bitenlerdir.

Unutulmuş sahiplik: hak sorusu burada başka türlü sorulur

Sahibi bilinen mal ile sahibi zamanla silinmiş mal tabirde aynı yere düşmez. Düşürülmüş bir para için sorulan soru “kimin” sorusudur; define için sorulan soru “ne zamandan kalma” sorusudur.

Bu ayrım yorumu şuraya taşır: kimsenin talip olmadığı, uzun süredir kimsenin açmadığı bir mesele önünüze çıkar. Adı anılmayan eski bir aile meselesi, kimsenin uğraşmadığı bir tapu işi, yıllardır kapalı duran bir dükkân, bir kenara konulmuş bir kabiliyet. Ortak yan şudur: bunlar sahiplenilmedikleri için değil, hatırlanmadıkları için boşta durur.

Mal bahsindeki emanet ölçüsü burada da geçerlidir. Bulunan malın amelî hükmü ise fıkhın konusudur ve bu sayfanın kapsamı dışındadır; burada anlatılan tabirdir.

Kazı: definenin emeği

Bu sembolün en ayırt edici sahnesi kazıdır ve tabirde ayrıntısı kaydedilir: elinizle mi kazdınız yoksa aletiniz var mıydı, toprak yumuşak mıydı sert miydi, yalnız mıydınız yoksa yanınızda biri var mıydı.

Kazının tamamlanması. Küp, sandık ya da testi topraktan çıktıysa yorum, kapalı duran bir imkânın emekle açılması tarafında okunur. Buradaki hayır, malın miktarında değil kapağın açılmış olmasındadır.

Kazının yarıda kalması. Anlatımlarda en sık geçen hâl budur: toprak geri kapanır, define derine kaçar, alet kırılır ya da rüya tam o anda biter. Sahne mahrumiyet olarak değil, tamamlanmamış bir iş olarak okunur. Yer doğrudur, vakit henüz değildir.

Kazının yeri. Kendi evinizin altı, baba evinin bahçesi, tanınmayan bir arazi ve başkasına ait bir toprak ayrı ayrı kaydedilir. Kendi toprağınızı kazmak, aranan şeyin zaten sahip olunan yerde durduğu tarafında okunur; başkasının toprağını kazmak ise sahneye bir hak sahibi sokar.

Yanınızdaki kişi. Kazının ortaklı yapılması ayrıca kaydedilir. Kimin kazdığı, kimin beklediği ve çıkanın nasıl paylaşıldığı yorumun yönünü değiştirir.

İşaret: yerini bilmek maldan önce gelir

Define, yeri bilinmeden bulunmaz. Rüyada bir harita, bir işaret taşı, birinin tarifi ya da sadece “orada olduğunu bilmek” hâli varsa, sahnenin asıl kıymetli unsuru topraktan çıkan şey değil o bilgidir.

Gizli malı, kişinin elinde durduğu hâlde işletmediği bir imkân ya da kabiliyet tarafında okuyan kayıtlar da vardır ve bu okuma tam olarak burada işler: hazineyi define yapan şey altının kendisi değil, yerinin bilinmesidir. Yeri tarif eden kişinin tanıdık mı yabancı mı olduğu da kaydedilir; tarif edenin kimliği yorumu ayrı bir bahse bağlar.

Aramak ile bulmak ise tabirde aynı sahne sayılmaz. Arayışın uzayıp yön kaybına dönüştüğü, aynı yerlerin tekrar tekrar kazıldığı rüyalar için rüyada kaybolmak maddesine bakılabilir.

Rüyanızı bulun

Rüyanızda ne oldu? Kısaca nasıl okunur
Kazdınız, küpü ya da sandığı çıkardınız Kapalı duran bir imkânın emekle açılması
Yerini biliyordunuz, doğruca oraya gittiniz Bilginin maldan önce gelmesi
Harita, işaret taşı ya da tarif vardı Yol gösteren bir bilgi; tarif edenin kim olduğu kaydedilir
Kazdınız ama hiçbir şey çıkmadı Emeğin karşılığının o yerde bulunmaması
Küpü ya da sandığı açamadınız Ulaşılan ama açılamayan bir imkân
Toprak kapandı, define derine kaçtı Yeri doğru, vakti gelmemiş bir iş
İçinden altın çıktı Mal bahsi; ayrıntısı altın maddesine bağlanır
İçinden eski, geçmeyen paralar çıktı Bugün karşılığı kalmamış bir birikim
İçinden toprak, taş ya da boş kap çıktı Kıymet umulan yerde kıymet bulunmaması
Kendi evinizin altında buldunuz Aranan şeyin zaten sahip olunan yerde durması
Başkasının arazisinde buldunuz Kazının bir hak sahibine dokunması
Yanınızda biri vardı, birlikte kazdınız Ortaklık; paylaşımın nasıl yapıldığı kaydedilir
Bulup kimseye söylemediniz Açığa çıkanın korunması meselesi
Çıkardınız, sonra yeniden gömdünüz Görülmüş ama kullanılmamış bir imkân
Defineyi aradınız, bulamadınız Arayışın kendisi; bulma sahnesi sayılmaz

Bulduktan sonrası

Bu maddede sahne kapağın açılmasıyla bitmez. Yıllarca toprak altında duran bir şey görünür hâle gelmiştir; tabir bundan sonra onun görünür kalıp kalmadığını ayrıca kaydeder.

Yeniden gömmek. Çıkarılan şeyin tekrar toprağa konması ayrı kaydedilir ve gömen elin hikâyesini bu defa rüyayı gören tekrarlar: görülmüş, eline geçmiş, kullanılmamış bir imkân.

Paylaşmak. Birlikte kazılan bir defineden pay vermek, klasik metinlerin vermek fiilini iyilik tarafında okuma alışkanlığına uyar. Payın çekişmeye dönüşmesi ise ortaklığın kendisini bahis konusu yapar.

Kimseye söylememek. Gömülü olan şey açığa çıktığı anda korunması gereken bir şeye dönüşür. Tabir âdâbında rüyanın ehliyetsiz kişilere anlatılmaması da ayrı bir kaidedir; bu sahnede ikisi aynı yere bakar.

Ne demek değil: Bu rüya, gerçekten gömülü bir mal bulunacağının işareti sayılmaz. Bir yeri kazmaya, bir arazi almaya ya da bir borca girmeye rüya gerekçe olmaz; Ehl-i Sünnet âlimlerinin ortak kabulü rüyanın zannî bilgi verdiği, kat’î delil olmadığı yönündedir.

Kötü görülen rüyalardan Allah’a sığınılır; tabir âdâbında esas ölçü ise rüyanın hayra yorulmasıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı yayını Hadislerle İslâm, Hz. Peygamber’in rüyaların daima hayra yorulmasını istediğini kaydeder. Buradaki karşılıklar klasik tabir literatüründen derlenmiştir; dinî bir hüküm veya fetva niteliği taşımaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında rüyaların bir delil olmadığı ve onlarla amel edilmeyeceği de belirtilir.

Psikolojik açıdan

Psikolojik okumada bu rüyanın merkezinde zenginlik değil gömülü olan durur: kişinin sahip olduğu hâlde yüzeyde taşımadığı bir şey.

Sembolleri kişinin iç dünyasındaki karşılıklarıyla okuyan yaklaşımda (C. G. Jung, İnsan ve Sembolleri) toprağın altı, farkında olunmayan katmanın karşılığı sayılır ve oradan bir şey çıkarmak kendiliğinden olmaz, kazı ister. Gömülü hazine imgesi bu çerçevede çoğunlukla kullanılmamış kapasiteyle ilişkilendirilir.

Rüyanın örtük içeriğini esas alan okumada (Sigmund Freud, Rüyaların Yorumu) sahne kendi kendisini anlatır gibidir: kıymetli olan görünürde değildir ve görünür hâle gelmesi için üstündekilerin kaldırılması gerekir.

Gündelik karşılık tarafında ise bu rüya çoğunlukla elindeki imkânı kullanamadığını düşünen, uzun süredir ertelediği bir işi olan ya da geçmişiyle yeniden temas kurmuş kişilerle ilişkilendirilir. Eski bir ev, bir memleket ya da bir miras gündeme geldiğinde sahnenin anlatılması sık rastlanan bir durumdur. Rüya bir yer tarif etmez; kişinin neyi gömülü bıraktığına dair bir soru üretir.

Olumlu anlamları

  • Küpü ya da sandığı çıkardıysanız: kapalı duran bir imkânın emekle açılması
  • Yerini biliyorduysanız: bilginin maldan önce gelmesi
  • Kendi evinizin altındaysa: aranan şeyin zaten elde olduğu
  • Birlikte kazıp paylaştıysanız: ortaklığın hakkıyla görülmesi

Dikkat edilmesi gerekenler

  • Kazı yarıda kaldıysa: yeri doğru, vakti gelmemiş bir iş
  • İçinden toprak ya da taş çıktıysa: kıymet umulan yerde kıymet bulunmaması
  • Çıkarıp yeniden gömdüyseniz: görülmüş ama kullanılmamış bir imkân
  • Başkasının arazisini kazdıysanız: kazının bir hak sahibine dokunması

Rüya günlüğü

Siz de bu rüyayı gördünüz mü?

Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.

Bağlantılı semboller

Sık sorulan sorular

Rüyada define bulmak zengin olunacağı anlamına mı gelir?

Klasik tabir sahneyi bir zenginlik haberi olarak değil, gömülü bir şeyin açığa çıkması olarak okur. Definenin ayırt edici yanı miktarı değil, kazılmadan çıkmamasıdır; bu yüzden yorum emeksiz gelen bir mal tarafında değil, yeri bilinen ama açılmamış bir imkân tarafında durur. Rüya, uyanıkken bir mal geleceğinin bildirimi olarak okunmaz.

Rüyada define bulmak ile altın bulmak arasında fark var mı?

Ayrı maddelerdir ve farkı yaratan, kıymetin cinsi değil sahnede kaç kişinin bulunduğudur. Altın bulmada tek fiil vardır: gören kişi görür ve alır. Definede ondan önce davranmış biri daha vardır; malı oraya o koymuş, üstünü o kapatmış ve geri dönmeyi düşünmüştür. Bu yüzden altın maddesinde kayıtlar bulunanın sonra ne yapıldığına bakar, define maddesinde ise o öncekinin bıraktığı ize: yerin nereden bilindiğine ve toprağın açılıp açılmadığına.

Rüyada define arayıp bulamamak ne demek?

Aramak ile bulmak tabirde aynı sahne sayılmaz. Bulunamayan definede kaydedilen şey mahrumiyet değil, arayışın kendisidir: bir yer tarif edilmiştir ama kazı sonuca varmamıştır. Arayışın yön kaybına dönüştüğü, aynı yerlerin tekrar tekrar kazıldığı rüyalarda yorum kaybolmak bahsine kayar. Rüya mevsime, mekâna ve görene göre farklı yorumlandığı için bu karşılık herkeste aynı okunmaz.

Kaynaklar

Bu yorumda başvurulan kaynak alanları

Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.

  • İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
  • KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
  • Kitapel-İşârât fî ilmi'l-ibârâtHalîl b. Şâhîn ez-Zâhirî
  • AkademikTDV İslâm Ansiklopedisi, "Rüya" maddesi

    Muabbirin ehliyeti: dilin iştikakını, atasözlerini ve deyimlerini bilmek.

  • AkademikTasavvufta Rüya TabiriA. Demir

    Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi 1/9, s. 41-49: tabir âdâbı; rüyanın mevsime, mekâna, şahıslara, görene ve görülene göre farklı yorumlanması ve rüyanın ehliyetsiz kişilere anlatılmaması

  • KitapHadislerle İslâm, c. 1, s. 467Diyanet İşleri Başkanlığı

    Rüyaların daima hayra yorulmasının istendiği kaydı

  • Psikolojiİnsan ve SembolleriC. G. Jung
  • PsikolojiRüyaların YorumuSigmund Freud
  • WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?

    Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı): "rüyalar bir delil değildir, onlarla amel edilmez"