Rüyapedia
Doğa

Rüyada Rüzgâr Görmek

Güncellendi ·


Genel anlamı

Türkçede rüzgârla kurulan cümlelerin çoğunda özne rüzgâr değildir. Rüzgârı arkasına almak, rüzgâra karşı durmak, rüzgâra göre yelken açmak: üçünde de tarif edilen şey havanın hâli değil, kişinin o havada nerede durduğudur. Dil rüzgârı yalnız başına anlatmaz, hep birinin karşısına koyar.

İkinci ipucu fiilde duruyor. Rüzgâr eser; başlayıp biten bir olay değil, sürdüğü müddetçe kişinin içinde durduğu bir hâldir. Bu yüzden bu maddede “ne oldu” diye değil “nasıldı” diye sorulur, ve cevap her zaman iki taraflıdır: bir yanda esinti, öbür yanda onun karşısındaki kişi.

Tabir usûlü bu ayrıntıyı hesaba katmayı gerektirir. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Rüya” maddesinde muabbirin ehliyeti sayılırken dilin iştikakını, atasözlerini ve deyimlerini bilmek açıkça şart koşulur; buradaki hüküm de dilin verdiği hükümdür.

Yakın sembollerden farkı burada. Rüyada yağmur görmek ve rüyada kar görmek bahislerinde tabir edilen şey yağan maddenin kendisidir; rüyayı gören onu seyreder. Rüyada fırtına görmek sayfasında tabir edilen şey rüzgârın yerinden oynattığı nesnedir. Rüzgâr maddesinde ise ne seyredilen bir madde ne de devrilmiş bir nesne aranır; tabir edilen kişinin kendisidir. Bu yüzden aynı sertlikteki rüzgâr iki ayrı rüyada iki ayrı kayıt olabilir: biri arkadan esmiştir, öteki karşıdan.

İslami rüya tabiri

Bu sayfadaki karşılıklar dört metin kümesinden derlendi: İbn Sîrîn’e nispet edilen külliyat, Abdülganî en-Nablusî’nin Ta’tîru’l-enâm fî ta’bîri’l-menâm’ı, Halîl b. Şâhîn ez-Zâhirî’nin el-İşârât fî ilmi’l-ibârât’ı ve Kenzü’l-Menâm.

Bu metinlerde rüzgâr tek başına tartılmaz; tartılan şey esinti ile onun içindeki kişi arasındaki bağdır. Madde o bağı dört ayrı yerde kaydeder: hangi taraftan esiyordu, siz yürüyebildiniz mi, size ne ulaştı, ne zaman kesildi.

Tasavvuf geleneğinden derlenen kaidelere göre rüya mevsime, mekâna, şahıslara, görene ve görülene göre farklı yorumlanır; aşağıdaki karşılıklar bu yüzden herkeste aynı okunmaz.

Rüyanızı bulun

Rüyanızda ne oldu? Kısaca nasıl okunur
Serin ve tatlı bir rüzgâr vardı İşlerin kendi seyrinde yürümesi
Arkanızdan esti, yürümek kolaylaştı Gidişatın lehinize dönmesi
Karşıdan esti, adım atamadınız Yürümekte olan işte direnç
Yandan esti, güzergâhınızdan kaydınız Niyet edilenle varılan yerin ayrışması
Yönü sürekli değişti Zemini oturmamış, kararı verilmemiş mesele
Güzel bir koku getirdi Uzaktan gelen hayır
Ağır, rahatsız edici bir koku getirdi Gelen şeyin hoşa gitmemesi
Uğultusu vardı, konuşulanı duyamadınız Sözün ve haberleşmenin karışması
Toz getirdi, gözünüz kapandı Uzaktan size ulaşan bir şey; henüz seçilmiyor
Bulutları sürükledi, yağış geldi Bekleyişin sonuna yaklaşılması
Elinizdekini savurup götürdü Tutulduğu sanılanın elden çıkması
Uçanın peşinden koşup yetiştiniz Geri almak için harcanan çaba
Saçınızı ve elbisenizi savurdu Görünüşe ve itibara dokunan bir hareket
Ayağınızı yerden kesti, sürükledi İradenin dışında ilerlemek
Rüzgâra rağmen durmadan yürüdünüz Zorluğa rağmen sürdürülen yol
Kapalı bir yerde, evin içinde esti Dışarıya ait bir hareketin haneye girmesi
Yavaş yavaş kesildi, hava durdu Hareketin kendi kendine bitmesi
Yaprak kımıldamıyordu, hava ağırdı İlerlemeyen, bekleyen bir dönem
Durgunluktan sonra rüzgâr çıktı Duran işin yeniden hareketlenmesi

Hangi yönden esiyordu

Bu maddenin ilk sorusu budur, çünkü rüzgârın tek başına bir hükmü yoktur. Hüküm, rüzgâr ile kişi arasındaki açıdan çıkar.

Arkadan esmesi. Yürüyen kişiyi iten rüzgâr klasik okumada kolaylık tarafındadır. Türkçedeki “rüzgârı arkasına almak” deyimi de aynı yeri gösterir. Gündelik karşılığı tanıdıktır: işin dışarıdan bir gelişmeyle kolaylaşması, umulmayan bir desteğin çıkması, zamanlamanın tutması.

Karşıdan esmesi. İlerlemenin zorlaşmasıdır. Bu bir zarar kaydı değil, bir direnç kaydıdır; kişi yolundan dönmüyorsa yorum yılgınlık tarafına geçmez. Yolun kendisine dair ölçüler için rüyada yol görmek bahsine bakılabilir.

Yandan esmesi. En az anlatılan ama en ayırt edici sahnedir. Kişi ilerler, durmaz, yorulmaz; yine de vardığı yer gitmek istediği yer değildir. Niyet ile netice arasındaki sessiz fark burada kaydedilir.

Yönünün sürekli değişmesi. Sabit bir taraf yoktur, dolayısıyla ölçülecek bir açı da yoktur. Bu sahne zemini oturmamış, kararı henüz verilmemiş bir mesele tarafında ele alınır.

Ne demek değil: Karşıdan esen rüzgâr, önünüzün kesileceğine dair bir bildirim olarak okunmaz. Ehl-i Sünnet âlimlerinin ortak kabulünde rüya zannî bilgi verir, kat’î delil sayılmaz.

Size ne ulaştı

Bu maddenin ikinci kaydı, esintinin rüyayı görene kadar taşıdığı şeydir. Rüzgârın uzakta neyi savurduğu sorulmaz; sorulan, size değene kadar yanında ne getirdiğidir. Kayıt tek yerde değil üç duyuda tutulur: tende, burunda, kulakta.

Tende: serinlik. Sıcakta esen serin rüzgâr ferahlık tarafında okunur: sıkıntının hafiflemesi, aradaki gerginliğin düşmesi. Üşütecek kadar soğuk bir esinti ise ayrı kaydedilir ve rüyadaki his yorumu belirler.

Burunda: koku. Güzel koku getiren rüzgâr uzaktan gelen bir hayır olarak okunur; haber, mektup ya da görüşülmeyen birinden gelen bir yakınlık. Ağır ve rahatsız edici koku ise tersine, gelenin hoşa gitmemesi tarafında ele alınır. Kokunun ayırt edici yanı yönü değil mesafesidir: kaynağı görünmeyen bir yerdedir.

Kulakta: ses. Uğultu konuşulanı bastırıyorsa yorum söz bahsine kayar: anlaşılamamak, aradaki haberleşmenin bozulması, söylenenin yanlış duyulması. Sesin duyulup esintinin tende hissedilmemesi ayrı bir kayıttır: hareket vardır ama henüz kişiye değmemiştir.

Toz. Rüzgârın getirdiği toz başka bir yerden kalkmış, yol almış ve size ulaşmıştır. Okuma bu sebeple bulunduğunuz yerin karışması tarafında değil, uzaktan gelmiş ama yüzü henüz seçilmemiş bir şey tarafındadır.

Bulut. Rüzgârın bulut sürüklemesi yağış bahsinin önüdür ve rüyada yağmur görmek sayfasındaki rahmet okuması burada da devreye girer. O sahnede rüzgâr yorumun konusu değil, konuyu getiren şeydir.

Götürdüğü. Elden bir kâğıdın ya da örtünün uçması, tutulduğu sanılan bir şeyin elden çıkması tarafındadır. Saçın ve elbisenin savrulması ayrı kaydedilir ve görünüş ile itibara bağlanır. Uçanın peşinden koşup yetişmek üçüncü bir kayıttır: okunan şey kaybın kendisi değil, geri almak için harcanan çabadır.

Yürüyebildiniz mi

Ölçü bu maddede tek başına hüküm vermez; hükmü adım verir. Havanın kaç şiddetinde estiği kaydedilmez, yürüyüşün ona nasıl uyduğu kaydedilir.

Hafif esinti. İşlerin zorlanmadan, kendi seyrinde yürümesi. Adım değişmemiştir; kişi rüzgârı ancak fark eder.

Taşınabilir sertlikte rüzgâr. Yürümesi zor ama yürünebilir bir dönem. Adım kısalmıştır, durmamıştır.

Savuran rüzgâr. Ayağın yerden kesilmesi, adımın kendi iradesiyle atılamaması. Okuması iradenin dışında ilerlemektir. Gövdenin havalanması sahneyi başka bir bahse taşıyabilir; ayrımı rüyada uçmak sayfasındadır.

Bu üç kademede tartılan şey esinti değil adımdır. Aynı sert rüzgâr, yürümeye devam eden bir kişide direnç, ayakta duramayan bir kişide sürüklenme olarak kaydedilir; ölçüyü veren hava değil, ayaktır.

Kesilmesi ve durgun hava

Rüzgârın kesilmesi bu maddede bir bitiş değil bir eksilmedir. Giden şey bir sıkıntı değil hareketin kendisidir; bu sebeple dinginlik burada her zaman ferahlık okunmaz.

Yavaşça kesilmesi. Hareketin kendi kendine bitmesi. Yorulmuş bir kişide dinlenme, işi yürüyen bir kişide durma tarafında okunur ve hangisi olduğunu rüyadaki his söyler.

Yaprağın kımıldamadığı ağır durgunluk. Klasik yorumun hareketsizliği kaydettiği yerdir: bekleyen bir iş, cevabı gelmeyen bir başvuru, açılmayan bir kapı. Sahnede bir zarar yoktur, bir ilerleme de yoktur.

Durgunluktan sonra rüzgârın çıkması. Bunun tersi ve bu maddenin en açık şekilde hayra yorulan sahnesi: duran şeyin yeniden hareketlenmesi.

Ne demek değil: Rüzgâr rüyası, olacak bir şeyin duyurusu diye okunmaz. Metinler burada tek tek vakalar değil eğilimler kaydeder; elde kalan şey bir takvim değil, bir pusuladır.

Bu sahnelerin bir kısmı huzursuzlukla uyanmayı getirir. Dinî literatürün rüyayı rahmânî, nefsânî ve şeytânî diye üçe ayırması tam da burada işe yarar: tedirgin eden her sahne bir uyarı sayılmaz. Tasavvuf geleneğinden derlenen âdâbın tavsiyesi de bellidir: hoşa gitmeyen rüyada Allah’a sığınılır. Metinler tek bir hükümde birleşmediğinde izlenecek yol tektir ve rüyalar hayra yorulur; Diyanet İşleri Başkanlığı yayını Hadislerle İslâm da Hz. Peygamber’in bunu istediğini kaydeder.

Buradaki yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir; dinî bir hüküm veya fetva niteliği taşımaz. Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarında da rüyaların delil olmadığı ve onlarla amel edilmeyeceği belirtilir.

Psikolojik açıdan

Psikolojik okumada rüzgâr, görülmeyen ama üzerinde hissedilen bir tesirin imgesidir. C. G. Jung’un İnsan ve Sembolleri’nde işlenen anlamda sembol, kendisi görünmeyen bir hareketi görünür kılar; rüzgâr da rüyada bu işi yapar.

Bu rüyaları anlatan kişilerde en sık geçen soru yön sorusudur: nereye doğru gidiliyor, bu hareket kimin kararı. Karşıdan esen rüzgâr uzun süren bir direncin yorgunluğuyla, arkadan esen rüzgâr ise kişinin kendi çabasından fazlasını hissettiği hızlı dönemlerle birlikte anlatılır.

Durgunluk sahnesi psikolojik okumada da kendi başına ele alınır. Havanın hiç kımıldamaması, kriz hissinden çok tıkanma hissiyle ilişkilendirilir; korkulan bir şey yoktur, ilerleyen bir şey de yoktur.

Olumlu anlamları

  • Hafif ve serin bir rüzgârsa: işlerin kendi seyrinde yürümesi
  • Arkanızdan esip yürümeyi kolaylaştırdıysa: gidişatın lehe dönmesi
  • Güzel bir koku getirdiyse: uzaktan gelen hayır
  • Bulutları sürükleyip yağış getirdiyse: bekleyişin sonuna yaklaşılması
  • Durgunluktan sonra çıktıysa: duran işin yeniden hareketlenmesi
  • Rüzgâra rağmen durmadan yürüdüyseniz: sürdürülen yolun kaydı

Dikkat edilmesi gerekenler

  • Karşıdan esip adım attırmadıysa: yürüyen işte direnç
  • Yandan esip sizi güzergâhınızdan kaydırdıysa: niyetle varılan yerin ayrışması
  • Yönü sürekli değiştiyse: zemini oturmamış bir mesele
  • Uğultusu konuşulanı bastırdıysa: sözün ve haberleşmenin karışması
  • Toz ve kum getirip görüşü kapattıysa: gelen şeyin seçilememesi
  • Elinizdekini savurup götürdüyse: tutulduğu sanılanın elden çıkması
  • Yaprak kımıldamıyor, hava ağırlaşıyorsa: ilerlemeyen bir dönem

Rüya günlüğü

Siz de bu rüyayı gördünüz mü?

Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.

Bağlantılı semboller

Sık sorulan sorular

Rüyada rüzgar görmek ile fırtına görmek arasındaki fark nedir?

Fırtınanın şiddetli rüzgâr olduğu doğrudur, fakat iki maddede tabir edilen şey aynı değildir. Fırtına bahsinde bakılan şey rüzgârın yerinden oynattığı nesnedir: devrilen ağaç, uçan çatı, savrulan eşya. Rüzgâr bahsinde devrilmiş bir nesne aranmaz; bakılan şey rüzgârın karşısındaki kişidir. Bu yüzden hiçbir şey kırılmadan da yorum kurulur: esintinin yönü ile kişinin adımı tek başına bir kayıttır.

Rüyada şiddetli rüzgar esmesi ne anlama gelir?

Sertliğin kendisi tek başına bir hüküm vermez; hükmü kişinin adımı verir. Yürümesi zor ama yürünebilir bir rüzgârda bakılan şey kişinin durup durmadığıdır, esintinin kaç şiddetinde olduğu değil. Ayağın yerden kesilmesi ve adımın kendi iradesiyle atılamaması ise ayrı bir kayıttır; orada okuma iradenin dışında ilerlemek tarafındadır. Aynı sert rüzgâr, yürüyen bir kişide direnç, ayakta duramayan bir kişide sürüklenme olarak okunur.

Rüyada rüzgarın bir şeyi savurup götürmesi ne demektir?

Belirleyici olan rüzgârın gücü değil, elden çıkan şeyin ne olduğudur. Bir kâğıdın, bir örtünün ya da başlıktaki bir parçanın uçması tutulduğu sanılan bir şeyin elden çıkması tarafında okunur. Saçın ve elbisenin savrulması ayrı kaydedilir ve görünüş ile itibar bahsine bağlanır. Uçanın peşinden koşup yetişmek de ayrı bir kayıttır; orada okunan şey kaybın kendisi değil, geri almak için harcanan çabadır.

Rüyada hiç rüzgar olmaması, havanın durgun olması ne anlama gelir?

Rüzgârın kesilmesi bu maddede bir bitiş değil bir eksilmedir; giden şey hareketin kendisidir. Bu yüzden dinginlik burada her zaman ferahlık okunmaz. Yaprağın kımıldamadığı ağır bir durgunluk bekleyen bir iş, cevabı gelmeyen bir başvuru ya da ilerlemeyen bir mesele tarafında ele alınır. Kişinin sahnede yorgun mu yoksa sıkışmış mı olduğu yorumu ayırır.

Kaynaklar

Bu yorumda başvurulan kaynak alanları

Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.

  • İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
  • KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
  • Kitapel-İşârât fî ilmi'l-ibârâtHalîl b. Şâhîn ez-Zâhirî
  • KitapKenzü'l-MenâmSeyyid Süleyman el-Hüseynî
  • AkademikTDV İslâm Ansiklopedisi, "Rüya" maddesi

    Muabbirin ehliyeti: dilin iştikakını, atasözlerini ve deyimlerini bilmek

  • AkademikTasavvufta Rüya TabiriA. Demir

    Tasavvuf geleneğinden derlenen tabir âdâbı: rüyanın mevsime, mekâna ve şahsa göre değişmesi

  • KitapHadislerle İslâmDiyanet İşleri Başkanlığı

    c. 1, s. 467: rüyaların daima hayra yorulmasının istenmesi

  • WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?

    Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı): "rüyalar bir delil değildir, onlarla amel edilmez"

  • Psikolojiİnsan ve SembolleriC. G. Jung