Rüyada Saklanmak
Güncellendi ·
Genel anlamı
Bu rüyada beden durur. Kişi bir dolabın içine, bir yatağın altına ya da bir kapının arkasına girer; nefesini tutar, ses çıkarmaz ve dışarıda bir şeyin geçip gitmesini bekler. Uyandıktan sonra hatırlanan da çoğu zaman bir olay değil, o bekleme anıdır.
Yakın iki sayfadan farkı tam olarak burada. Rüyada kaçmak mesafeyi değiştirir; rüyada kaybolmak yön bilgisini eksiltir ve oradaki kişi görünmemeyi hiç istemez, aksine bulunmak ister. Saklanmakta yer de yön de yerinde durur. Eksilen tek şey görünürlüktür ve onu eksilten kişinin kendisidir.
Türkçe bunu fiilin kendisinde söyler. Saklanmak, saklamak fiilinin dönüşlü hâlidir: fiili yapan da, üzerinde yapılan da aynı kişidir. Rüyayı gören hem örtendir hem örtülen. Aynı fiilin ikinci bir anlamı daha vardır ve o da işe girer: saklamak yalnız gizlemek değil, muhafaza etmektir. Sır saklanır, para saklanır, “sakla samanı gelir zamanı” denir. Yani gizlemek Türkçede baştan kusurlu bir iş değildir; bakılacak yer neyin, kimden ve niçin gizlendiğidir.
İslami rüya tabiri
Tabir usûlünün muabbirden istediği şartlardan biri dilin iştikakını, atasözlerini ve deyimlerini bilmektir. Bu sembolde yöntem doğrudan oradan başlar, çünkü sahneyi kuran şey fiilin dönüşlü olmasıdır: gizlenen ile gizleyen ayrı iki taraf değil, aynı kişidir. Sayfanın bütün ayrımları bu tek cümleden çıkar.
Klasik derlemeler fiili müstakil bir madde olarak kaydetmez. İbn Sîrîn’e nispet edilen külliyatta, Abdülganî en-Nablusî’nin Ta’tîru’l-enâm fî ta’bîri’l-menâm adlı eserinde ve Halîl b. Şâhîn ez-Zâhirî’nin el-İşârât fî ilmi’l-ibârât’ında saklanmak, örtünme ve korunma bahislerinin içine dağılmış hâlde durur; çoğu zaman da kendisinden saklanılan şeyin maddesinde geçer. Bu yerleştirmenin kendisi bir bilgi taşır. Gelenek gizlenmeyi tek başına hüküm taşıyan bir fiil saymaz; onu araya giren bir örtüyle birlikte ele alır. Bu sayfa da fiili oradan okur: sahnede okunacak şey saklanmanın kendisi değil, kurulan örtüdür.
Örtünün ise iki yüzü vardır ve usûl ikisini de sorar. Tasavvufî tabir âdâbından derlenen kaidelerden biri, rüyanın mevsime, mekâna, şahıslara, görene ve görülene göre değişerek yorumlanmasıdır. Gizlenme sahnesinde “görülen” taraf, tam olarak kişinin kendisini sakladığı taraftır; yani yorumun ağırlığı fiilde değil, örtünün öbür yüzündedir. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Rüya” maddesinde muabbirin ehliyeti sayılırken rüyanın nerede, nasıl ve kim tarafından görüldüğünün tespiti şart koşulur. Burada mekân dekor değil, örtünün kendisidir: kendi evinin dolabı ile yabancı bir binanın kapı aralığı aynı örtü sayılmaz.
Bir de geleneğin gizlemeye bakışı vardır. Rüyayı herkese anlatmama âdâbının Kur’ânî dayanağı olarak Hz. Ya’kūb’un, oğlu Yûsuf’a rüyasını kardeşlerine anlatmamasını söylemesi zikredilir; âdâbda anlatılmamış rüya açılmamış mektuba benzetilir. Bu bir tabir ölçüsü değildir; rüyayı görene ait bir edeptir ve ölçü diye sunulamaz. Ama şunu gösterir: gelenekte bir şeyi görünür kılmamak baştan kusur değildir. Saklanma sahnesinin peşinen kötüye yorulmaması gerektiğini söylerken dayanılacak yer burasıdır.
Ne demek değil: Rüyada saklanmak, kişinin uyanık hayatta gizlediği bir kabahati olduğu anlamına gelmez. Ehl-i Sünnet âlimlerinin ortak kabulünde rüya zannî bilgi verir, kat’î delil sayılmaz; bir sahneden kişi hakkında suç çıkarmak tabirin verebileceğinin dışındadır.
Rüyanızı bulun
| Rüyanızda ne oldu? | Kısaca nasıl okunur |
|---|---|
| Tanıdığınız birinden saklandınız | Belli bir yüze karşı kurulmuş örtü; yorum o kişinin temsil ettiği alana bağlanır |
| Kimden saklandığınızı hiç görmediniz | Örtünün öbür yüzü boş; sahnenin yarısı yok |
| Bir hayvandan saklandınız | Yorum örtüden çıkar, hayvanın maddesine geçer |
| Kalabalıktan saklandınız | Tek bir kimseden değil, bakılıyor olmaktan örtünmek |
| Eve girmiş birinden saklandınız | Örtünün kendi sınırınızın içinde kurulması |
| Kendi evinizde saklandınız | Örtü sizin; yorum kendi alanınızın içinde kalır |
| Yabancı bir binada saklandınız | Örtü başkasının; kapıyı kapatma yetkisi sizde değil |
| Dar ya da karanlık bir yere girdiniz | Örtünün daralması; korunma ile kapanmanın iç içe geçmesi |
| Saklanacak yer aradınız, bulamadınız | Örtüsüz kalmak; görünürlüğün kişinin elinden çıkması |
| Nefesinizi tuttunuz, ses çıkaramadınız | Örtünün sesi de kapatması; söylenmeyen bir söz |
| Aradılar, bulamadılar | Örtünün tutması |
| Sizi buldular | Örtünün kalkması; hüküm kaldıranın kim olduğuna bakar |
| Kendiniz çıkıp göründünüz | Örtüyü koyanın onu kendi eliyle kaldırması |
| Girdiğiniz yerden çıkamadınız | Kaldırılamayan örtü; tedbirin yerini çekilmenin alması |
| Bir kimseyi siz sakladınız | Örtü başkasının üstünde; gözetme ve himaye |
| Para, altın ya da bir eşya sakladınız | Yorum saklanan şeyin cinsine bağlanır |
| Sakladığınız şeyi sonra bulamadınız | Muhafazanın ters yüzü |
| Saklanırken uyandınız | Açık uçlu sahne; hüküm çıkarılmaz |
Kimden saklandığınız
Örtünün öbür yüzü yorumun asıl yükünü taşır. Usûl bunu zaten söyler: rüya görülene göre de yorumlanır. Pratikte anlamı şudur: saklanmak bir kapıdır, arkasındaki oda karşınızdakinin maddesidir.
Tanıdık bir kimseden saklanmak, yorumu o kişinin kendisine değil hayatınızda temsil ettiği alana bağlar: bir alacak, verilmiş bir söz, kapanmamış bir konuşma. Muabbirin ilk şartı mecazî sureti hakikatinden karîne ile ayırmaktır; yani uykuda beliren bir çehre, uyanıkken tanınan kişi hakkında bildirim sayılmaz.
Karşınızdaki bir hayvansa örtü işlevini kaybeder ve yorum hayvanın maddesine geçer: husumet bahsi için rüyada yılan görmek, sahnenin saldırıya döndüğü hâller için rüyada köpeğin saldırması sayfalarındaki ölçüler geçerlidir. Belli bir yüze değil, bakılıyor olmanın kendisine karşı örtünülen sahnelerin ayrıntısı ise rüyada kalabalık görmek sayfasındadır.
Eve girmiş birinden saklanmak ayrı bir yere düşer ve ölçüleri rüyada hırsız görmek sayfasındadır. İki sayfayı ayıran şey de tam burasıdır: hırsız maddesinde gizlenen taraf karşıdaki kimsedir ve sorulan şey onun neye el uzattığıdır; burada gizlenen kişinin kendisidir ve sorulan şey örtünün kimden kurulduğudur. Aynı gizlilik, failine göre iki ayrı sayfaya düşer.
Kimden saklandığını hiç görmemek bu sembolde ayrıca kaydedilir. Gizlenmenin iki yüzü vardır ve burada yalnız biri görünmüştür: örtü kurulmuş, karşı taraf hiç belirmemiştir. Böyle bir sahne bir tehdit bildirmez; eksik kalmış bir sahnedir ve eksik olan taraftan hüküm çıkarılmaz.
Saklandığınız yer
Mekân bu sembolde dekor değil, örtünün kendisidir; saklanmak her zaman bir yerin içinde olur.
Tabirde ev, kişinin hâlini ve kendine ayırdığı alanı temsil eder; bu bahsin ölçüleri rüyada ev görmek sayfasında toplanmıştır. Kendi evinde saklanmak örtüyü kişinin kendi alanı içinde kurar ve yorumu dışarı taşımaz. Yabancı bir binada saklanmak ise örtüyü başkasının alanına bağlar; orada kapıyı kapatma yetkisi rüyayı görende değildir.
Yerin dar ya da karanlık olması ayrıca ele alınır. Dipsiz ve kapalı yerlerde okuma korunmadan kapanmaya kayar; ölçüsü için rüyada kuyu görmek sayfasına bakılabilir. Yatak altı, dolap içi ve kapı arkası gibi ev içi köşeler çoğunlukla çocukluktan taşınan sahnelerdir; yatak bahsinin kendi ölçüleri rüyada yatak görmek sayfasındadır.
Ne demek değil: Saklanacak yer bulamamak bir mahrumiyet hükmü değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı yayını Hadislerle İslâm (c. 1, s. 467), Hz. Peygamber’in rüyaların daima hayra yorulmasını istediğini kaydeder; tedirgin eden bir sahnede tutulacak ölçü budur.
Örtüyü siz mi koydunuz
Bu ayrım sayfanın en pratik yeridir ve birbirine benzeyen iki sahneyi ayırır.
Birincisinde örtüyü kişinin kendisi koyar: bir yer bulur, girer, bekler. Fiilin dönüşlü olması burada tam anlamıyla iş görür; gizleyen de gizlenen de aynı kişi olduğu için sahne üzerindeki tasarruf rüyayı görendedir. Gelenekte bu taraf tedbir tarafında durur ve kendi başına zayıflık sayılmaz.
İkincisinde örtüyü kişi koymaz, örtü kişinin üstüne kapanır: çıkmak ister ama kımıldayamaz, konuşmak ister ama sesi çıkmaz. Bu tarif uykunun kendi mekaniğinde de karşılık bulur. İngiltere Ulusal Sağlık Servisi (NHS), uykuya dalarken ya da uyanırken kımıldayamama ve konuşamama hâlini uyku felci başlığı altında tarif eder ve bunun zararsız olduğunu belirtir. Klasik tabirci de yorumdan önce rüyanın türünü sorar; her sahne tabir edilecek bir işaret taşımaz. Tasnifin ayrıntısı rüya çeşitleri sayfasındadır.
Sahneyi kim bitirdi
Saklanma sahnesinin bir özelliği daha vardır ve okuma pratiğinde en çok işe yarayan yer burasıdır: sahne rüyayı görenin kendi kararıyla bitebilir. Örtüyü koyan onu kaldırabilir. Kaçma ya da kaybolma sahnelerinde son söz rüyayı görende değildir; burada olabilir.
Bu yüzden bulunmak bir ceza sahnesi olarak okunmaz. Olan şey örtünün kalkmasıdır ve hükmü belirleyen, onu kimin kaldırdığıdır. Sizi arayan bulduysa sahne dışarıdan kapanmıştır; kendiniz çıkıp göründüyseniz gizlenme bitirilmiş demektir ve gelenekte örtünün süresiz durması beklenen bir hâl değildir. Girdiği yerden çıkamayan sahneler de bu ölçüyle okunur: orada tedbir olarak başlayan hâl, kişinin artık kaldıramadığı bir örtüye dönüşmüştür.
Bir kimseyi ya da bir şeyi saklamak
Fiil burada dönüşlü olmaktan çıkar: örtü kişinin kendi üstünde değil, başkasının üstündedir. Türkçedeki ikinci anlam, yani muhafaza etmek, tam olarak buraya düşer.
Bir çocuğu, bir yakını ya da bir misafiri saklamak gözetme ve himaye tarafında okunur; burada gizlenen kişi değil, korunan kişi vardır. Usûlde rüyayı görenin hâli de yorumun içine girer: koruma sorumluluğu taşıyan birinin gördüğü sahne, o sorumluluğu taşımayan birinde başka yere düşer.
Bir eşyanın saklanmasında ise yorum doğrudan o eşyanın cinsine bağlanır; rüyada para görmek ve rüyada altın görmek sayfalarındaki ölçüler geçerlidir. Sakladığı şeyi sonradan bulamamak sahnenin ters yüzüdür: örtü bu kez fazla iyi tutmuş, elde tutulduğu sanılan şeyin üstünü de örtmüştür.
Buradaki yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir; dinî bir hüküm veya fetva niteliği taşımaz. Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarında rüyaların delil sayılmadığı ve rüyalarla amel edilmeyeceği belirtilir. Sahne tedirginlik bırakarak bittiyse âdâbın tarifi bellidir: kötü görülen rüyadan Allah’a sığınılır, rüya ehliyetsiz kimselere ne anlatılır ne de tabir ettirilir.
Psikolojik açıdan
Psikolojik okumada saklanma rüyaları kaçınmadan ayrı bir yere konur. Kaçınma bir konudan uzaklaşmaktır; saklanmak ise konunun tam ortasında durup yalnızca görünmez olmayı istemektir. Bu rüyaları anlatanlar çoğunlukla bir işten değil, sürekli bakılıyor olmaktan yorulmuş kişilerdir.
Sembolleri kişinin iç dünyasındaki karşılıklarıyla okuyan yaklaşımda (C. G. Jung, İnsan ve Sembolleri) dışarıya gösterilen yüz ile gösterilmeyen taraf ayrı ele alınır. Saklanma sahneleri bu ikisinin arasının açıldığı dönemlerde sıklaşır: her adımı değerlendirilen bir çalışma düzeni, taşınamayan bir rol, kapanmayan bir mesai.
Sahnedeki yerin ölçüsü de okumaya girer. Geniş bir yerde beklemek ile bir dolabın içine sıkışmak aynı hikâye sayılmaz; ikincisinde korunma ile kısıtlanma iç içe geçer.
Bir de oyunun tarafı vardır. Saklanmak çocuklukta öğrenilen ilk oyunlardandır ve o oyunda asıl amaç saklanmak değil, sonunda bulunmaktır. Bu yüzden yetişkin rüyalarında anlatılan ayrıntı çoğu kez saklanmanın kendisi değil, kimsenin aramaması ve sahnenin öylece bitmesidir.
Olumlu anlamları
- Örtüyü siz koyduysanız: tedbir tarafında okunan hâl
- Bir kimseyi ya da emaneti sakladıysanız: gözetme ve himaye
- Kendi evinizde saklandıysanız: yorumun kendi alanınızda kalması
- Aradılar ve bulamadılarsa: örtünün tutması
- Kendiniz çıkıp göründüyseniz: örtüyü koyanın onu kaldırması
Dikkat edilmesi gerekenler
- Saklanacak yer bulamadıysanız: örtüsüz kalmak
- Kimden saklandığınızı görmediyseniz: örtünün öbür yüzünün boş kalması
- Nefesinizi tutup ses çıkaramadıysanız: söylenemeyen bir söz
- Girdiğiniz yerden çıkamadıysanız: kaldırılamayan örtü
- Sakladığınız şeyi sonra bulamadıysanız: muhafazanın ters yüzü
Rüya günlüğü
Siz de bu rüyayı gördünüz mü?
Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.
Bağlantılı semboller
Sık sorulan sorular
Rüyada saklanmak ile kaçmak aynı şey midir?
Aynı sayılmaz ve fark iki yerde belirir. Birincisi fiilin kendisidir: kaçmakta değişen şey mesafedir, saklanmakta değişen şey görünürlüktür ve onu eksilten kişinin kendisidir. İkincisi sahnenin nasıl bittiğidir. Kaçma sahnesi kaçanın elinde bitmez; ya yakalanır ya kurtulur. Saklanma sahnesi ise rüyayı görenin kendi kararıyla bitebilir: örtüyü koyan onu kaldırabilir. Bu yüzden kaçma rüyasında sorulan soru nereye ulaşıldığı, saklanma rüyasında kimden saklanıldığı ve sahneyi kimin bitirdiğidir.
Rüyada saklanıp bulunmak kötüye mi işarettir?
Bulunmak bir ceza sahnesi olarak okunmaz. Olan şey örtünün kalkmasıdır ve hükmü belirleyen, örtüyü kimin kaldırdığıdır: sizi arayan mı buldu, yoksa siz mi çıkıp göründünüz. Arayanın tanıdık biri olduğu sahneler ertelenen bir yüzleşme tarafında ele alınır. Tabir usûlünde esas olan rüyaların hayra yorulmasıdır ve rüya kat'î delil sayılmaz.
Rüyada birini saklamak ne anlama gelir?
Türkçede saklamak fiili hem gizlemeyi hem muhafaza etmeyi karşılar; bir kimseyi saklamak ikinci anlama düşer ve gözetme, himaye tarafında okunur. Burada fiil dönüşlü değildir: örtü kişinin kendi üstünde değil, başkasının üstündedir. Usûlde rüyayı görenin hâli de yoruma dahildir; koruma sorumluluğu taşıyan birinin gördüğü sahne, o sorumluluğu taşımayan birinde başka yere düşer. Saklanan bir eşyaysa yorum doğrudan o eşyanın cinsine bağlanır.
Kaynaklar
Bu yorumda başvurulan kaynak alanları
Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.
- İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
Saklanmanın müstakil bir madde olarak değil, örtünme ve korunma bahislerinin içinde geçmesi.
- KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
- Kitapel-İşârât fî ilmi'l-ibârâtHalîl b. Şâhîn ez-Zâhirî
- AkademikTDV İslâm Ansiklopedisi, "Rüya" maddesi
Muabbirin ehliyeti: dilin iştikakını ve deyimlerini bilmek; rüyanın nerede, nasıl ve kim tarafından görüldüğünü tespit etmek.
- AkademikTasavvufta Rüya TabiriA. Demir
Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi 1/9, s. 41-49: rüyanın mevsime, mekâna, şahıslara, görene ve görülene göre farklı yorumlanması.
- KitapHadislerle İslâmDiyanet İşleri Başkanlığı
c. 1, s. 467: rüyaların daima hayra yorulmasının istenmesi
- WebSleep paralysisNHS
Uykuda kımıldayamama ve ses çıkaramama hâlinin tarifi ve zararsızlığı.
- Psikolojiİnsan ve SembolleriC. G. Jung
- WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?
Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı): "rüyalar bir delil değildir, onlarla amel edilmez"