Rüyada Dil Görmek
Güncellendi ·
Genel anlamı
Türkçede dil, hem ağızdaki uzvun hem konuşulan lisanın adıdır. Arapçada lisân için de aynı şey geçerlidir. Klasik tabir bu ikiliği bir belirsizlik saymaz; doğrudan yorumun zemini yapar. Metinler bu maddeye girdiğinde eti değil, etten çıkanı konu edinir.
Bunun usûlde ayrı bir sonucu var. Muabbirin ehliyet şartları sayılırken dilin iştikakını, atasözlerini ve deyimlerini bilmek açıkça istenir (TDV İslâm Ansiklopedisi, “Rüya” maddesi). Yani tabircinin bütün semboller için kullandığı alet, tam olarak bu sayfada yorumlanan şeydir. Öbür maddelerde dil yorumun vasıtasıdır; burada konusudur.
Türkçenin bu uzvun etrafına kurduğu ifadeler de yönü zaten çizmiş durumdadır. Dile düşmek itibarla ilgilidir, dilini tutmak iradeyle, dili tutulmak acizlikle, dil uzatmak haddi aşmakla, tatlı dil kabulle, iki dilli olmak tutarsızlıkla. Altısı da ağızdaki uzva değil, ondan çıkana bakar.
Uzvun kendisinde tabire yarayan bir tuhaflık daha var. Diş sayılır, kırılır, yerine yenisi konur; dil tektir, kırılmaz, yedeği yoktur ve ağız kapalıyken ne yaptığı dışarıdan görülmez. Yaptığı iş de geri alınmaz: elle kurulan bozulup yeniden kurulur, gidilen yoldan dönülür, söylenen söz söylendiği anda kişinin elinden çıkar. Kaynakların bu maddede ölçüyü sıkı tutmasının sebebi budur.
Karıştığı komşular. En yakını aynı ağızdadır. Rüyada diş görmek maddesinde dişler sayılabilir oldukları için akraba ve dayanak tarafında kaydedilir; dil o listede hiç geçmez, çünkü sayılmaz. İkisi de ağızdaki bir eksilmeye bakar ama biri kimin eksildiğini, öbürü ne söylendiğini sorar. Rüyada akrep görmek maddesi de söz bahsine bağlanır; oradaki ayrım yönle ilgilidir, çünkü akrepte sözün sahibi başkasıdır ve sahne size doğru gelir. Burada uzuv sizindir, dolayısıyla soru tersine döner: size ne söylendiği değil, sizden ne çıktığı sorulur. Rüyada el görmek kudret ve iş bahsidir, elin işi geri alınabilir; rüyada göz görmek içeri alır, dil dışarı verir.
İslami rüya tabiri
Dilin tabirnâmelerdeki karşılığı üç başlıkta toplanır: söz, delil ve tercüman. Üçü de İbn Sîrîn’e nispet edilen külliyatta, Abdülganî en-Nablusî’nin Ta’tîru’l-enâm fî ta’bîri’l-menâm’ında ve Halîl b. Şâhîn ez-Zâhirî’nin el-İşârât fî ilmi’l-ibârât’ında bulunur. Aralarındaki fark sözün kime ait olduğundadır: birincide söz sizindir, ikincide söz sizi savunur, üçüncüde söz başkasınındır ve siz yalnızca taşırsınız.
Bu üç başlık kapalı bir tablo değildir. Tabir usûlünün kendi kaydı şudur: rüya mevsime, mekâna, şahıslara, görene ve görülene göre farklı yorumlanır. Aşağıdaki okumalar da rüyanın geri kalan ayrıntısıyla birlikte işler.
Önce şu sorulur: ses çıktı mı
Dil maddesinde yorumu ilk bölen soru dilin neye benzediği değil, ondan ses çıkıp çıkmadığıdır. Ses çıkmışsa dosya sözün içeriğine açılır ve aşağıdaki üç başlık işler. Ses çıkmamışsa yorum bambaşka bir yere gider ve o sessizliğin kaynağı sorulur. Ağzını açıp konuşamayan biriyle konuşmamayı seçen biri aynı sahnede değildir; kaynakların dil bahsini iki ayrı yerden okumasının sebebi budur.
Söz: dilden çıkan
En yaygın kayıt budur. Dil, kişinin söylediği şeyin kendisi sayılır ve verdiği söz de buna dahildir. Rüyada rahat, açık ve anlaşılır konuşmak sözün yerini bulması tarafındadır: verilen sözün tutulması, bir işin lafla değil arkasında durularak bitirilmesi.
Bozulma da aynı eksende ayrışır. Dilin ağırlaşması, kelimelerin başka çıkması ya da söylenenin bambaşka anlaşılması maksadın aşılması olarak okunur; niyet doğrudur, cümle yanlıştır. Metinler bir de tadı kaydeder: dilde hissedilen tatlılık sözün karşı tarafta kabul görmesiyle, acılık ise incitmesiyle birlikte anılır. Türkçenin tatlı dil deyimi bu kaydın gündelik yüzüdür.
Delil: dilin sizi savunması
İkinci kayıtta dil, kişinin kendini savunma vasıtasıdır. Buradaki karşılık haklılık değil, haklılığını söyleyebilme imkânıdır. Tabir bu ikisini ayrı tutar, çünkü haklı olup söyleyememek başlı başına bir hâldir.
Dilin uzaması bu eksende iki yöne birden açılır. Bir tarafta cevabını verebilmek, hakkını söyleyebilmek, susmak zorunda kalmamak durur. Öbür tarafta Türkçenin dil uzatmak dediği hâl vardır, yani haddi aşan söz. Uzunluğun kendisi bir hüküm taşımaz; dilin neye ve kime uzandığı taşır. Sözün karşılıklı sertleştiği sahnelerde madde rüyada kavga etmek bahsiyle birleşir.
Ne demek değil: Uzun görülen bir dil tek başına ne hayır ne şer alâmetidir. Ayrımı yapan şey sahnenin geri kalanıdır; tek bir ayrıntıdan hüküm çıkarılmaz.
Tercüman: başkasının sözünü taşımak
Üçüncü kayıt dili başkasının ağzı yapar. Tercüman, sözü kendi adına değil bir başkasının adına taşıyan kimsedir: aracı, vekil, sözcü. Rüyada başkasının dilini görmek ya da bir başkası adına konuşmak bu tarafa düşer; yorum artık sizin sözünüze değil, taşıdığınız söze bakar.
Anlaşılmayan bir dille konuşmak da burada kaydedilir. Ses vardır, kelime vardır, karşı taraf almaz. Aracılığın boşa düşmesi ve iki taraf arasında kalıp ikisine de derdini anlatamamak bu sahnenin gündelik karşılığıdır. Sözün sahibinin bambaşka olduğu bir hâl için rüyada ölmüş birinin konuşması sayfasına bakılabilir.
Aynı uzvun hayır tarafındaki en açık işi zikir ve duadır. Gıybetin de duanın da vasıtası tek bir uzuvdur; metinlerin burada yorumu tek yöne bağlamamasının sebebi budur (rüyada dua etmek).
Sesin çıkmadığı hâller
Buraya kadarki üç başlık ses çıktığı içindir. Ses çıkmadığında kaynaklar üç ayrı sahne kaydeder ve üçünü birbirinin yerine kullanmaz.
Kesilme. Susma dışarıdan gelir, vasıta elden alınmıştır. Okuma susturulma, delilin geçersiz kılınması ve sözün dinlenmemesi tarafındadır: kararın kişiye sorulmadan verilmesi, itirazın konuşulmadan kapatılması, sözü olanın masaya çağrılmaması.
Tutulma. Vasıta yerindedir ama çalışmaz. Ağız açılır, ses çıkmaz. Bu hâl bir mahrumiyet alâmeti sayılmaz; söylenmemiş sözün ağırlığı tarafında okunur.
Dilini kendi tutmak. Burada susma bir eksiklik değil tercihtir ve kaynaklarda olumlu tarafta durur. Dilini ısırmak da buraya yakındır: söz söylenmek üzereyken tutulmuştur, yani vakti henüz geçmemiştir.
Dilde yara ya da kanama görülen sahnelerde madde tek başına kalmaz. Yaranın ölçüleri rüyada yara görmek, kanın ölçüleri rüyada kan görmek sayfasındadır; dil bahsindeki ortak karşılıkları, söylenmiş bir sözün geride bıraktığı izdir.
Ne demek değil: Kesilme ve yaralanma sahneleri sağlıkla ilgili bir haber taşımaz. Tabirnâmeler dili söz ve delil başlığı altında ele alır; bu sayfa beden hakkında bir okuma yapmaz ve hekimin yerini tutacak hiçbir bilgi vermez.
Rüyanızı bulun
| Rüyanızda ne oldu? | Kısaca nasıl okunur |
|---|---|
| Rahat, açık ve anlaşılır konuşuyordunuz | Sözün yerini bulması, verilen sözün tutulması |
| Diliniz ağırlaştı, kelimeler yanlış çıktı | Niyet doğru, cümle yanlış: maksadın aşılması |
| Diliniz tutuldu, ses çıkmadı | Söylenecek söz var, içeride kalıyor |
| Dilinizi kendiniz tuttunuz, susmayı seçtiniz | İradeyle susma; kaynaklarda olumlu taraf |
| Dilinizi ısırdınız | Söylenmek üzereyken tutulmuş söz |
| Diliniz kesildi | Savunma vasıtasının elden alınması, susturulma |
| Dilinizin uzadığını gördünüz | İki taraflı: delilin kuvvetlenmesi ya da haddi aşan söz |
| Dilinizde yara ya da kan vardı | Söylenmiş bir sözün bıraktığı iz |
| Dilinizde tatlılık hissettiniz | Sözün karşı tarafta kabul görmesi |
| Dilinizde acılık ya da yanma vardı | İncitmiş bir söz |
| Bilmediğiniz bir dille konuştunuz | Aracılığın boşa düşmesi; anlaşılamamak |
| Başkası adına konuştunuz | Yorum sizin sözünüze değil, taşıdığınız söze bakar |
| Başkasının dilini gördünüz | Sahnenin sahibi siz değilsiniz; sözü söyleyene bakılır |
| İki diliniz vardı | Aynı konuda birbirini tutmayan iki söz |
| Söz dilinizin ucundaydı, hatırlayamadınız | Hazır olmayan cevap; vakti gelmemiş söz |
| Dilinizle zikir ya da dua ettiniz | Aynı uzvun hayır tarafındaki işi |
Rüyayı anlatan da dildir
Bu sembolün öbürlerinde bulunmayan bir yanı var: tabir geleneğinin dil hakkında kendi kaidesi vardır ve o kaide doğrudan rüyayı anlatma işine bakar.
Âdâba göre rüya herkese anlatılmaz, ehliyetsiz kişilere hiç anlatılmaz ve onlara tabir ettirilmez. Tasavvuf geleneğinin ifadesiyle anlatılmamış rüya, açılmamış mektup gibidir. Hadis kaynaklarında rüyanın, anlatılmadığı müddetçe bir kuşun ayağında durduğu, anlatılınca düştüğü bildirilir (Tirmizî, Rü’yâ 6; Ebû Dâvûd, Edeb 96). Bu âdâbın Kur’ânî dayanağı olarak Yûsuf kıssasında Hz. Ya’kūb’un, oğluna rüyasını kardeşlerine anlatmamasını söylemesi zikredilir.
Dil rüyası görenin bu kaideyle ayrı bir işi var. Sembolün konusu zaten söylenen sözdür; rüyanın kendisini kime söyleyeceği de aynı ölçüye tâbidir. Burada okunan şey, sayfanın nasıl kullanılacağını da belirliyor.
Kesilme gibi tedirgin bırakan sahnelerde usûlün söylediği ilk şey yorum aramak değildir: kötü rüyadan Allah’a sığınmak ve rüyayı hayra yormak. Diyanet İşleri Başkanlığı yayını Hadislerle İslâm da Hz. Peygamber’in rüyaların daima hayra yorulmasını istediğini kaydeder (c. 1, s. 467). Buradaki karşılıklar klasik tabir literatüründen derlenmiştir; dinî bir hüküm ya da fetva değildir. Aynı kurumun yayınlarında rüyaların delil sayılmadığı, onlarla amel edilmediği de belirtilir.
Psikolojik açıdan
Dil rüyalarını anlatanların tarifinde tekrar eden şey konuşma değil, konuşmanın yarıda kalmasıdır. Sahnede dilin kendisi zaten vardır; eksik olan cümledir.
Anlatılan iki sahne birbirinin tersidir. Birincisinde kişi konuşmaya çalışır ve ses çıkmaz. İkincisinde ağızdan istenmeyen bir cümle çıkar ve geri alınamaz. Ortak noktaları kontrol değil, geri dönülemezlik duygusudur: ikisinde de olan biten kişinin elinden çıkmıştır.
Rüyanın örtük içerik okumasına göre gündüz açıkça söylenemeyen şey uykuda kılık değiştirerek geri gelir (Sigmund Freud, Rüyaların Yorumu). Dil rüyalarında bu kılık genellikle çok incedir; sahne, gündüz kurulamayan cümlenin neredeyse kendisidir. Sembolleri kişinin iç dünyasının anlatım biçimi sayan yaklaşımda ise (C. G. Jung, İnsan ve Sembolleri) böyle sahneler, dışarıya gösterilen yüz ile içeride tutulan arasındaki mesafeyle birlikte ele alınır; mesafe büyüdükçe konuşma sahneleri de zorlaşır.
Anlatanların tarif ettiği duygu çoğunlukla korku değil pişmanlıktır. Klasik usûlde rüyanın nerede, nasıl ve ne zaman görüldüğünün tespiti muabbirin ehliyet şartlarındandır; gün içinde geçen sert bir konuşmanın hemen ardından görülen dil rüyası da bu ölçüyle değerlendirilir.
Olumlu anlamları
- Dil rahat ve açık konuşuyorsa: sözün yerini bulması
- Dilinizi kendi iradenizle tuttuysanız: söylenmemesi gereken sözün söylenmemesi
- Başkasının sözünü aktardıysanız: aracılığın hayırlı tarafı
- Dilde tatlılık varsa: sözün karşı tarafta kabul görmesi
- Yarası iyileştiyse: söz yüzünden bozulan bir bağın onarılması
Dikkat edilmesi gerekenler
- Dil tutulduysa: söylenecek söz var ama çıkmıyor
- Dil kesildiyse: savunma vasıtasının elden alınması
- Kelimeler yanlış çıkıyorsa: sözün maksadını aşması
- İki dille konuştuysanız: aynı konuda birbirini tutmayan iki söz
- Dilde yara varsa: söylenmiş bir sözün bıraktığı iz
Rüya günlüğü
Siz de bu rüyayı gördünüz mü?
Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.
Bağlantılı semboller
Sık sorulan sorular
Rüyada dilin kesilmesi ne anlama gelir?
Klasik metinler dilin kesilmesi ile tutulmasını ayrı hâller sayar; fark, susmanın nereden geldiğindedir. Kesilmede susma dışarıdan gelir: kişinin hakkını söyleyecek vasıtası elinden alınmıştır. Gündelik karşılığı çoğunlukla sözün dinlenmediği bir ortamdır; kararın kişiye sorulmadan verilmesi, itirazın konuşulmadan kapatılması gibi. Sahne tedirgin edici olsa da tabirnâmeler bu maddeyi söz ve delil başlığı altında ele alır, beden bahsinde değil.
Rüyada dilin tutulması ne demektir?
Tutulmada söz içeride kalır. Kişinin söyleyecek bir şeyi vardır, ağzını açar ve ses çıkmaz. Kesilmeden ayrılan yanı budur: vasıta yerindedir, çalışmamaktadır. Kaynaklarda bu hâl bir mahrumiyet alâmeti olarak değil, söylenmemiş sözün ağırlığı tarafında okunur. Kişinin dilini kendi iradesiyle tutması ise bambaşka bir sahnedir ve olumlu tarafta durur; orada susmak bir eksiklik değil, bir tercihtir.
Rüyada dilin uzadığını görmek iyi mi kötü mü?
Kaynaklar bu sahneyi tek yönlü okumaz. Bir tarafta delilin kuvvetlenmesi vardır: kişinin hakkını söyleyebilmesi, cevabını verebilmesi. Öbür tarafta Türkçenin dil uzatmak dediği hâl vardır, yani haddi aşan söz. Belirleyici olan uzunluğun kendisi değil, dilin neye ve kime uzandığıdır. Rüya görene ve görülene göre farklı yorumlandığı için bu ayrım herkeste aynı düşmez.
Rüyada dil görmek Diyanet'e göre ne demektir?
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayımlanmış bir rüya tabiri sözlüğü yoktur; kurum rüya yorumculuğunu dinî bir hüküm kaynağı olarak sunmaz ve yayınlarında rüyaların delil sayılmadığı, onlarla amel edilmediği kaydedilir. "Diyanet'e göre dil" başlığıyla dolaşan yorumlar aslında klasik tabirnâme literatüründen gelir: İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat, Nablusî ve Halîl b. Şâhîn. Bu sayfa da o literatürü aktarır; fetva vermez, dinî bir hüküm bildirmez.
Kaynaklar
Bu yorumda başvurulan kaynak alanları
Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.
- İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
- KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
- Kitapel-İşârât fî ilmi'l-ibârâtHalîl b. Şâhîn ez-Zâhirî
- AkademikTDV İslâm Ansiklopedisi, "Rüya" maddesi
Muabbirin ehliyeti: dilin iştikakını, atasözlerini ve deyimlerini bilmek.
- İslami kaynakTirmizî, Rü'yâ 6 (2279, 2280); Ebû Dâvûd, Edeb 96 (5020)
Rüyanın anlatılmadığı müddetçe kuşun ayağında durduğuna dair rivayetin geçtiği hadis kaynakları.
- KitapHadislerle İslâmDiyanet İşleri Başkanlığı
c. 1, s. 467: rüyaların daima hayra yorulmasının istenmesi
- Psikolojiİnsan ve SembolleriC. G. Jung
- PsikolojiRüyaların YorumuSigmund Freud
- WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?
Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı): rüyaların delil sayılmadığı ve onlarla amel edilmediği