Rüyada Soğan Görmek
Güncellendi ·
Genel anlamı
Soğan mutfağa tek başına yenmek için girmez. Neredeyse her tencerenin altında durur, tadını yemeğe bırakır ve kendisi görünmez olur. Tabirnâmelerin onu ayrı bir madde olarak kaydetmesinin sebebi de lezzeti değildir: soğan, kilerdeki yiyecekler arasında insana bir şey yapan maddedir. Keser, yakar, ağlatır ve arkasında koku bırakır.
Türkçe bu kaydı zaten tutmuştur. “Soğan yemedim ki ağzım koksun” sözü soğanı yenen bir şey olmaktan çıkarır, yapılan işin izine çevirir. Deyimlere bakmak tabirde bir tercih değildir; TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Rüya” maddesinde muabbirin ehliyeti sayılırken dilin iştikakını, atasözlerini ve deyimlerini bilmek açıkça şart koşulur.
Yakın yiyecek sembollerinden farkı burada. Rüyada et görmek sayfasında da çiğ ile pişmiş ayrılır, ama oradaki soru işlenmişliktir: çiğ et henüz yenebilir hâlde değildir. Soğanda aynı iki kelime başka bir şeyi ölçer, çünkü çiğ soğan pekâlâ yenir; sorun onun fazla belirgin olmasıdır. Rüyada meyve görmek vakit ve mevsim ekseninde okunur; soğanın mevsimi beklenmez, kilerde aylarca durur. Rüyada ekmek görmek geçimin kendisidir, soğan ise yanına konan katıktır: geçimin en alt basamağı. Rüyada yemek yemek sofradaki sahneye bakar; soğan sofraya çıkmadan, tezgâhta iş görür.
Bu yüzden soğan rüyasında sorulacak soru üç aşamalıdır: bütün müydü, soyuldu mu, pişti mi.
İslami rüya tabiri
Tabirnâme geleneğinde soğan genel sebze bahsinin içinde eritilmez; kendi maddesi vardır. İbn Sîrîn’e nispet edilen külliyat, Abdülganî en-Nablusî’nin Ta’tîru’l-enâm fî ta’bîri’l-menâm’ı ve Halîl b. Şâhîn ez-Zâhirî’nin el-İşârât fî ilmi’l-ibârât’ı çevresinde oluşan literatürde madde iki eksende ele alınır: soğanın hâli ve soğana yapılan iş. Hâl ekseni çiğ ile pişmişi ayırır; iş ekseni soymayı, doğramayı ve kavurmayı ayrı ayrı kaydeder.
Kaynakların bir kolu çiğ soğanı temkinli okur: şüpheli sayılan bir kazanç, aceleyle söylenmiş bir söz. Pişmiş soğan ise hafifletici sayılır ve gerekçe metnin kendi mantığındadır, çünkü soğan pişince keskinliğini kaybeder.
Bunun üstüne tabir âdâbının genel ölçüsü gelir: rüya mevsime, mekâna, şahıslara, görene ve görülene göre farklı yorumlanır. Aşağıdaki karşılıklar herkeste aynı okunmaz.
Rüyanızı bulun
| Rüyanızda ne oldu? | Kısaca nasıl okunur |
|---|---|
| Bütün, kuru bir soğan gördünüz | Henüz açılmamış, üzerine gidilmemiş bir mesele |
| Soğan çiğdi ve keskin kokuyordu | Kaynakların temkinli okuduğu hâl |
| Çiğ olarak yediniz | Aceleyle görülen iş; ağızda kalan tat gibi izi de kalır |
| Pişmişti, yemeğin içine girmişti | Keskinliğin yatışması |
| Soğanı siz kavurdunuz | İşin en baştan ve kendi elinizle kurulması |
| Soğan soydunuz, kat kat açtınız | Sonuna varılmayan bir uğraş |
| Soyarken gözünüz yaşardı | Ağlatan üzüntü değil, işin kendisi |
| Soğan doğradınız | Meselenin bölünüp ele alınabilir hâle gelmesi |
| Elinizde yalnız kabuğu kaldı | Görüneni alıp özünü bırakmak |
| Taze, yeşil soğandı | Kurusundan ayrı; daha hafif okunan hâl |
| Çürümüş ya da yumuşamıştı | Bekletilip vakti geçirilmiş bir imkân |
| Kuru ekmekle soğan yediniz | Azlık bahsi; darlık ile kanaat arasında |
| Soğan satın aldınız | Bedeli küçük ama gerekli olanı karşılamak |
| Soğan dağıttınız, verdiniz | Vermek klasik tabirde hayır tarafındadır |
| Ağzınız soğan kokuyordu | Yapılan işin izinin görünmesi |
| Kilerde çuval çuval soğan duruyordu | Ucuz sayılanın kışa saklanması |
| Hiç bulamadınız | En alttaki ihtiyaca dair kaygı |
Çiğ soğan: saklanamayan şey
Çiğ soğanın tabirdeki yeri yenemez olmasında değil, saklanamaz olmasındadır. Ağza girdiği anda tadı bellidir, yendikten sonra kokusu kalır, kesilirken gözü yaşartır. Kaynakların bu hâli temkinli tarafta tutmasının sebebi budur: ortada gizlenemeyen bir şey vardır.
Gündelik karşılıkları da bu taraftadır ve hepsinin ortak yanı fark edilmiş olmalarıdır. Nasıl kazanıldığı sorulunca cevabı kısa kesilen bir gelir; söylenir söylenmez odadaki herkesin duyduğu bir cümle; kimseye anlatılmadığı hâlde yüzden okunan bir sıkıntı. Soğanın kokusu gibi bunlar da sahibi haber vermeden önce belli olur.
Ne demek değil: Çiğ soğan görmek, kişinin haram yediği anlamına gelmez. Klasik metinler bu maddeyi suçlama olarak değil dikkat çekme olarak işler; tabirde şüphe ile hüküm aynı şey değildir.
Pişmiş soğan: keskinliğin geçmesi
Soğan pişince ne acılığı ne kokusu kalır; tadı yemeğin içine dağılır. Pişmiş soğanın hafifletici okunması bu değişimden gelir, ayrı bir kaideden değil.
Karşılığı çoğunlukla şudur: keskin başlamış bir meselenin yatışması, sertçe konuşulan bir konunun tatlıya bağlanması, şüpheli görünen bir işin usulüne uydurulması.
Soğanı kendiniz kavurduysanız sahne bir adım öteye geçer. Türk mutfağında yemek çoğu zaman soğanın kavrulmasıyla başlar; kavurma sahnesi de işin en baştan ve kişinin kendi eliyle kurulması tarafında okunur.
Soymak, doğramak ve ağlatması
Bu maddenin öbür yiyeceklere benzemeyen yanı burasıdır: soğan hem soyulan hem de soyarken ağlatan yiyecektir.
Soğanın kabuğu tek kat değildir. Bir kat kaldırılır, altından aynısı çıkar; sona varmak için soğanın kendisini bitirmek gerekir. Uzun uzun soğan soymak bu yüzden bitmeyen bir uğraş tarafında okunur: her cevabın altından yeni bir soru çıkan bir mesele, aslı sorulunca sürekli bir öncekine havale edilen bir hesap.
Doğramak soymanın tam tersini yapar. Soymak soğanı hiç bitirmez, doğramak bir hamlede bitirir; bütün hâlde durduğu sürece iş görmeyen şey bölündüğü anda kullanılabilir hâle gelir. Aynı bıçak aynı soğan üzerinde iki ayrı sahne kurar.
Gözyaşı ayrıca kaydedilir. Rüyada ağlamak sayfasında ağlamanın sebebi yorumun merkezindedir; soğanda ise sebep bellidir ve kişinin içinden gelmez. Burada ağlatan üzüntü değil, işin kendisidir.
Ne demek değil: Soğan doğrarken ağlamak yas ya da musibet alâmeti sayılmaz. Türkçede “soğan doğradım” sözünün sebepsiz görünen gözyaşına mazeret olarak kullanılması da bunu gösterir; tabirde de gözyaşının miktarı değil kaynağı sorulur.
Kuru ekmekle soğan: azlık bahsi
Soğan Türkçede yalnız anılmaz, çoğu zaman ekmeğin yanında anılır. Kuru ekmekle soğan sofranın en alt basamağıdır: eldekinin en azıyla doyulan hâl.
Kaynaklar bu sahneyi tek bir hükme bağlamaz. Ayrımı yapan şey sofranın azlığı değil, soğanın o sofrada ne iş gördüğüdür. Elde kalan son şeyse bahis darlığa çıkar; soğan orada lezzet için değil, ekmeği tek başına yutulur kılmak için durur. Kuru ekmeği yenir hâle getiren katık ise okuma kanaate döner: sofra yine azdır ama eksik değildir. Aynı iki yiyecek, hangisinin öbürünü taşıdığına göre iki ayrı sofra kurar.
Böyle ikili hâllerde tabir âdâbının ölçüsü bellidir: rüyalar hayra yorulur. Diyanet İşleri Başkanlığı yayını Hadislerle İslâm, Hz. Peygamber’in rüyaların daima hayra yorulmasını istediğini kaydeder. Buradaki yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir; dinî bir hüküm veya fetva niteliği taşımaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında da rüyaların bir delil olmadığı ve onlarla amel edilmediği belirtilir.
Psikolojik açıdan
Psikolojik okumada soğanın taşıdığı imge kat kat açılan bir şeydir: her kat kaldırıldığında altından bir öncekinin aynısı çıkar, merkezde ayrı bir çekirdek bulunmaz.
Sembolleri kişinin iç dünyasındaki karşılıklarıyla okuyan yaklaşımda (C. G. Jung, İnsan ve Sembolleri) böyle katmanlı imgeler, kişinin kendini anlatırken sürekli bir alt sebebe gitmesiyle ilişkilendirilir. Soyulan soğanın bitmemesi de bu okumada, uzun süredir üzerinde düşünülüp bir sonuca bağlanmamış bir meseleyle birlikte bildirilir.
İkinci ayrıntı gözyaşının cinsidir. Bu rüyada ağlamak duygusal bir boşalmaya benzemez: gözler yaşarır, üzüntü yoktur. Bedenin tepkisi ile duygunun ayrı şeyler olabildiğini gösterdiği için ayrıca anlamlı sayılır.
En yalın sebep ise mutfağın kendisi olabilir. Klasik usûl, rüyanın nerede, nasıl ve ne zaman görüldüğünün tespitini muabbire şart koşar; gün boyu tezgâh başında duran biri için soğan, gündüzden kalan malzemedir.
Olumlu anlamları
- Pişmiş, yemeğin içine girmişse: keskinliğin yatışması
- Soğanı siz kavurduysanız: işin baştan ve kendi elinizle kurulması
- Doğradıysanız: meselenin bölünüp ele alınabilir hâle gelmesi
- Taze, yeşil soğansa: kurusundan daha hafif okunan hâl
- Dağıttıysanız, verdiyseniz: klasik tabirde vermek hayır tarafındadır
Dikkat edilmesi gerekenler
- Çiğ ve keskinse: kaynakların temkinli okuduğu hâl
- Soyduysanız ve bitmediyse: sonuna varılmayan bir uğraş
- Çürümüş ya da yumuşamışsa: bekletilip vakti geçirilmiş bir imkân
- Ağzınız kokuyorsa: yapılan işin izinin görünmesi
- Hiç bulamadıysanız: en alttaki ihtiyaca dair kaygı
Rüya günlüğü
Siz de bu rüyayı gördünüz mü?
Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.
Bağlantılı semboller
Sık sorulan sorular
Rüyada soğan yemek ne anlama gelir?
Yorumu yeme fiili değil, soğanın hâli belirler. Çiğ olarak yenmişse kaynakların temkinli okuduğu tarafta durur: aceleyle görülmüş bir iş ya da geri alınamayan bir söz. Pişmiş hâlde, yemeğin içinde yenmişse okuma hafifler; soğan pişerken keskinliğini kaybettiği için sahne de sertliğini kaybeder. Tabir âdâbında rüya görene ve görülene göre değiştiği için bu karşılıklar herkeste aynı okunmaz.
Rüyada soğan soymak ne demek?
Soğan tek katlı soyulmaz; bir kat kaldırılınca altından aynısı çıkar. Bu yüzden uzun uzun soğan soyma sahnesi çoğunlukla sonuna varılmayan bir uğraş tarafında okunur: her cevabın altından yeni bir soru çıkan bir mesele gibi. Doğramak ise ayrı ve daha rahat okunur, çünkü orada bütün hâlde iş görmeyen şey bölünüp kullanılabilir hâle gelir.
Rüyada soğan doğrarken ağlamak kötü müdür?
Bu sahne yas ya da musibet alâmeti sayılmaz. Tabirde gözyaşının miktarı değil kaynağı sorulur; soğanda kaynak bellidir ve kişinin içinden gelmez. Türkçede soğan doğradım sözünün sebepsiz görünen gözyaşına mazeret olarak kullanılması da bunu gösterir. Ağlamanın kendi ölçüleri ayrı bir sayfada toplanmıştır.
Kaynaklar
Bu yorumda başvurulan kaynak alanları
Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.
- İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
- KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
- Kitapel-İşârât fî ilmi'l-ibârâtHalîl b. Şâhîn ez-Zâhirî
- AkademikTDV İslâm Ansiklopedisi, "Rüya" maddesi
- KitapHadislerle İslâmDiyanet İşleri Başkanlığı
c. 1, s. 467: rüyaların daima hayra yorulmasının istenmesi
- Psikolojiİnsan ve SembolleriC. G. Jung
- WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?
Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı): rüyalar bir delil değildir, onlarla amel edilmez