Rüyapedia
Vücut ve Sağlık

Rüyada Kulak Görmek

Güncellendi ·


Genel anlamı

Kulağın diğer uzuvlardan bir farkı var: kapağı yok. Göz yumulur, ağız kapanır, el geri çekilir; kulak açık kalır ve kişi uyurken bile çalışır. Klasik tabir metinlerinin kulağı gören değil alan taraf olarak kaydetmesi bu sade farktan gelir. Kulakta seçme yoktur; gelen söz içeri girer, kabul edip etmemek sonra gelir.

Türkçe bu ayrımı olduğu gibi saklamış. “Kulak vermek”, “kulak asmamak”, “duymazdan gelmek”, “kulaktan dolma”, “kulağına çalınmak”: bu deyimlerin hiçbiri kulağın şeklinden söz etmez, hepsi giren sözü ve ona verilen karşılığı anlatır. Tabir usûlü bu malzemeyi ciddiye alır; TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Rüya” maddesi muabbirin ehliyetini sayarken dilin iştikakını, atasözlerini ve deyimlerini bilmeyi açıkça şart koşar.

Bu sayfanın üç sorusu da buradan çıkar: kulak açık mıydı tıkalı mıydı, içeri giren şey söz müydü gürültü müydü, o sözü kim söyledi.

Yakın sembollerden farkı. Rüyada göz görmek sayfasında eksen basirettir ve orada kişi kendi bakar: yönünü seçer, başını çevirir, gözünü kapatır. Kulakta bu seçim yoktur; göz sayfasının “görüyor muydunuz” sorusunun buradaki karşılığı “ne girdi ve içeride ne oldu”dur. Rüyada ezan duymak da işitme bahsindedir, ama orada konu sesin kendisidir: herkese açık, kimseye özel olmayan bir çağrı. Kulağa gelen ise çoğu zaman ilan değil, tek kişiye söylenmiş sözdür. Rüyada dil görmek sayfasında sözü veren taraf durur ve orada sorulan şey ne söylendiğidir; kulakta ne işitildiği sorulur. Rüyada telefon görmek haberi taşıyan alettir, yani araçtır; kulak bedenin kendisidir ve kapatılamaz.

İslami rüya tabiri

Kulağın klasik ekseni: işitmek ve söz dinlemek

Tabirnâme geleneğinin ana metinleri, yani İbn Sîrîn’e nispet edilen külliyat, Abdülganî en-Nablusî’nin Ta’tîru’l-enâm fî ta’bîri’l-menâm’ı ve Halîl b. Şâhîn ez-Zâhirî’nin el-İşârât fî ilmi’l-ibârât’ı beden maddelerini uzvun şekline göre değil işine göre işler. Kulağın işi işitmektir; bu yüzden madde et ve kıkırdak bahsine değil, doğrudan işitilen söze bağlanır.

İşitmenin söz tutmakla birlikte anılması da buradan gelir ve Türkçe bunu tek fiilde taşır: “dinlemek” hem kulak vermek hem söz tutmak demektir. Sağlam, açık ve iyi işiten kulak bu tarafta okunur: öğüdün tutulması, sözün yerine ulaşması, doğru haberin doğru kişiden alınması. Gündelik sahnesi büyük değildir; zamanında yapılmış bir uyarının dinlenmesi ya da tecrübeli birinin tek cümlesinin işe yaraması gibi.

Metinlerin bir kısmı kulağı, kişinin sözünü dinleyen yakınları bahsiyle birlikte de anar. Gelenek burada tek ağızdan konuşmaz; hangi metinde nasıl geçtiği gösterilemeyen kesin bir cümle de bu maddeye yazılmaz.

Âdâbın kaidesi bu sembolde bir kat fazla işler, çünkü kulak rüyasında yorumu bağlayan üçüncü bir taraf vardır: sesin sahibi. Rüya mevsime, mekâna, şahıslara, görene ve görülene göre farklı yorumlanır; aynı cümle babanın ağzından, bir yabancının ağzından ve sahibi hiç görünmeyen bir sesten çıktığında üç ayrı sahnedir.

Ne demek değil: Halk arasında kulak çınlaması “biri seni anıyor” diye okunur ve bu inanış rüyaya da taşınır. Tabirin konusu orası değildir: bu sayfa uykuda işitileni ele alır, uyanıkken duyulanı değil. Uğultu, çınlama ya da işitmede azalma gündüz de sürüyorsa muhatabı bir tabir sayfası değil, hekimdir.

Rüyada bir söz ya da emir işitilirse

Kulak maddesinin en çok soru getiren tarafı budur, çünkü bu rüyalarda cümlenin kendisi hatırlanır: bir ses “şunu yap” der, bir isim söylenir, bir tarih verilir.

Klasik kelâmın buradaki sınırı nettir: rüya zannî bilgi verir, kat’î delil değildir. Rüya ile şer’î hüküm alınmaz ve rüyada verilen bir emir gerekçesiyle şeriata aykırı davranılamaz. Rüyada Peygamber’den hüküm aldığını iddia etmenin geçerli sayılmaması da aynı sınırın sonucudur; o bahsin ayrıntısı rüyada Peygamberi görmek sayfasındadır.

Yani rüyada işitilen söz tabire konu olur, hükme değil. Duyulan cümle bir talimat gibi uygulanmaz; sembol olarak okunur ve kişinin uyanık hayattaki hâliyle birlikte değerlendirilir. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında belirtildiği üzere rüyalar bir delil değildir, onlarla amel edilmez.

Sözü kimin söylediği ise kaydedilir. Tanıdık bir ses, tanımadık bir ses ve sahibi hiç görülmeyen bir ses aynı sayılmaz; bu iki hâl rüyada tanımadığın birini görmek ve rüyada ölmüş birinin konuşması sayfalarında ayrı ayrı ele alınır.

Rüyanızı bulun

Rüyanızda ne oldu? Kısaca nasıl okunur
Ses net geliyordu, kelimeleri tek tek seçiyordunuz Sözün yerine ulaşması; öğüdün tutulması
Kulağınız tıkalıydı, ses boğuk geliyordu Sözün içeri girmemesi; haberin ulaşmaması
Duyuyordunuz ama duymazdan geldiniz Eksik olan işitme değil kabul
Hiçbir ses gelmiyordu, sessizlik vardı Yolun büsbütün kapanması; hüküm değil, dikkat kaydı
Tıkanıklık açıldı, birden duymaya başladınız Kapalı kalan bir haberin nihayet gelmesi
Kulağınız ağrıyordu Söylenmiş ve kalmış, rahatsız eden bir söz
Kulağınıza fısıldandı, kelimeleri anladınız Yalnız size söylenmiş hususi bilgi
Fısıltı vardı ama kelimeler anlaşılmadı Yarım haber; hüküm çıkarılmaz
Kulağınıza su ya da yabancı bir şey kaçtı Dışarıdan giren, ayıklanması gereken bilgi
Kulağınızı temizlediniz Kulaktan dolma olanın ayıklanması
Kulağınızdan kan geliyordu İki bahis birleşir; kan maddesine de bakılır
Kulağınıza küpe taktınız Süs bahsi ayrıdır; takı maddesine bakılır
Her yandan ses geliyor, seçemiyordunuz Aynı anda çok fazla sözün taşınması
Sesin sahibini göremediniz Kaynağı belirsiz haber; önce kaynağı sorulur
Bir emir ya da talimat duydunuz Tabire konu olur, hükme değil

Tıkanma, uğultu ve duymamak

Bu maddede en çok anlatılan sahne kulağın kapanmasıdır: parmakla bastırılmış gibi bir tıkanıklık, uğultu, sesin uzaktan ve boğuk gelmesi.

Klasik okuma burada uzva değil yola bakar: kulak sözün girdiği yoldur, tıkanan da o yoldur. Hayattaki karşılıkları tanıdıktır; herkesin bildiği bir haberin en son size ulaşması, aynı şeyin defalarca söylenip bir türlü geçmemesi, bir toplantıda konuşulanların yanınızdan akıp gitmesi.

Göz maddesiyle farkı burada iyice belirginleşir. Orada perdelenen bakıştır: kişi bakar ama göremez. Burada eksilen ulaşmadır: söz söylenmiştir, yola çıkmıştır, içeri girmemiştir.

Duyup da duymazdan gelmek ayrıca kaydedilir, çünkü o sahnede eksik olan işitme değil kabuldür. Türkçedeki “kulak asmamak” tam olarak bunu anlatır: ses gelmiştir, yerine varmıştır, üstüne alınmamıştır.

Ne demek değil: Tıkalı kulak, kapanmakta olan bir kulağın bildirimi değildir. Bu maddede kapanan uzuv değil yoldur ve yolun kapanması bir söz meselesidir; bedene dair hüküm bu sahneden çıkarılmaz. Kaldı ki tedirgin uyandıran rüyada usûlün yönü bellidir: Diyanet İşleri Başkanlığı yayını Hadislerle İslâm, Hz. Peygamber’in rüyaların daima hayra yorulmasını istediğini kaydeder (c. 1, s. 467).

Tıkanıklığın açılması ve sesin netleşmesi ise olumlu tarafta durur: kapalı kalan bir haberin gelmesi, uzun süredir anlaşılmayan bir sözün nihayet anlaşılması.

Kulak ağrısı ve kulağa gelen zarar

Ağrıda işitme durmaz; ses gelmeye devam eder, ama gelişi rahatsız eder. Beden maddelerinde ağrının ayrı kaydedilmesinin sebebi bu incelik.

Sahnenin gündelik karşılığı çoğunlukla söylenmiş ve kalmış bir sözdür: günler sonra hâlâ dönüp duran bir cümle, işitilmemesi daha iyi olacak bir haber, aynı konunun her seferinde aynı yerden açılması.

Kulağa su kaçması, bir böceğin girmesi ya da yabancı bir cismin bulunması ayrı kaydedilir ve Türkçedeki “kulaktan dolma” ifadesiyle örtüşen tarafta okunur: kaynağı belirsiz, ayıklanmamış bilgi. Kulağın temizlenmesi bunun tam tersidir.

Kulaktan kan gelmesi gibi ağır sahnelerde yorum sıranın en sonundadır. Âdâbın istediği üç şey önce gelir: kötüsünden Allah’a sığınmak, rüyayı herkese açmamak ve yorumu korkuya doğru bükmemek. Ne yapılacağı kötü rüya görünce ne yapılır sayfasında toplanmıştır; kan bahsinin kendi ölçüleri ise rüyada kan görmek sayfasındadır. Kulağa takılan küpe bu maddenin değil süs ve takı bahsinin konusudur; ölçüleri rüyada altın takmak sayfasında bulunur.

Kulağa fısıldanan söz

Fısıltı bu sembolün kendine has sahnesidir: söz herkese değil, yalnız bir kulağa söylenir.

Kelimeler anlaşıldıysa yorum hususi bilgi tarafındadır: size özel söylenmiş, sizinle kalması istenen bir haber. Anlaşılmadıysa, kelimeler seçilemediyse ya da uyanınca hatırlanmadıysa ortada yarım bir haber vardır; yarım haberden hüküm çıkarılmaz.

Arkanızdan konuşulduğunu duymak da bu başlığın altındadır. Kaynakların gıybeti asıl ele aldığı yer kulak değil et bahsidir; ölçüleri rüyada et görmek sayfasındadır.

Bu bahsin bir de âdâb tarafı var ve tam olarak kulakla ilgili: rüyanın kimin kulağına gittiği. Fısıltı sahnesinde söz sizin kulağınıza gelmiştir; anlatıldığında ise başkasının kulağına gider ve orada ne olacağı sizin elinizde değildir. Âdâb bu yüzden rüyanın ehli olmayana açılmasını ve ona tabir ettirilmesini hoş görmez; kapalı tutulmuş rüya için kullanılan benzetme açılmamış mektuptur. Rivayet de aynı yere bakar: rüya, anlatılmadığı sürece bir kuşun ayağındadır, anlatıldığı anda düşer (Tirmizî, Rü’yâ 6 (2279, 2280); Ebû Dâvûd, Edeb 96 (5020)).

Buradaki yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir; dinî bir hüküm veya fetva niteliği taşımaz.

Psikolojik açıdan

Psikolojik okumada kulak rüyaları iki kutupta toplanır: duyulmamak ve fazla duymak.

Birincisi sözünün geçmediği dönemlerde anlatılır. Kişi söyler, tekrar eder, açıklar; karşı taraf duymuş görünüp kaldığı yerden devam eder. Rüyadaki tıkalı kulak çoğu zaman bu duygunun uykuya taşınmış hâlidir. Tıkanan kulağın kimin kulağı olduğu sorusu bu yüzden anlamlıdır: bazen kişinin kendi kulağı, bazen dinlemeyen tarafın kulağıdır.

İkincisi bunun tersidir. Gün boyu bildirim, konuşma ve arka plan gürültüsü taşıyan biri için sessizlik uykuya kadar gelmez; her yandan ses gelen rüyalar en çok bu dönemlerde anlatılır. Üçüncü bir kayıt da duymamayı seçmekle ilgilidir: kabul edilmesi zor bir haberin bilindiği hâlde uzak tutulduğu dönemler.

Bir de en yalın ihtimal var ve bu sembolde ötekilerden ağır basar, çünkü kulak uykuda da kapanmaz. Odadaki bir konuşma, sokaktan gelen bir korna, yastığa bastırılmış kulakta duyulan kendi nabzınız: uyku hafiflediğinde bunlar sahneye ham hâliyle karışır ve zihin onlara bir hikâye uydurur. Klasik tasnif böyle rüyaları nefsânî tarafta ele alır. Bu maddede sorulacak ilk soru bu yüzden yorum değildir: o gece odada gerçekten bir ses var mıydı.

Olumlu anlamları

  • Kulağınız açık ve netse: sözün yerine ulaşması, öğüdün tutulması
  • Tıkanıklık açıldıysa: kapalı kalan bir haberin nihayet gelmesi
  • Kulağınıza fısıldandıysa ve anladıysanız: yalnız size söylenen söz
  • Kulağınızı temizlediyseniz: kulaktan dolma olanın ayıklanması
  • Uzaktan gelen sesi seçtiyseniz: haberin kaynağına kadar takip edilmesi

Dikkat edilmesi gerekenler

  • Kulağınız tıkalıysa, ses boğuk geliyorsa: sözün içeri girmemesi
  • Duydunuz ama duymazdan geldiyseniz: eksik olan işitme değil kabul
  • Kulağınız ağrıyorsa: söylenmiş ve kalmış, rahatsız eden bir söz
  • Fısıltı anlaşılmadıysa: yarım kalmış haber; yarım haberden hüküm çıkmaz
  • Her yandan ses geliyorsa: aynı anda çok fazla sözün taşınması

Rüya günlüğü

Siz de bu rüyayı gördünüz mü?

Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.

Bağlantılı semboller

Sık sorulan sorular

Rüyada kulağın tıkalı olması ya da duymamak ne anlama gelir?

Klasik okuma burada uzva değil yola bakar: kulak sözün girdiği yoldur, tıkanan da o yoldur. Karşılığı çoğunlukla sade sahnelerdir; herkesin bildiği bir haberin en son size ulaşması, aynı şeyin defalarca söylenip geçmemesi gibi. Duyup da duymazdan gelmek ayrı kaydedilir, çünkü orada eksik olan işitme değil kabuldür. Bu tablo bir işitme kaybı haberi değildir; tabir usûlünde esas olan rüyaların hayra yorulmasıdır.

Rüyada duyulan bir söz ya da emir yerine getirilmeli midir?

Getirilmez. Ehl-i Sünnet âlimlerinin ortak kabulünde rüya zannî bilgi verir, kat'î delil değildir: rüya ile şer'î hüküm alınmaz ve rüyada verilen bir emir gerekçesiyle şeriata aykırı davranılamaz. Rüyada işitilen söz tabire konu olur, hükme değil. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınlarında da rüyaların delil olmadığı ve onlarla amel edilmeyeceği belirtilir.

Rüyada kulağa fısıldanması ne demek?

Fısıltı bu sembolün kendine has sahnesidir: söz herkese değil yalnız bir kulağa söylenir. Kelimeler anlaşıldıysa yorum hususi bilgi tarafındadır, yani size özel söylenmiş ve sizinle kalması istenen bir haber. Anlaşılmadıysa ortada yarım bir haber vardır ve yarım haberden hüküm çıkarılmaz. Sözü kimin söylediği ayrıca kaydedilir; tanıdık bir ses, tanımadık bir ses ve sahibi görülmeyen bir ses aynı sayılmaz.

Kaynaklar

Bu yorumda başvurulan kaynak alanları

Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.

  • İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
  • KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
  • Kitapel-İşârât fî ilmi'l-ibârâtHalîl b. Şâhîn ez-Zâhirî
  • AkademikTDV İslâm Ansiklopedisi, "Rüya" maddesi
  • KitapHadislerle İslâm, c. 1, s. 467Diyanet İşleri Başkanlığı

    Rüyaların daima hayra yorulmasının istendiği kaydı

  • İslami kaynakTirmizî, Rü'yâ 6 (2279, 2280); Ebû Dâvûd, Edeb 96 (5020)

    Rüyanın anlatılmadığı müddetçe kuşun ayağında durduğuna dair rivayetin kaynakları.

  • WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?

    Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı): rüyalar bir delil değildir, onlarla amel edilmez