Rüyada Yağmur Görmek
Güncellendi ·
Genel anlamı
Klasik sözlüklerde yağmur maddesi bir şartla açılır ve o şart bütün sayfayı yönetir: yağmur, kendisinden bir zarar doğmadığı sürece hayır, rızık ve rahmettir.
Gerekçesi de yazılıdır ve iki ayrı eserde neredeyse harfi harfine aynıdır: su mahlukatın hayatı ve yerin salahıdır, yokluğunda insan da hayvan da helak olur, karada ve denizde iş bozulur. Rahmet, ferah ve yardım tarafında okunması buradan gelir.
Ama aynı madde birkaç satır sonra hastalığı, alıkonmayı ve zulmü de yağmurla okur. Çelişki değil, şart baştan konmuştur: yağmur su getirir ve suyun getirdiği şey düştüğü yere göre ya diriltir ya çürütür.
Bu yüzden burada sorulacak ilk soru “yağmur yağdı mı” değildir. Üç soru vardır: kime yağdı, nereye yağdı, vaktinde miydi.
İslami rüya tabiri
Yağmur kime, nereye ve ne vakit yağdı
| Rüyanızda ne oldu? | Kısaca nasıl okunur |
|---|---|
| Bütün beldeye, herkese yağdı | Umumi genişleme, fiyatların düşmesi |
| Yalnız sizin evinize yağdı | İki okuma birden: gelen ikram ya da kalan sıkıntı |
| Bilmediğiniz bir eve indi | Başkasının üstünde kalan mesele |
| Kuraklıktan sonra yağdı | Gecikmiş cevabın gelmesi |
| Hazırlıksız yakalandınız | Habersiz gelen masraf ya da haber |
| Altında yıkandınız, abdest aldınız | Bekleyen hâcetin görülmesi |
| Yağmurla yüzünüzü yıkadınız | Kaynakta gözün sıhhat bulması |
| Damın altında sıkışıp kaldınız | İşten, yoldan ya da seferden alıkonmak |
| Kaçacak yer aradınız | Sözle gelen zarar, ıslandığınız kadar |
| Yağmur suyu içtiniz, berraktı | Hayra ermek |
| İçtiniz ama su bulanıktı | İçtiğiniz miktarca sıkıntı |
| Toprakla iş yapıyorsunuz | Doğrudan müjde sayılan sahne |
| Yolcusunuz, yola çıkacaktınız | Seferin gecikmesi |
| İşiniz açık havada yapılıyor | Yaptığınızı bozan, önceden bildirilmiş zarar |
| Gamlı ya da borçlusunuz | Duran işin yeniden yürümesi |
| Bal, yağ, süt ya da zeytinyağı yağdı | Mal ve rızık |
| Buğday, arpa, hurma, kuru üzüm yağdı | Aynı taraf: geçimin artması |
| Kan, taş ya da toz toprak yağdı | Azap ve haksızlık tarafı |
| Gökten kılıç yağdı | İnsanların didişmeye tutulması |
| Serpinti hâlindeydi | Mesele hafif |
| Mevsimi dışında yağdı | Doğru şeyin yanlış zamanda gelmesi |
| Bulutsuz gökten yağdı | Umulmadık yerden gelen ferahlık |
| Gök gürledi, şimşek yoktu | Gizli tertip, arkadan çevrilen iş |
| Yıldırım düştü | Ayrı bir maddedir; indiği yere göre okunur |
| Dolu yağdı | Mevsiminde rahmet, dışında azap |
| Gök gürültüsünü yağmurla duydunuz | Borcun ödenmesi |
| Sele döndü | Ayrı bahis: o yerde çıkan kargaşa |
Türkçede tek kelime, kaynaklarda iki ayrı yağmur
Türkçe “yağmur” der ve geçer. Klasik metinlerin ayırdığı şey ise kelimenin kendisidir ve bu ayrım Türkçe rüya sitelerinde görünmez.
Kayıt İbn Sîrîn’e nispet edilir ve kısadır: matar lafzının geçtiği yerde ferah aranmaz, o lafız gam tarafındadır; aynı su “gökten inen su” diye anıldığında ise umumen insanlar için ferahtır. Bir eser bunu kurala bağlar: teville gays ve inen su lafızları matar lafzından daha uygundur. Çiy maddesi de aynı ayrımı tamamlar: çiy, sağanak ve çisenti müjde tarafında kaydedilir.
Gays’ın Türkçede tam karşılığı yok; en yakını şu: beklenen, imdada gelen su. Kuraklık uzamış, toprak çatlamış, herkes gökyüzüne bakmaktadır.
Rüyayı hatırlarken asıl ayırt edici soru da budur: o yağmur bekleniyor muydu, yoksa tepenize mi boşaldı. Beklenen yağmur, cevap gelmeyen bir başvurunun dönmesi, çıkmayan iznin çıkmasıdır. Beklenmeyen yağmur ise habersiz gelen bir masraf, gecenin bir vakti çalan telefondur. İkisi de gökten iner, ikisi aynı şey değildir.
Herkese mi yağdı, yalnız sizin damınıza mı
Umumi yağmur kaynaklarda imdat, rahmet ve berekettir. Bütün beldeye yağdıysa tevil de bütün belde halkına düşer: bir kişinin değil, herkesin işinin açılması. Somut karşılığı da yazılıdır, halk sıkıntıdaysa fiyatlar ucuzlar.
Aynı eser sayfadaki en öğretici cümleyi de kurar. Bolluk yağmurla gelmek zorunda değildir: ya yağmurla gelir, ya yiyecek getiren bir kafileyle, ya da gemilerle. Sembol size sonucu verir, hangi kapıdan geleceğini değil. Nitekim bir başka eser maddeyi şu cümleyle açar: yağmur deve kafilesidir, kafile de yağmurdur.
Yalnız bir eve ya da bilinmeyen bir mahalleye inen yağmur ise ağırlaşır. En eski nüshalardan biri ayrımı iki satırda verir: umumi olan imdat, rahmet ve bereket; bir eve mahsus olan ağrılar ve belalar.
Kaynaklar burada ayrışır. Aynı sözlük birkaç satır önce tersini de kaydeder: yağmuru yalnız kendi evine yağarken gören menfaat, hayır ve ikram elde eder. Bir başka eser ayrımın tamamına itiraz eden bir kaydı yanına koyar: Hristiyanlar yağmuru, hâs olsun umumi olsun rahmet sayar.
İkisini birlikte okumanın yolu şu: mesele yağmurun bir eve inmesi değil, o evde ne yaptığıdır. Fayda verdiyse hayırdır, ıslattığını bozduysa değildir. Bulutsuz gökten yağması ise yadırganmaz, çünkü yağmur zaten gökten iner; bu, umulmadık yerden gelen ferahlık sayılır.
Yağmurun altında mıydınız, damın altında mı
Asıl fark burada: temas ettiniz mi, korundunuz mu.
Yağmurun altında yıkanmak, ondan abdest ya da gusül almak, yüzünü yıkamak veya elbisesindeki kiri onunla temizlemek, kaynakların dört ayrı kişiye dört ayrı cevap verdiği yerdir: kâfirse Müslüman olur, bid’atçi ya da günahkârsa tövbe eder, fakirse zenginlik bulur, bir kapıda bekleyen hâceti varsa o hâcet görülür. Bir eser beşincisini ekler: yüzünü yıkayanın gözü sıhhat bulur.
Bugünkü karşılığı en çok dördüncü satırdadır: takılı kalmış bir dosyanın çıkması, imzaya kalan işin imzalanması.
Damın ya da duvarın altında sıkışıp kalmak bunun tersidir. İki ihtimal sayılır: ya sözle gelen bir zarar, ya da isabet eden yağmur miktarınca bir darbe. Yağmur mevsimindeyse okuma alıkonmaya döner: seferden ya da işinden geri kalmak, ya hastası yüzünden, ya darlığı sebebiyle, ya da miktarınca hapse düşmek.
Aynı eser hangisinin seçileceğini de söyler ve sayfadaki en kullanışlı kaide budur: kendini gördüğü mekâna, rüyadaki fazlalığa ve uyanıkken elde olan karinelere bakılır. Rüya tek başına hüküm vermez; o günlerde önünüzde duran mesele hangisiyse okuma oraya oturur.
İçme sahnesinin ölçüsü nettir: yağmur suyu berraksa hayır, bulanıksa içtiği miktarca sıkıntı. Suyun kendi maddesi için rüyada su görmek sayfası ayrıdır.
Aynı rüya, yedi ayrı adam, yedi ayrı cevap
Sayfanın omurgası burada ve dayanağı bir kaide değil, bir vaka dizisi. Bir tabir eserinin müellifi kendi başından geçenleri anlatır: yedi ayrı kişi ona gelir ve hepsi aynı rüyayı görmüştür, kendisini yağmur meleği Mikâil olarak görmek. Müellif her birine başka bir cevap verir, her biri de doğrular.
Birine “sen kalburcusun” der; gerekçesi yazılıdır, yağmur buluttan, kalburdan indiği gibi iner. Birine “sen pamuk atan hallaçsın” der; çünkü akıp giden bulutlar hallaç yayından uçuşan pamuğa benzer ve yayın sesi gök gürültüsü gibidir. Birine “sen sakasın, emrinde de sakalar var”, birine “sen ekiyor, dikiyor ve suluyorsun”, birine “arık açmaya niyet ettin” der. Yedincisi Mısır meliğidir; ona “yollarda kimsenin yürümesini engellemeye niyet ettin” der, çünkü Mikâil’in elindeki yağmur yolları keser. Müellifin kendi kuralı da tek cümledir: her insana kendisine yakışanı ver.
Sözlüklerin karşılığı zaten hazır. Yağmuru çiftçi gördüğünde kaynaklar doğrudan müjde ve erişeceği bir bolluk yazar; aynı yağmur yolcuya sefer engelidir. Bir eser zarar gören meslekleri sayar: yolcu, çırpıcı, çamaşırcı, bina yapan, hasatçı ve onların yolundan gidenler. Bunlara yağmur, yaptığını berbat eden bir zarardır; notu da düşülür: inmeden önce tedbir alsınlar diye kendilerine bildirilmiştir.
Meslekler değişti, mantık değişmedi: sayılanların hepsi işi açıkta yapılan ve ıslanınca bozulan işlerdir. İnşaatta çalışan, nakliyeci, pazarcı. Kapalı bir yerde çalışan için aynı yağmur böyle okunmaz.
O yüzden bu maddede tek bir cevap yoktur. Sahneyi hatırladıktan sonra kendinize sorulacak soru şu: benim işim yağmurdan kazanan mı, yağmurdan zarar gören mi.
Ne yağdı, ne kadar yağdı
Yağmurun cinsi de okunur ve kaide tek cümlede toplanır: cinsi beğenilen her yağmur makbul, cinsi kerih görülen her yağmur mekruhtur.
Beğenilen taraf uzun bir listedir: bal, yağ, süt, zeytinyağı, makbul cinsten meyveler; bir eser buğday, arpa, hurma ve kuru üzümü de sayar, tozsuz toprağı bile bolluk yazar. Hepsi mala ve rızka delalet eden şeylerdir. Kerih taraf da açıktır: kan ya da taş yağması azaptır, kum ve toz toprak yağması halka yapılan haksızlık olarak geçer.
İki satır daha kayıtlıdır: gökten kılıç yağdığını görmek insanların didişmeye tutulmasıdır, karpuz yağması ise hastalanmalarıdır. Miktarın da hükmü var; serpinti hâlindeyse mesele hafiftir.
Ama bu listenin üstünde bir kaide daha var. Bir yöntem eseri şöyle der: gökten yağ, bal, un ya da faydalı bir şey inmesi rızık ve ucuzluktur, ancak ekini, evleri ya da giysileri telef ettiği takdirde kötüye döner. Tersi de geçerlidir; insanlar eziyet veren şeylerden fayda görüyorsa okuma ummadığı yerden gelen fayda olur. Hükmü sembolün cinsi değil sahnede yaptığı iş belirler: bal bile telef ederse kötüdür.
Mevsimi dışında yağdıysa
Yağmur aynı yağmurdur, vakti değişir ve okuma döner. Kaynaklar mevsimi dışında, zarar vereceği bir vakitte yağan yağmuru illetler tarafında okur; bir eser bunu çiçek hastalığı ve zatülcenp diye somutlaştırır.
Gerekçesi tek cümlede durur ve arşivin en güzel kıyaslarından biridir: ondan yere ve bitkisine zarar veren her şey, o yerden yaratılmış ve onda bitmiş olanların bedenlerine de zarar verir. İnsan da o topraktandır; toprağı bozan onu da bozar.
Bugünkü karşılığı yağmurla değil vaktiyle ilgili: doğru şeyin yanlış zamanda gelmesi. Tam yetişemeyeceğiniz haftada gelen sipariş, hazır olmadığınız bir teklif, vakti dolmadan açılan bir konu. Gelen şey kötü değildir, geldiği an yanlıştır. Kar tarafı için rüyada kar görmek, sele dönmesi için rüyada sel görmek sayfası ayrıdır; sel, o mevkide çıkacak bir kargaşa diye kaydedilir.
Yağmur kendi maddesi dışında da çıkar: kabirler üzerine yağan yağmur Allah’tan bir rahmet olarak geçer.
Şimşek çaktıysa, gök gürlediyse
Şimşek kaynaklarda ayrı bir maddedir ve cevap orada da görene göre değişir. Şimşeği yalnız kendisi gören, ışığı gözünü alan kişi:
- yolcuysa yağmurdan ya da yukarıdan gelen bir engelle karşılaşır;
- çiftçiyse ve toprağı kurumuş, ekini susamışsa beklediği suyla müjdelenir;
- babası, efendisi ya da âmiri kendisine küskünse o kişi ona döner ve yüzüne güler.
Üçüncü satırın gerekçesi klasik metinlerin en zarif kayıtlarından biri: şairler gülmeyi şimşeğe, ağlamayı yağmura benzetir, çünkü gülmek Araplarda gizli olanı açığa vurmaktır; hurma tomurcuğunun kılıfı yarıldığında ona da “gülme” denir. Yanında yağmur da varsa okuma ağlanacak bir şeyin açığa çıkması tarafına geçer.
Kaynaklar hasta bir kimse için ağır bir okuma kaydeder; bu sayfa onu haber olarak vermez, ecelin ve sağlığın bilgisi tabircinin işi sayılmaz. Şimşeğin ortak niteliği de yazılıdır: gösterdiği her şey çabuktur, çünkü şimşek çabuk gider ve az durur.
Gök gürültüsü kendi başına daha yumuşak okunur: onu duyan borcunu öder, hastaysa iyileşir, hapisteyse salıverilir. Sesi ürkütücü değilse ve yanında yağmur varsa, o mahalle halkına gelen bolluktur.
Tek bir hâli ağır kaydedilir ve gerekçesi üç ayrı metinde aynıdır: şimşeksiz gök gürültüsü. Okuması suikast, hile ve yalan sözle koğuculuktur; sebebi de yazılıdır, insan gök gürültüsünü ancak şimşeği gördükten sonra bekler. Sesin sebebi görünmeden gelmesi, gizli tertibin karşılığıdır: arkanızdan konuşulduğunu sezmek, kimin çıkardığı belli olmayan bir söz.
Bulutun kendi maddesi ve rüzgârın sertleştiği hâl için rüyada fırtına görmek sayfası ayrıdır.
Ne demek değil: Bu sayfadaki hiçbir satır sağlık ya da ecel haberi değildir; kaynaklar yağmur maddesinde hastalık okumaları kaydeder, bu site onları haber olarak aktarmaz. Buradaki yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir ve dinî bir hüküm, fetva ya da tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında da rüyaların delil olmadığı ve rüyalarla amel edilmeyeceği belirtilir.
Psikolojik açıdan
Psikolojik okumada yağmur, kişinin kendi elinde olmayan bir şeyin gelmesiyle ilgili sahnelerde çıkar. Gökyüzü kimseye sormaz; ne zaman yağacağına karar veren rüyayı gören değildir ve anlatanın hatırladığı duygu da çoğu zaman budur: bekleme hâli. Bu rüya bu yüzden en çok, sonucu başkasının elinde olan bir bekleyişin ortasında görülür.
İkinci sık anlatılan taraf boşalmadır. Uzun süre tutulan bir şey bırakıldığında rahatlama ile hüzün birlikte gelir; yağmur rüyalarının hem ferahlık hem ağırlık duygusuyla anlatılması bundandır. Uyanınca kalan his de bu yüzden yorumun içindedir: hafiflik mi kaldı, ıslanmışlık mı.
Sonuç ikisinde de aynı yere çıkıyor: rüya yağmurun ne zaman yağacağını haber vermez, sizin neyi beklediğinizi gösterir.
Olumlu anlamları
- Bütün beldeye yağdıysa: fiyatların düşmesi, herkesin işinin birden açılması
- Altında yıkandıysanız ya da abdest aldıysanız: bekleyen bir hâcetin görülmesi
- Toprakla iş yapıyorsanız: kaynakların doğrudan müjde saydığı sahne
- Gamlıysanız ya da borçluysanız: duran bir işin yeniden yürümesi
- Bal, yağ, süt ya da buğday yağdıysa: mal ve rızık tarafı
Dikkat edilmesi gerekenler
- Yalnız bir eve ya da mahalleye indiyse: o hanenin üstünde kalan bir sıkıntı
- Damın ya da duvarın altında sıkışıp kaldıysanız: işten, yoldan ya da seferden alıkonmak
- Mevsimi dışında yağdıysa: doğru şeyin yanlış vakitte gelmesi
- Kan, taş ya da toz toprak yağdıysa: kaynaklarda azap ve haksızlık tarafı
- İşinizi açık havada yapıyorsanız: yaptığınızı bozan bir zarar
Rüya günlüğü
Siz de bu rüyayı gördünüz mü?
Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.
Bağlantılı semboller
Sık sorulan sorular
Rüyada yağmurda ıslanmak ne anlama gelir?
Klasik metinler ıslanmayı değil, yağmurla ne yaptığınızı okur. Onun altında yıkanmak, abdest ya da gusül almak, yüzünüzü veya elbisenizdeki kiri onunla temizlemek dört ayrı kişiye dört ayrı cevap verir: günahkâr tövbe eder, fakir zenginlik bulur, yüzünü yıkayanın gözü sıhhat bulur ve bir kapıda bekleyen hâceti varsa o hâcet görülür. Bugünkü karşılığı en çok sonuncusudur: takılı kalmış bir dosyanın çıkması, imzaya kalan işin imzalanması.
Rüyada şiddetli yağmur görmek kötü müdür?
Kaynakların baktığı yer şiddet değil zarardır. Yağmur bir şeyi telef ettiyse, ekini bozduysa ya da sizi bir yere sıkıştırdıysa okuma ağırlaşır; aynı şiddetteki yağmur toprağa yarıyorsa bolluk tarafında kalır. Bir yöntem eserinde kaide açıkça yazılıdır: gökten bal bile yağsa ekini telef ettiği takdirde kötüye döner. Ölçü sembolün cinsi değil, sahnede yaptığı iştir.
Rüyada yağmur ve şimşek birlikte görülürse ne anlama gelir?
Şimşek kaynaklarda ayrı bir maddedir ve cevabı görene göre değişir: yolcuya engel, tarlası kurumuş çiftçiye beklediği suyun müjdesi, kendisine küskün bir büyüğü olan kimseye o kişinin yüzünün gülmesi. Gök gürültüsünü şimşeksiz duymak ise ayrı okunur ve gizli bir tertip tarafına geçer; gerekçesi de yazılıdır, insan gök gürültüsünü ancak şimşeği gördükten sonra bekler.
Rüyada yağmur görmek her zaman bereket midir?
Hayır ve kaynaklar bunu baştan şarta bağlar: yağmur, kendisinden bir zarar doğmadığı sürece hayırdır. Bütün beldeye yağan yağmur imdat ve bereket sayılırken yalnız bir eve ya da mahalleye inen yağmur ağırlaşır. Vakti de hükmü çevirir: mevsimi dışında, zarar vereceği bir vakitte yağan yağmur illet tarafında okunur. Türkçenin tek kelimeyle geçtiği yerde klasik metinler beklenen suyu üstünüze boşalan sudan ayırır.
Kaynaklar
Bu yorumda başvurulan kaynak alanları
Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.
- KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
bâbü'l-mîm, el-matar maddesi; ayrıca el-berk, er-ra'd ve es-sehâb maddeleri
- KitapMüntehabü'l-kelâm fî tefsîri'l-ahlâm
38. bâb; el-matar, er-ra'd ve el-berk maddeleri. İbn Sîrîn'e nispet edilir; nispeti sahih değildir.
- KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Gannâm
el-matar maddesi
- KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Kuteybe
9. bâb, yağmurlar ve çiy bahsi
- KitapKavâidü tefsîri'l-ahlâmŞihâbüddîn en-Nablusî
Mikâil faslı ve gökten inen şeyler faslı
- İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
- WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?
Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı)