Rüyapedia
Ev ve Mekanlar

Rüyada Duvar Görmek

Güncellendi ·


Genel anlamı

Duvar rüyalarında genellikle bir olay olmaz. Ya karşınızda bir duvar durur, ya siz onun üstündesinizdir, ya da bir yerinden çatlamıştır. Uyanınca geriye kalan şey de korku değil, adı konmamış bir tıkanıklıktır.

Sözlüklerde bu sembolün adı hâittir ve maddesi bir yapı tarifiyle değil, bir insan tarifiyle açılır: duvar demek bir adam demektir. En eski eserlerden biri okumayı tek cümleye indirir, sonrakiler genişletir: aşılamayan, zorla geçilemeyen, din ve mal sahibi biri; bir eserin lafzıyla kadri yüksek bir adam. Bir nüsha ikinci bir görüşü de nakleder ve tarif iyice tanıdık hâle gelir: sözü geçen, ancak yumuşaklıkla yaklaşılabilen, dayatmayla bir yere varılamayan biri.

Ölçüyü de metnin kendisi verir ve ölçü duvarın kendisidir: eni, yüksekliği ve sağlamlığı o adamın kadrini, çevresinin bakımlı olup olmaması ise arkasında kimin durduğunu gösterir.

Sayfanın anahtarı burada. Sorulacak soru “ne duvarıydı” değil, o duvar kimdi ve siz onunla ne yaptınız. Yapının çoktan çökmüş hâline bakmak ayrı bir bahistir: rüyada yıkık bina görmek.

İslami rüya tabiri

Duvarla aranızda ne geçti?

Rüyanızda ne oldu? Kısaca nasıl okunur
Sapasağlam bir duvar gördünüz Sözü geçen, zorlanamayan bir kişi
Duvarın üstünde duruyordunuz Sizi ayakta tutan hâlin kendisi
Duvara tutundunuz, asılı kaldınız Kaynaklar ayrışır: yüksek birine tutunmak yahut zeval eşiği
Duvardan düştünüz Tutunduğunuz işten ya da umduğunuz umuttan düşmek
Yüksek bir duvarın tepesinden düştünüz Dayandığınız kişiden ayrı düşmek
Üstünde oturuyordunuz, elinizde altın bilezik vardı Yükseliş, mevki ve genişlik
Evin içine doğru devrildi Yorum hane halkına döner; ağırlık içeridedir
Evin dışına doğru devrildi Sözlüklerin en ağır satırı; burada haber olarak verilmez
Gurbetteydiniz ve bir duvar devrildi Bir eserde: yolculuktan dönmek
Kendi duvarınızın düştüğünü gördünüz Tek bir eserde: elinize geçecek bir hazine
Üzerinize duvar düştü Üç eserde ortak: hesabın peşin görülmesi
Bir duvarı itip devirdiniz Birini geçiminden düşürmek
Yıpranmış, silinmiş duvarlar gördünüz Etrafınızdan eksilen bir kalabalık
Dökülen duvarları bir topluluk onarıyordu İtibarı gitmiş birinin toparlanması
Çamurdan, kerpiçten duvar ördünüz Sâlih amel; helalle kurulan iş
Tuğla ve alçıyla ördünüz Kaynaklar methetmez; gerekçe ateştir
Duvarda çatlak vardı Ev halkından birinin ikiye ayrılması
Duvardan su sızdı O evdeki bir erkekten gelen tasa
Duvara kazık ya da çivi çaktınız Yüksek birine tutunmak; bekâr için evlilik
Duvarın üstünde ezan okudunuz Bir adamı sulha çağırmak
Duvarda bir delik vardı Delik ağızdır; oradan çıkan söz geri alınmaz
Duvarda pencere açıldı Kapalı işin açılması, murada ermek
Kendinize ya da şehrinize sur ördünüz Hâlinize göre beş ayrı karşılık
Şehrin surunu yıkılmış gördünüz Orayı idare edenin yerinden ayrılması
Surda gedik açılmış, içeri bir şey girmişti O yerde korunmanın delinmesi
Yağmurda duvarın altına sığınıp kaldınız İşten ya da yolculuktan alıkonulmak

Sözlüklerin duvara verdiği ilk karşılık

Bu maddenin bütün satırları tek bir tarifin üstüne kurulur ve o tarif Türkçe kaynaklarda neredeyse hiç geçmiyor: duvar aşılamayan bir adamdır. Üstünden atlanamaz, iteklenerek geçilemez, sesi yükselterek yumuşatılamaz. Bugünkü karşılıkları elle tutulur cinsten: ailede sözü tartışılmayan amca, şirketi ayakta tutan ortak, kurumda tek imza sahibi kişi, sizin için kefil olabilecek tek adam. Kaynağın ikinci görüşü davranış biçimini de ekler: bu kişiye ancak yumuşaklıkla yaklaşılır.

Bunun bir de usûl tarafı var. En eski eserlerden biri duvarı tek başına ele almaz, bir sınıfın üyesi sayar: tevilde bir kişinin yerine geçen şeyler. Ağaç da o sınıftandır, binek hayvanı da. Kaideyi de bağlar: bunlardan birini ortadan kaldıran kimse, o şeyin yerine geçtiği adama aynısını yapmış sayılır.

Üstünde miydiniz, ona mı tutunuyordunuz

Duvarın üstünde durmak ya da ona binmek, sizi ayakta tutan hâlin kendisidir. Ölçü ikilidir: duvarın sağlamlığı ve sizin ondan ne kadar tutunabildiğiniz. Karşılığı bir kadro, bir ortaklık, evin geçimini sağlayan tek gelir ya da adı konmadan herkesin bildiği bir hâmidir.

Duvara tutunmak, geleneğin gerçekten iki ses çıkardığı yerdir. Bir eser iki okumayı yan yana koyar ve ikincisini “denildi ki” diyerek ayrı bir görüş olarak işaretler: tutunuşunuz ölçüsünde bir zeval eşiğindesinizdir, yahut yüksek konumlu bir adama tutunuyorsunuzdur. İkinci sözlük yalnız olumlu tarafı yazar ve ölçüsü nettir: imkânınız, duvardan tutunabildiğiniz kadardır. İkisi birlikte okununca çıkan cevap dürüsttür; birine tutunmak hem imkândır hem risk.

Duvardan düşmek kaza olarak değil kayıp olarak okunur: hâlinden düşmek, umduğu bir umuttan ya da tutunduğu bir işten düşmek. Yüksek duvarların tepesinden düşmek daha keskindir ve doğrudan ayrılığa geçer, yani duvarın karşılık geldiği kişiden ayrı düşmeye. Sahnenin kendi bahsi rüyada düşmek sayfasındadır.

İki küçük sahne daha kayıtlıdır. Duvarın üstünde otururken elinde altın bilezik görmek yükseliş, şeref ve mevki olarak yazılır. Duvardan atlayıp bir asaya dayanmak ise bir geçiştir: güvendiği kişinin meşveretini bırakıp başkasınınkine dayanmak. Bugünkü karşılığı yıllardır danıştığınız kişiyi değiştirmektir.

Devrildiyse hangi yöne devrildi

Bu maddenin en keskin ekseni budur ve gelenek burada tekniktir: aynı yıkılma, yöne göre üç ayrı yere gider.

Evin içine doğru devrilmesi yorumu hane halkına çevirir; ağırlık dışarıda değil, içeridedir. Dışarı doğru devrilmesi sözlüklerin en ağır satırıdır ve bu sayfa onu haber olarak aktarmaz. Rüyayı gören o sırada gurbetteyse üçüncü ihtimal devreye girer ve tek bir eserde kayıtlıdır: yolculuktan dönmek.

İki sahne sık karıştırılır, oysa metinlerde ayrı satırlardır. Kendi duvarınızın düşmesi yalnız bir eserde geçer ve orada okuma beklenmedik biçimde açılır: elinize geçecek bir hazine. Üzerinize duvar düşmesi ise üç eserde neredeyse aynı cümleyle durur: çok günah işlenmiştir ve cezası öne alınmıştır. Buradaki incelik şu: ceza öne alınmışsa arkası kalmamış demektir.

Duvarı siz itip devirdiyseniz okuma tek cümlede toplanır: birini geçiminden düşürmek. Attığınız bir imzanın birinin kapısını kapatması, söylediğiniz bir sözün birini görevinden ettirmesi. Bir yöntem eseri buraya ince bir kaide de ekler: hayra delalet eden bir şey, mesela güzel bir hayvan, bir duvarı yıkarsa artık düşman hükmündedir.

Duvar, evin erkek tarafıdır

Sayfanın en değerli okuması bu ve birbirinden bağımsız üç maddeden çıkıyor. Üçü de duvarı evin erkek tarafına yazar.

Su. Kaynaklar su fışkırmasını mekâna göre ikiye ayırır ve gerekçeyi yazar: su evin içinde fışkırırsa gelen tasa bir kadın tarafındandır, duvardan fışkırırsa o evdeki bir erkek tarafındandır. Metnin saydığı kişiler kardeş, enişte ya da dayandığı bir dosttur. Duvardan sızan su bu yüzden bir nem meselesi değil, yaslandığınız kişiden gelen bir sıkıntıdır. Suyun kendi maddesi rüyada su görmek sayfasında.

Kazık. Kazığı duvara çakan kişi yüksek bir adama tutunur; aynı kazığı evin iç duvarına çakan bir kadını sever. Aynı fiil, çakıldığı yere göre cinsiyet değiştiriyor. Aynı maddede pratik bir satır da var: duvara ya da yere kazık çakan kişi bekârsa evlenmesi, evliyse eşinin hamile kalması tarafında okunur.

Ezan. Duvarın üstünde ezan okuyan kimse bir adamı sulha çağırır; evinin içinde okuyan kimse karısını sulha çağırır. Karşıtlık cümlenin kendi içinde kurulmuş. Sesin kendi bahsi rüyada ezan duymak sayfasındadır.

Aynı hatta bir satır daha var: duvarın bir yerinin açılıp soyulması iki eserde birden dünürlük olarak kaydedilir. Yani duvar rüyalarının bir kısmı ev halkını değil, eve dışarıdan bağlanan erkekleri anlatıyor: enişteyi, dünürü, kefili, ortağı.

Sözlükten çıkmayan bir okuma da kayıtlı ve tâbircinin nasıl çalıştığını gösteriyor. Bir adam duvardan inen suyun evdeki eşyayı götürdüğünü görür; tâbirci kaideyi işletmez, sahneye bakar ve “oradaki kumaşın bir kısmı gider, belki de onu bir sucu alır” der. Kısa süre sonra bir sucu duvarları delip evden gücünün yettiğini almıştır.

Neyden örülmüştü

Malzeme kaynaklarda hüküm taşır ve gerekçesi beş eserde aynıdır.

Çamurdan, kerpiçten duvar örmek sâlih bir amel sayılır. Pişmiş tuğla ve alçıyla örmek methedilmez. Sebep açıkça yazılıdır: o malzeme ateşe değmiştir. En eski eser bunu daha da açar ve o binanın içinde gürültü, gam ve kavga bulunduğunu söyler; bir başkası kaideyi genelleştirir, altında ateş yakılan hiçbir şeyle bina yapmakta hayır olmadığını yazar.

Bugünkü karşılığı bir malzeme tercihi değil, işin nasıl kurulduğudur: kendi emeğiyle ve kimseyle çekişmeden kurulan bir iş ile kısa yoldan, birilerini yakarak ve arkada gürültü bırakarak kurulan bir iş. Tek bir kerpiç de ayrı kaydedilmiş; bir topluluktan bir adamdır. Duvar tek bir adamsa, kerpiç o adamın cemaatindeki tek kişidir.

Çatlak, delik ve pencere

Sözlükler duvarın üç ayrı bozulmasını üç ayrı yere yazar.

Çatlak ve yarık, ev halkından bir kişinin ikiye ayrılmasıdır; benzetme metnin kendisinde, makasın iki ağzı gibi. Bugünkü karşılığı bir evden iki ev çıkması, kardeşlerin yollarının ayrılmasıdır. Aynı benzetme ağaçtaki yarık için de tekrarlanır: rüyada ağaç görmek. Duvarın bulunduğu yerde yarılması ise kaynakların birbirini tutmadığı bir yer ve bunu saklamanın anlamı yok: bir nüsha orada hapsin artması, diğeri orada bir kişinin ziyareti diye okur.

Delik bambaşka bir yere gider ve bu maddenin en akılda kalan satırıdır: delik ağızdır. Bir eserde kayıtlı hâdise şudur. Adamın biri dar bir delikten büyük bir boğa çıktığını gördüğünü söyler; tâbirci cevabı hiç dolaştırmaz: delik ağızdır, oradan büyük bir söz çıkar ve onu geri döndüremezsin. Duvarda bir delik varsa ve içinden bir şey çıktıysa yorum, çıkanın ne olduğundan çok ağızdan çıkanın geri alınamamasına bakar.

Pencere duvarın hayır tarafıdır. Kaynak onu mülk, izzet ve murada ermek diye kaydeder, sonra tek tek sayar: kederli için ferahlık, bekâr için evlilik, yetkili için bir görev, tacir için ticaret. Penceresi olmayan bir evde pencere açılması ayrıca yazılmış.

Şehrin duvarı: sur

Duvarın bir de şehir ölçeği var ve o ayrı bir maddedir: sûr. Karşılığı saf tutan adamlar, kuvvetli bir sultan, malını koruyan bir reis; bazen beldenin âlimi ya da âbidi. Bir eser sesteşlik üzerinden bir ihtimal daha ekler ve sûrun sürûra, yani sevince delalet edebileceğini yazar.

Asıl kayda değer olan sur örmek. Metin burada tâbirciye doğrudan emir veriyor: onun hâline bak. Ardından beş karşılık sıralanıyor ve bu, “aynı sahne görene göre değişir” ilkesinin arşivdeki en açık kaydı:

  • Yetki sahibiyse düşmanından korunur ve elindekilerden kötülükleri savar.
  • İlim ehliyse arkasında kalacak, başkasını da koruyacak bir eser bırakır.
  • İbadetle meşgulse duasıyla insanları korur, kendisi fitneden kurtulur.
  • Fakirse kendisini kimseye muhtaç bırakmayacak olanı elde eder.
  • Bekârsa kendisini koruyan biriyle evlenir.

Surun yıkılmış görülmesi orayı idare edenin yerinden ayrılmasıdır. Gedik açılması ise en ince satır: gedikten içeri bir yırtıcı, sel ya da hırsız girdiyse okuma o yerde korunmanın delinmesidir. Kaynak bunu kişiselleştirmeyi de öğretir; gördüğünüz kendi surunuzsa ve orada yalnızsanız gedik sizin dininizde, ilminizde, malınızda ya da ana baba ve eş hakkında açılmıştır. Bahçe tarafında ölçü tersine işler: etrafı sağlam bir duvarla çevrilmiş bostan, sahibi için daha korunaklı ve kadri daha yüksek bir hâldir.

Duvarın sözlüğe hiç girmeyen bir hâli de var. Erken bir derlemede, hakkı görmek için dua eden bir adam rüyasında kendisiyle aradığı şeyin arasında bir duvar görür ve onu yarıp geçer. Orada duvar bir tarif değil, insanla hakikat arasındaki perdedir.

Ne demek değil: Bu sayfadaki hiçbir satır belli bir kişinin ömrü ya da sağlığı hakkında bilgi vermez. Klasik metinler bu maddede yer yer çok ağır okumalar kaydeder; ecelin bilgisi tâbircinin işi sayılmadığı için o satırlar buraya haber olarak alınmadı. Yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir; dinî bir hüküm, fetva ya da tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında da rüyaların delil olmadığı ve rüyalarla amel edilmeyeceği belirtilir.

Psikolojik açıdan

Psikolojik okumada duvar, kişinin sınırlarıyla ilgili sahnelerde çıkar. Rüyayı anlatanın hatırladığı ayrıntı çoğu zaman duvarın kendisi değil, arkasında ne olduğunu bilmemesidir: yüksekliği, sessizliği, öbür tarafın görünmemesi.

Bu rüya iki dönemde sıklaşır. Biri kişinin “hayır” diyemediği, kendini korumak için koyduğu sınırın tutmadığı dönemler; diğeri bir işin tıkandığı, ne ileri ne geri gidilebilen dönemler.

Klasik kaynak duvarı bir kişiye, psikolojik okuma bir sınıra bağlıyor. İkisi de aynı soruya çıkıyor: bu sınırı kim koydu, siz mi başkası mı?

Olumlu anlamları

  • Sağlam bir duvar gördüyseniz: arkanızda duran, sözü geçen bir kişi
  • Üstünde rahatça durduysanız: sizi ayakta tutan hâlin yerinde olması
  • Çamurdan, kerpiçten duvar ördüyseniz: helalle kurulan bir iş
  • Duvarda pencere açıldıysa: kapalı bir işin açılması, bekâr için evlilik
  • Kendinize ya da evinize sur ördüyseniz: hâlinize göre beş ayrı korunma

Dikkat edilmesi gerekenler

  • Duvardan düştüyseniz: tutunduğunuz işten ya da umduğunuz umuttan düşmek
  • Bir duvarı itip devirdiyseniz: birini geçiminden düşürmek
  • Duvardan su sızdıysa: evdeki bir erkekten gelen tasa
  • Duvarda çatlak gördüyseniz: bir evden iki ev çıkması, yolların ayrılması
  • Surda gedik açıldıysa: korunmanın delindiği yer; kaynaklar burayı kişiselleştirir

Rüya günlüğü

Siz de bu rüyayı gördünüz mü?

Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.

İlgili rüyalar

Rüyanızdaki sahne bunlardan birine daha çok benziyorsa oradan devam edin.

Bağlantılı semboller

Sık sorulan sorular

Rüyada duvarın yıkıldığını görmek ne anlama gelir?

Kaynaklar burada tek bir cevap vermez, önce yön sorar. Duvar evin içine doğru devrildiyse yorum hane halkına döner ve ağırlık içeride okunur. Dışarı doğru devrildiyse sözlüklerin en ağır satırı devreye girer; bu sayfa o satırı bir haber olarak aktarmaz, çünkü ecelin bilgisi tâbircinin işi sayılmaz. Bir eser üçüncü bir ihtimal daha ekler ve çoğu okurun aradığı cevap odur: rüyayı gören o sırada gurbetteyse, yolculuktan dönmesi olarak kaydedilir. Kendi duvarınızın düşmesi ile üzerinize duvar düşmesi de aynı şey değildir; ikisi ayrı satırlardır.

Rüyada duvar örmek ne demektir?

Cevap malzemede saklı. Çamurdan ve kerpiçten duvar örmek sâlih bir amel olarak kaydedilir; pişmiş tuğla ve alçıyla örmek methedilmez. Gerekçe beş eserde aynı yere çıkar: o malzeme ateşe değmiştir. En eski eser bunu açık açık yazar ve o binanın içinde gürültü, gam ve kavga olduğunu söyler. Kendinize, evinize ya da şehrinize sur örmek ise ayrı bir bahistir ve orada metin tâbirciye doğrudan emir verir: onun hâline bak. Ardından beş ayrı karşılık sıralar.

Rüyada duvardan düşmek ne anlama gelir?

Bu sahne sözlüklerde tek başına durur ve karşılığı bir kaza değil bir kayıptır: kişinin hâlinden düşmesi, umduğu bir umuttan ya da tutunduğu bir işten düşmesi. Yüksek duvarların tepesinden düşmek ayrıca kaydedilir ve orada okuma ayrılık tarafına geçer: duvarın karşılık geldiği kişiden ayrı düşmek. Duvara asılı kalmak ise kaynakların gerçekten ayrıştığı yerdir. Bir eser iki okumayı yan yana koyar: tutunuşunuz ölçüsünde bir zeval eşiği, yahut yüksek konumlu bir adama tutunmak.

Rüyada duvarda delik ya da çatlak görmek ne anlama gelir?

İkisi ayrı okunur. Çatlak, ev halkından bir kişinin ikiye ayrılması olarak kaydedilir ve kaynaklar bunu makasın iki ağzına benzetir; bugünkü karşılığı bir evden iki ev çıkması, bir yolun ikiye ayrılmasıdır. Delik ise bambaşka bir yere gider: sözlükler deliği doğrudan ağız sayar. Bir eserde kayıtlı olan hâdise bunu anlatır; adamın biri dar bir delikten büyük bir boğa çıktığını görmüş, tâbirci ona deliğin ağız olduğunu, oradan büyük bir söz çıkacağını ve onu geri döndüremeyeceğini söylemiştir.

Kaynaklar

Bu yorumda başvurulan kaynak alanları

Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.

  • KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî

    bâbü'l-hâ', el-hâit maddesi; ayrıca es-sûr, el-burc, el-leben, el-kuvve, el-vetid ve aynü'l-mâ maddeleri

  • KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Gannâm

    el-hâit maddesi; ayrıca es-sûr, el-ayn, el-vetid ve el-ezân bahisleri

  • KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Kuteybe

    dâr ve beyt bahsi; duvarın bir adama karşılık gelmesi kaydı ve bina malzemesi faslı

  • KitapMüntehabü'l-kelâm fî tefsîri'l-ahlâm

    el-hâit ve es-sûr bahisleri; ayrıca el-vetid, el-cuhr ve el-matar bahisleri. İbn Sîrîn'e nispet edilir; nispeti sahih değildir.

  • KitapKavâidü tefsîri'l-ahlâmŞihâbüddîn en-Nablusî

    suların yakışmadıkları yerde görülmesi faslı; ayrıca delaletin tersine dönmesi faslı

  • KitapKitâbü'l-Menâmâtİbn Ebü'd-Dünyâ

    fitne bahsinde nakledilen rüya

  • İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
  • WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?

    Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı)