Rüyada Et Görmek
Güncellendi ·
Genel anlamı
Klasik sözlüklerde et maddesi tek bir cümleyle açılır ve o cümle geri kalan her satırı belirler: et pişmişse maldır; çiğ etin hepsi ağrı ve hastalıktır. Başka bir eser aynı kaideyi daha da sıkı kurar: etler pişmiş ve olmuşsa mallardır, çiğ olan gıybete delalet eder.
Yani bu maddenin eşiği ateştir. Aynı et, ateş görmüşse kazanç tarafında, görmemişse söz ve sıkıntı tarafında okunur.
İkinci kural maddenin ortasında, kaide gibi duran tek bir cümledir: “Her eti kendi hayvanına nispet et.” Et hiçbir zaman tek başına yorumlanmaz; geldiği hayvana, piştiği ateşe, alındığı tezgâha ve onu yiyen kişiye geri götürülür. Bu sayfa da o sırayla kurulmuştur.
Üçüncüsü hem en ağırı hem en çok sorulanıdır: bir insanın etini yemek. Kaynaklar bunu tek kelimeyle karşılar, gıybet.
İslami rüya tabiri
Aşağıdaki satırlar sözlüklerde kayıtlı okumalardır. Önce kendi sahnenizi bulun; ardından o sahnenin niçin öyle okunduğu tek tek açılıyor.
Etin hangi hâlini gördünüz
| Rüyanızda et nasıldı? | Kısaca nasıl okunur |
|---|---|
| Pişmişti, siz de yediniz | Malın artması; eline geçen kazanç |
| Çiğdi, gördünüz ama yemediniz | Elinizdeki bir şeyin elden çıkması |
| Çiğdi ve yediniz | Kaynakların ayrıştığı satır: bir görüşte hayır |
| Ateşi görmüş ama olmamıştı | Gam, haksızlık ve çekişme |
| Kebap ya da şişteydi | Geçimde müjde |
| Sığır kebabıydı | Korkudan emniyet; çocuk bekleyene erkek evlat |
| Kurutulmuş, kavurma ya da tuzlanmıştı | Ardından konuşulan kişinin kazancı |
| Tuzlanmış koyun eti eve girdi | Geçmiş bir sıkıntının ardından gelen hayır |
| Yağlıydı | Mal çok; zayıfından hayırlı sayılır |
| Zayıf, cılızdı | Malda eksilme; fakir bir taraf |
| Kokmuştu, iyisini bırakıp onu yediniz | Helâli bırakıp haramı işlemek |
| Kasaptan satın aldınız | Ansızın gelen bir sıkıntı |
| Kimin eti olduğunu bilmiyordunuz | Geride kalanların terekesi |
| Bir insanın etiydi ve yediniz | Onu gıybet etmek |
| İnsan eti satın aldınız | Sürümü olmayan, elde kalan mal |
| Kendi etinizi yediniz | Kendi kazancınızdan yemek |
| Etiniz arttı | Geçimin bollaşması; hastaysanız kalkmak |
| Etiniz eksildi | İşin durması, ticaretin daralması |
| Etiniz karardı ya da parça parça döküldü | Ceza ve hastalıktan gelen bir şiddet |
| Dişinizin arasındaki eti temizlediniz | Bir topluluğu dile dolamak |
| Tencerede pişti ve yediniz | Menfaat ve helâl mal |
| Tencerede pişmedi | Aynı menfaatin helâl olmayan tarafı |
| Tencere boştu | Gücü yetmeyene yüklenmek |
| Evde yüzülmüş, dilimlenmiş koyun vardı | Yeni tanışlar, kurulan bir sofra |
| Evde bütün hâlde yüzülmüş bir gövde vardı | Ansızın gelen bir sıkıntı |
| Eti insanlar arasında pay ettiniz | İki yüzü olan satır: koğuculuk ya da sıla-i rahim |
| Kasap gördünüz, tanımıyordunuz | Ölüm meleği olarak kaydedilir |
| Kasap gördünüz, tanıyordunuz | Vârisler ve yetimler arasında malı bölen kişi |
| Kasaptan bıçak aldınız | Hastalanıp kalkmak, sonra kuvvet bulmak |
| Et pazarındaydınız | Çekişme yeri |
Önce şuna bakılır: et yemek zaten âdetiniz mi
Sözlüklerden biri maddelere girmeden önce bir eleme koyar ve örneğini doğrudan bu sembolden verir: insanın âdeti olan şey rüyada da ona eşlik eder, rüyada et yemeye alışkın olan kimse gibi, onu yer. Sahne kişinin kendi alışkanlığından geliyorsa sözlük işletilmez.
Pratikte sorulacak soru şudur: o gün evde et mi pişti, kasaba mı uğradınız, kurban vakti mi, yoksa uzun süredir et yiyemiyor musunuz? Cevap evetse rüya çoğunlukla gündüzün devamıdır. Bu bir kaçamak değil, geleneğin kendi koyduğu eşiktir.
Ateş bu maddenin eşiğidir
Ateş görmüş et eline geçmiş, kullanılabilir kazançtır: harcanan değil, gelen para. Yediyseniz okuma güçlenir; kaynaklar pişmiş et yiyenin malının arttığını yazar. Yemek yemek bahsinin genel çerçevesi de buradan geçer.
Çiğ et bunun tersidir ve gerekçesi metinlerin içinde açıkça durur: insanın tabiatı çiğ olanı hazmetmeye güç yetiremez. Bir yöntem kitabı aynı şeyi ticarete bağlar ve çiğ eti “vaktinden önce alınan şey” sayar. Bugünkü karşılıkları fazlasıyla tanıdıktır: teslim edilmemiş işin parasını şimdiden harcamak, imzalanmamış anlaşmaya göre plan yapmak, olmamış bir işin üstüne borç bindirmek.
Ama kaynaklar tam burada ayrışır ve sayfanın dürüst durması için bunu yazmak gerekir. Aynı eser maddenin ilerisinde tersini kaydeder: çiğ et yediğini gören için hayırdır, görüp de yemezse kötüdür. İkinci bir eser bunu bir ihtilaf olarak kayda geçirir. Çoğunluk görüşü ağır tarafta kalır, ama ihtilafın kendisi geleneğin içindedir.
Bir ara hâl daha yazılıdır: ateşi görmüş ama olmamış et. Gam, haksızlık ve çekişme olarak geçer. Yarım kalan iş, hazır olmadan açılan dükkân, aceleye getirilen bir sözleşme.
Tencere maddesi aynı ölçüyü daha da keskinleştirir. Ateş yakıp üstüne içinde et olan tencere koymak, bir adamı bir menfaat talebine kaldırmaktır. Et pişerse ve yerseniz menfaat helâldir; pişmezse aynı menfaatin helâl olmayan tarafıdır. Tencerede ne et ne yemek varsa okuma değişir: gücü yetmeyecek birine yük yüklemek ve ondan hiçbir fayda görmemek.
Her eti kendi hayvanına götürün
Etin cinsini hatırlamıyorsanız yorum genel kalır; hatırlıyorsanız asıl bilgi oradadır.
| Gördüğünüz et | Kaynaklardaki karşılığı |
|---|---|
| Koyun eti | Dilimlenmişse yeni tanışlar; bütün gövde ansızın gelen sıkıntı |
| Sığır eti | Yorgunluk ve az iş; kebabı korkudan emniyet |
| Deve eti | İri, güçlü bir hasımdan gelecek mal |
| Tavuk eti | Kadınlar tarafından gelen menfaat |
| Kuş eti | Yoldan ve seferden gelen fayda |
| Balık eti | Peşin, helâl ve afiyetli rızık |
| Yırtıcı hayvan eti | Güçlü bir merciden gelen mal |
| Yılan eti | Hasımdan gelen mal; çiğse onun gıybeti |
| Domuz eti | Haram mal |
Bir eser kaideyi bütün hayvanlara genelleyerek yazar: pişmiş eti yiyen o taraftan mal alır, çiğini yiyen o kişiyi çekiştirir. Fıkhî derecelendirme de tabire aynen taşınır: haramlığında icmâ olan et haram mal, âlimlerin ihtilaf ettiği et şüpheli mal ya da şüpheli bir nikâhtır. Bir yöntem kitabı ölçüyü etin kendisinden alıp yiyene verir; belirleyici olan hayvanın cinsi değil, görenin onu helâl sayıp saymadığıdır.
İnsan eti: bahsin en ağır satırı
Kaynaklar burada tereddüt etmez. Bir insanın etini yiyen onu gıybet etmiştir. Korunmuş en eski tabir kitabı bu okumayı, sembollerin Kur’an’dan nasıl türetildiğini gösterirken verdiği kısa listeye koyar; ağaç, taş, gemi ve anahtar ile aynı sırada. Başka bir eser gerekçeyi tek cümlede söyler: gıybet yemek gibidir. Dayanağı Hucurât sûresinin 12. âyetindeki benzetmedir, ölmüş kardeşinin etini yemek.
Bu okumanın niçin bu kadar ağır bir yerde durduğunu, aynı gelenekte nakledilen bir rüya gösterir. Adam mescitte bir topluluğun birini çekiştirmesine önce mâni olur, sonra kendisi de karışır. O gece rüyasında kendisine domuz eti dolu bir tabak uzatılır; reddedince ensesinden tutulup ağzına tıkılır. Uyandıktan sonra söylediği cümle kayıtlıdır: otuz gün boyunca ne yediyse ağzında o etin tadını buldu.
Sözlükler bahsi ayrıntılandırır. Kendi etini yemek kişinin kendi kazancından yemesidir. Dişinin arasındaki eti temizlemek bir topluluğu dile dolamak ve diliyle onlara eziyet etmektir. İnsan eti satın almak ayrı bir satırdır ve sürümü olmayan, elde kalan mal olarak geçer: parası bağlanan stok, alıcısı çıkmayan bir dükkân.
Kendi etiniz: kârınız mı, sermayeniz mi
Bu bölümün dayandığı denklik metinde açıkça yazılıdır: insanın eti onun kazancıdır; sıhhati, hastalığı, malı, ticareti, dini, verâsı, hilmi, öfkesi, gamı ve sevinci. Bedende görülen artış ve eksiliş, bunlarda görülen artış ve eksiliştir.
Etin artması geçimin bollaşmasıdır ve hasta biri için ayağa kalkmak diye yazılır. Eksilmesi işin durması, ticaretin daralması, elin kısılmasıdır. Etin kararması ya da parça parça dökülmesi ise ceza ve hastalıktan gelen bir şiddet olarak geçer.
Ama aynı artış herkes için hayır değildir; kaynak iki hâli ayrıca kaydeder. İbadetle meşgul biri etinin arttığını görürse ibadetten gevşer ve dünyaya dalar. Yetki sahibi biri için artış hükmünün şöhret bulması ve malının çoğalmasıdır, fakat huyunun sertleşmesi ve öfkesinin çoğalması aynı satırdadır.
Maddenin kapanışı doğrudan ticaret diliyle konuşur ve bu sayfanın en somut cümlesidir. Kendi etinin fazlasını yiyen kârını yemiş, sermayesini bırakmıştır; fazlası olmayanı yiyen sermayesini harcamış ya da yaptığı bir işe pişman olmuştur. Aradaki fark bir cümlede görünür: biri kazancıyla geçinir, öteki dükkânın malını satarak.
Kasap ve kesim: bölen, ayıran, niyeti sorulan
Kasap, et bahsinin en çok sorulan yan kapısıdır ve tanıyıp tanımamanız okumayı baştan çevirir. En eski kayıt ayrımı zaten koyar: tanınmayan kasap ölüm meleği, tanınan kasap ise vârisler ile yetimler arasında malı bölen kişidir. Biri alan, öteki paylaştırandır.
Kaynaklar kasabı görenin hâline göre dörde böler. Hastalarda ağır okunur. Varlıklı biri için zararla beraber gelen bir sıkıntıdır ve çoğu halkın toplandığı yerde olur. Korku içindeki biri için korkunun şiddetlenmesidir. Borçlu ve bağlı olan için ise tam tersi: borcun ödenmesi, bağın çözülmesi. Gerekçesi de yazılıdır ve semboldeki ortak niteliği gösterir: kasap uzuvları ayırır ve birini ötekinden kurtarır. Gamlı ve mahpus için de aynı sebeple ferah tarafında okunur.
Yan satırlar somuttur. Kasaptan et satın almak musibet olarak kaydedilir. Kasaptan bıçak almak hastalanıp kalkmak ve hayatta kuvvet bulmaktır. Et pazarı bir çekişme yeri olarak geçer; sebebi de yazılıdır, orada dökülen kan ve tezgâhtaki demir. Bir hayvanı et ya da yemek için değil de sırf abes olsun diye kestiğini gören kişi için ise ayrı bir satır vardır: Allah ile arasındaki işin karışması.
Kesimin kendisinde ölçü niyettir ve en açık örnek kurbandır. Bir koçu kurban ya da yemek için kestiğini gören için kaynaklar tek sahneyi altıya böler: köleyse azat, esirse kurtuluş, korku içindeyse emniyet, borçluysa borcun ödenmesi, hac etmemişse haccın nasip olması, hastaysa şifa. Bir yöntem kitabı aynı ekseni kural hâline getirir; insanlar faydalansın diye kesen için bu hayır ve faydadır, kesim yerinden başka yerden kesen ya da haram bir hayvanı kesip insanlara yediren için ise kazanç haram tarafına düşer.
Bölünen et: kime ne kadar düştü
Kesilmiş gövdenin ne kadarını gördüğünüz ayrı okunur ve kaynaklar bunu yakınlık derecesine bağlar: bütün gövde akrabalar arasında bir sıkıntı, yarısı kız kardeş ya da kız, dörtte biri eş, azı uzak akrabalar. Bir koç budu görüldüyse “kavminin ona en yakın olanı” diye yazılır. Etin payı burada miras payı gibi okunur.
Eti insanlar arasında pay etmek iki yüzü olan bir satırdır ve kaynak ikisini de yazar: bir yerde koğuculukla dolaşmak, bir yerde sılayı rahim etmek, malını sağlığında adaletle bölmek ve çocuklarını evlendirmek. Hangisinin çıkacağını belirleyen ölçü aynı eserin mukaddimesindedir: iki yüzü olan her şeyin güzel yüzü sâlih olana, çirkin yüzü öbürüne verilir.
Kemik ve ilik ayrı yazılır: kemikler dayanak, ilik biriktirilmiş ve saklanmış maldır. Bir yöntem kitabında bu bir vaka üzerinden anlatılır. Adam “kemik olmuştum, üzerimde et vardı ve onu yiyordum” der; cevap sahnedeki sırayı ömrün sırasına çevirir: başı rızık, ortası darlık, sonu, içinde ilik varsa, yine rızık.
Ne demek değil: Bu sayfadaki hiçbir satır kimsenin sağlığı, ömrü ya da başına gelecekler hakkında bir bilgi değildir; et bahsindeki ağır okumalar bu sitede haber olarak verilmez. Buradaki yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir, dinî bir hüküm veya fetva niteliği taşımaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında da rüyaların delil olmadığı ve rüyalarla amel edilmeyeceği belirtilir.
Psikolojik açıdan
Psikolojik okumada et sahnesinde anlatılan ayrıntı çoğu zaman etin kendisi değil, onunla ne yapıldığıdır: pişirmek, kesmek, bölüşmek, tabakta bırakmak. Rüyayı anlatan kişi genellikle bir emek ya da pay meselesinin ortasındadır: karşılığını alamadığını düşündüğü bir iş, bölüşülmemiş bir miras, kimin ne kadar çalıştığının konuşulduğu bir ortaklık.
Çiğ etin bıraktığı tiksinti de anlamlı sayılır. Tiksinti korkudan başka türlü çalışır: korku bir tehlikeyi gösterir, tiksinti düzeltilmesi gereken bir şeyi. Bu yüzden çiğ et sahnesi çoğunlukla ertelenmiş bir düzeltmeyle beraber anlatılır.
İki okumanın buluştuğu yer burasıdır. Klasik kaynak eti kazanca ve söze bağlar, psikolojik okuma emeğe ve paya; ikisi de rüyanın bir haber değil, bir hesap getirdiğini söyler: kimin payına ne düştüğünü.
Olumlu anlamları
- Pişmişti ve yediniz: malın artması, eline geçen kazanç
- Kebap ya da şişteydi: geçimde müjde; sığır kebabı korkudan emniyet
- Etiniz arttıysa: geçimin bollaşması, hastaysanız ayağa kalkmak
- Kasabı borçluyken ya da sıkıntıdayken gördünüz: bağın çözülmesi
- Evde yüzülmüş, dilimlenmiş koyun: yeni tanışlar ve kurulan bir sofra
Dikkat edilmesi gerekenler
- Çiğdi ve yalnızca gördünüz: vaktinden önce alınan bir şey
- Bir insanın etini yediniz: gıybet; bahsin en ağır satırı
- Kasaptan satın aldınız: kaynaklarda musibet tarafında okunur
- Kurutulmuş, bekletilmiş etse: ardından konuşulanın kazancı
- Etiniz eksildiyse: işin durması, ticaretin daralması
Rüya günlüğü
Siz de bu rüyayı gördünüz mü?
Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.
Bağlantılı semboller
Sık sorulan sorular
Rüyada çiğ et görmek ne anlama gelir?
Kaynaklar bu satırda ayrışır ve dürüst durmak için ikisini de yazmak gerekir. Sözlüklerin açılış hükmü ağırdır: çiğ etin hepsi ağrı ve hastalıktır. Gerekçesi de metnin içindedir, insanın tabiatı çiğ olanı hazmetmeye güç yetiremez. Bir yöntem kitabı aynı şeyi ticarete bağlar ve çiğ eti vaktinden önce alınan şey sayar: teslim edilmemiş işin parasını harcamak gibi. Ama aynı sözlük maddenin ilerisinde tersini kaydeder: çiğ et yediğini gören için hayırdır, görüp de yemeyen için kötüdür. İkinci bir eser bunu açıkça bir ihtilaf olarak nakleder.
Rüyada insan eti yemek ne demektir?
Klasik metinlerde bunun tek karşılığı vardır: gıybet. Korunmuş en eski tabir kitabı bu okumayı, sembollerin Kur'an'dan nasıl türetildiğini anlattığı yerde örnek olarak verir; başka bir eser gerekçeyi bir cümlede söyler, gıybet yemek gibidir. Dayanağı Hucurât sûresinin 12. âyetindeki benzetmedir. Kaynaklar bunu suçlama değil uyarı olarak ele alır. Kimin etini yediğinizi hatırlıyorsanız satır o kişiye bakar; hatırlamıyorsanız son günlerde içine girdiğiniz bir konuşmaya.
Rüyada kasap görmek ne anlama gelir?
Belirleyici olan kasabı tanıyıp tanımamanızdır. En eski kayıt ayrımı böyle koyar: tanımadığınız kasap ölüm meleği olarak, tanıdığınız kasap ise vârisler ile yetimler arasında malı bölen kişi olarak kaydedilir. Okuma ayrıca görene göre bölünür. Borçlu ve bağlı olan için borcun ödenmesi ve bağın çözülmesidir; gerekçesi de yazılıdır, kasap uzuvları ayırır ve birini ötekinden kurtarır. Korku içindeki biri için ise aynı sahne korkunun şiddetlenmesi tarafındadır.
Rüyada et dağıtmak ne anlama gelir?
Bu satırın iki yüzü vardır ve kaynak ikisini de yazar. Bir yerde eti insanlar arasında pay etmek koğuculukla dolaşmak olarak geçer; hemen ardından, sığır etini akrabaları arasında bölüştüren kişi hayır ehlindense sılayı rahim etmek, malını sağlığında adaletle bölmek ve çocuklarını evlendirmek olarak kaydedilir. Hangisinin çıkacağını aynı eserin mukaddimesindeki kaide belirler: iki yüzü olan her şeyin güzel yüzü sâlih olana, çirkin yüzü öbürüne verilir.
Kaynaklar
Bu yorumda başvurulan kaynak alanları
Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.
- KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
bâbü'l-lâm, el-lahm maddesi; ayrıca eş-şivâ', el-kassâb, el-kıdr, el-kebş, es-sûk ve el-esnân maddeleri
- KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Gannâm
el-luhûm bahsi; ayrıca el-kassâb, es-savm, el-izâm ve el-hınzîr bahisleri
- KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Kuteybe
tabirin Kur'ânî usûlü faslı; ayrıca meslekler ve kebş bahisleri
- KitapMüntehabü'l-kelâm fî tefsîri'l-ahlâm
mukaddime ve 27. bâb, etler faslı; ayrıca meslekler faslı. İbn Sîrîn'e nispet edilir; nispeti sahih değildir.
- KitapKavâidü tefsîri'l-ahlâmŞihâbüddîn en-Nablusî
7. bâb, yeme ve kesilen hayvanlar fasılları
- KitapKitâbü'l-Menâmâtİbn Ebü'd-Dünyâ
gıybet edenin cezası babında nakledilen rüya rivayeti
- İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
- WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?
Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı)