Rüyada Kaybolan Çocuk Görmek
Güncellendi ·
Genel anlamı
Bu rüyadan uyanan insanın hatırladığı şey çoğu zaman kaybolma anı değildir. Ondan sonra geçen dakikalardır: nereye baktığı, kime sorduğu, adını kaç kez seslendiği. Klasik metinlerin ölçtüğü yer de tam burasıdır.
Kaybolmanın sözlüklerde kendi maddesi vardır ve o madde işi tek cümleyle bitirir: kaybolan şey sahibine dolaşır, fakat aslından gitmez. Bu bir teselli değil bir tariftir. Kaybolmuş bir şey yok olmuş bir şey değildir; yeri değişmiş, arada bir mesafe açılmış bir şeydir.
Kök sayfa çocuğu yük ekseninde okur ve sorduğu soru “bu çocuk neyi yapamaz”dır. Bu sayfa başka bir eksende durur: elden çıkan şey, aranan şey, bulunma ihtimali. Rüyada çocuk görmek sayfasındaki yaş, cinsiyet ve kucak satırları burada tekrarlanmaz.
İslami rüya tabiri
Sahnenin hangi anında kaldınız
| Rüyanızda ne oldu? | Kısaca nasıl okunur |
|---|---|
| Çocuk kalabalığın içinde gözden kayboldu | Maddenin çekirdeği: dolaşır, aslından gitmez |
| Aradınız ve buldunuz | İşlerin eski hâline dönmesi, sıkıntının kalkması |
| Aradınız, bulamadan uyandınız | Hüküm bulmakta değil, aramanın kendisinde |
| Aramayı bırakmadınız, peşini sürdürdünüz | Verilen sözün tutulması, sevginin korunması |
| Etrafa haber saldınız, bulana ödül vaat ettiniz | Tedirginlik; başkasının elindekine bakmak |
| Kaybolanı toplayıp sahibine götürdünüz | Aynı satırın hayır tarafı: ecir |
| Çocuk kendi ayağıyla gitti, kaçtı | Kaçanın maddesi: tutulur ve döner |
| Elinizden çekilip alındı, kapıldı | Ayrılık; bu bahiste yokluk diye okunmaz |
| Tanımadığınız bir çocuğu bulup sahiplendiniz | Kaynak bu satırı çift yönlü yazar; aşağıda |
| Kaybolan çocuk size seslendi, bir şey söyledi | Çocuğun rüyadaki sözü ayrıca kaydedilir |
| Ardından ağladınız, gözünüz yoruldu | Ayrılığın kaydı; aynı yerde âfiyet de yazılıdır |
| Nerede olduğunu bilen biri çıktı | Beklenen haberin gelmesi |
| Sahnede onu tutan, alıkoyan bir şey vardı | Elden çıkanın geri gelmesi |
| Kaybolan başkasının çocuğuydu | Ayrılık, o suretin karşılık geldiği kişiyle okunur |
| Kendinizi insanların arasında kaybolmuş gördünüz | Bir şey öğretiyorsanız yayılma; değilse kısmetin daralması |
| Kaybolmuştu, sonra kendi dönüp geldi | Umulanın tamamlanması |
Dolaşır, fakat aslından gitmez
Bahsin çekirdek cümlesi budur ve sözlüğün kendi kaybolma maddesinde durur: kişi bir şeyinin kaybolduğunu gördüyse sahip olduğu şeylerin bir kısmı ona dolaşır, işi düğümlenir; ama o şey kökünden gitmiş sayılmaz.
Bugünkü karşılığı fazlasıyla somuttur. Kaybolduğu sanılan bir evrakın aylar sonra başka bir dosyanın arasından çıkması. Bir alacağın silinmesi değil, tahsilinin uzaması. Küsülen bir akrabayla bağın kopmuş değil askıya alınmış olması. Metnin “dolaşmak” dediği şey bunlardır: iş uzar, karışır, elinizi yorar, fakat sıfırlanmaz.
Aynı maddenin ilk satırı ise beklenmedik bir yerden gelir ve okumayı büsbütün çevirir. Bir şey bilen, öğreten kimse kendini insanların arasında kaybolmuş görürse bu, bildiğinin insanlara fayda vermesi, yayılması ve adının uzun süre anılması diye yazılır. Buradaki mantık sayfanın tamamını taşıyabilecek kadar sağlamdır: dağılmak yok olmak değildir, bazen çoğalmaktır. Büyüttüğünüz şeyin elinizden çıkması, onun bittiği anlamına gelmez; başka ellerde sürdüğü anlamına da gelebilir. Kurduğunuz düzenin siz yokken de yürümesi, öğrettiğiniz bir işin sizi aşıp başkalarına geçmesi bu satırın karşılığıdır.
Aramanın kendisi ayrıca okunur
Kaynakta kaybolan şeyi arayan kişi için ayrı bir madde daha var: bulana verilen karşılık, yani arama ilanı. Sözlük bunu iki parçaya böler ve ikisini ters okur.
Aramayı ilan etmek kaygıya ve sıkıntıya maruz kalmak, ayrıca başkasının elindekine bakmak diye kaydedilir. Bu, kaybı yaşayan herkesin tanıdığı hâldir: kim gördü, kim biliyor, kimden haber gelecek. İnsanın gözü o saatlerde başkasının ağzındadır.
Kaybolanı arayıp toplamak, yani aramanın kendisi ise tam tersine yazılır: ahde vefa, aradaki sevginin korunması ve ecir kazanmak. Kaynağın gerekçesi işin niteliğindedir; kaybolanı aramak, sahibine karşı üstlenilmiş bir sözün yerine getirilmesidir.
Bu ayrımın hayattaki karşılığı incedir. Beklemek ile aramak aynı şey değildir. Kalabalıkta durup etrafa sormakla, yürüyüp bakmak aynı satıra girmez. Bir dosyanın peşini bırakmamak, uzaklaşmış bir yakını her bayram bir kere daha aramak: bu bahiste hayır tarafında sayılan şey budur.
Geri getiren şey hız değil tutuştur
Dönüşle ilgili en net kayıt hiç beklenmedik bir maddededir: kuş yakalamakta kullanılan ökse çubuğu. İki ayrı eserde aynı üç karşılık sıralanır. Kaçmış olan tutulur, bir şeyini yitirmiş olana o şey geri döner, bir şey uman kişinin umudu tamamlanır. Aynı okuma ayakkabıcı tutkalı maddesinde bağımsız olarak tekrar eder ve orada bir de kaide çıkarılır: tutkala benzeyen ne varsa aynı yöne, yani kaçanın yakalanmasına yorulur.
Buradaki gerekçe nesnenin işinde saklıdır ve sayfanın en işe yarar cümlesi budur: geri getiren şey hız değil, tutuştur. Ökse de tutkal da hızlı değildir; yapışkandır. Bırakmaz.
Bunun bugünkü karşılığı bir arama sahnesi değil, bir süreklilik sahnesidir. Kapanmayan kapı. Silinmeyen numara. Yılda bir de olsa sorulan hâl hatır. Uzaklaşmış birinin geri dönebilmesi için çoğu zaman gereken şey onu bulmak değil, dönebileceği bir yerin durmasıdır. Rüyanızda çocuğu bir şey tuttuysa, bir yere takıldıysa, eteğinize ya da bir eşyaya tutunduysa, bu bahiste o ayrıntı sahnenin en hayırlı parçası sayılır.
Bulunan çocuk tek yönlü okunmaz
Bulunmuş çocuğun da kendi maddesi vardır ve kaynak orada dürüst davranıp iki yönü birden yazar.
Birinci yön ağırdır: bulunup sahiplenilen çocuk, alıp büyütenin karşısına bir gün hasım olarak çıkabilen kişi diye kaydedilir. Bakımını üstlendiğiniz her şeyin size bir gün başka bir yüzle bakabileceğini söyleyen eski bir okumadır bu.
İkinci yön ise bu sayfanın en umut veren satırıdır: aynı madde bulunmuş çocuğu eşyanın eski hâline dönmesi ve kaygıların, sıkıntıların gitmesi diye de okur. Kaynak bu ikinci okumayı, suya bırakılan çocuğun bulunması ve sonunda annesine geri verilmesi kıssasına dayandırır. Yani metnin dönüş fikri havadan gelmez; belli bir kıssaya bağlanır ve orada dönüşün ölçüsü de bellidir: gözün aydınlanması ve üzüntünün kalkması.
Ne demek değil: Bu sayfadaki hiçbir satır bir çocuğun başına gelecekler, ömrü ya da sağlığı hakkında bilgi vermez; kimsenin nerede olduğunu da göstermez. Buradaki yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir ve dinî bir hüküm, fetva ya da tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında da rüyaların delil olmadığı ve rüyalarla amel edilmeyeceği belirtilir. Gerçek bir kayıp söz konusuysa gidilecek yer rüya değil, kolluk kuvvetleridir.
Kaynak kaybolmayı yokluk değil ayrılık sayar
Tabir usûlünü anlatan eser kaybolmayı bir sahne olarak değil, bir kaide olarak yazar. Kaideyi ev eşyası bahsinde kurar: rüyada bir şeyin telef olması, çalınması, kapılması ya da kaybolması, o eşyanın karşılık geldiği kişiden ayrılmak diye okunur. Yani ölçülen şey nesnenin yokluğu değil, araya giren mesafedir.
Aynı eser bunu bir peygamber sûretinde de örnekler ve orada üç şeyi arka arkaya sayar: kişi sevdiklerinden ayrı düşer, döner ve onlarla yeniden bir araya gelir, bu arada gözüne bir yorgunluk inebilir ve sonrasında âfiyet gelebilir. Müellif kendi vakalarını da ekler; bunlardan birinde rüyayı dinledikten sonra adama “senin uzakta bir evladın var” der, adam da doğrular. Aynı yöndeki okuma, uzaktaki evlatla bir araya gelme satırı olarak ikinci bir eserde daha kayıtlıdır.
Bu, sayfanın omurgasıdır. Klasik tabir kaybolmayı bir son olarak değil, bir aralık olarak okur. Karşılığı hayatta çoğu zaman fazlasıyla sıradandır: başka şehre giden bir çocuk, askere gidiş, yatılı okul, boşanma sonrası dönüşümlü görüşme günleri, iş için giden bir evlat. Rüyada kaybolmak sayfası aynı ölçüyü rüyayı görenin kendisi için işletir.
Son bir ayrıntı: çocuk rüyada size seslendiyse ya da bir şey söylediyse, kaynak bunu ayrı bir yere koyar. Küçük çocukların rüyada söyledikleri doğru sayılır ve gerekçesi de yazılıdır: onlar henüz yalanı ve eğriyi öğrenmemiştir. Bu satır bir kehanet izni değildir; rüyanızı hatırlarken çocuğun ne dediğini de yazmanız gerektiğini söyler, çünkü tabirci için o cümle sahnenin en sağlam parçasıdır.
Psikolojik açıdan
Psikolojik okumada bu rüyanın konusu kayıp değil aramadır. Rüyayı anlatan kişi genellikle bir felaket sahnesi anlatmaz; tamamlanamayan bir eylem anlatır. Bu yönüyle aynı ailenin öbür rüyalarına benzer: çevrilemeyen numara, ulaşılamayan yer, ağlamak isteyip sesin çıkmaması.
Bu sahne en çok da bir ayrılığın gerçekten başladığı dönemlerde anlatılır. Okula başlayan, ilk kez tek başına bir yere giden, başka şehre taşınan bir çocuk. Rüya burada olmamış bir şeyi haber vermez; olmuş bir şeyi geceye taşır.
İki okumanın buluştuğu yer de burasıdır. Klasik metin bu sahneye ayrılık der, modern okuma mesafe; ikisi de yokluk demez.
Olumlu anlamları
- Aradınız ve buldunuz: işlerin eski hâline dönmesi, üstteki sıkıntının kalkması
- Aramayı bırakmadınız: verilen sözün tutulması, sevginin korunması
- Sahnede onu tutan, alıkoyan bir şey vardı: elden çıkanın geri gelmesi
- Kendinizi insanların arasında kaybolmuş gördünüz ve bir şey öğretiyorsanız: bildiğinizin sizi aşıp yayılması
Dikkat edilmesi gerekenler
- Etrafa haber salıp bulana ödül vaat ettiniz: tedirginlik ve başkasının elindekine bakmak
- Çocuk elinizden çekilip alındı: bir ayrılık, bir uzaklaşma
- Ardından ağladınız, gözünüz yoruldu: ayrılığın kendisi; kaynak aynı satırda âfiyeti de yazar
- Tanımadığınız bir çocuğu alıp sahiplendiniz: kaynak bu satırı çift yönlü kaydeder
Çocuk rüyasının diğer ayrıntıları
Rüyanızdaki ayrıntıyı seçin, o ayrıntıya özel yoruma gidin.
Hangi haldeydi?
Rüya günlüğü
Siz de bu rüyayı gördünüz mü?
Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.
Ana yoruma dön
Bu rüyanın genel anlamı ve tüm ayrıntıları için.
İlgili rüyalar
Rüyanızdaki sahne bunlardan birine daha çok benziyorsa oradan devam edin.
Sık sorulan sorular
Rüyada kaybolan çocuğu bulmak ne anlama gelir?
Klasik metinlerde bulmak ayrı bir satırdır ve bu bahsin en açık hayra yorulan hâlidir: eşyanın eski hâline dönmesi, üstteki sıkıntı ve tedirginliğin kalkması. Kaynak bu okumayı, suya bırakılan çocuğun bulunup sonunda annesine geri verildiği kıssaya dayandırır. Bulan siz değilseniz, yani çocuğu başkası bulup getirdiyse okuma yine dönüş tarafındadır; bu defa araya giren kişiyle kurulan bağ da yorumun içine girer.
Rüyada çocuğun kaybolduğunu görmek kötüye mi yorulur?
Kaynaklar bu sahneyi kayıp değil ayrılık diye okur ve bunu bir kaide olarak yazar: bir şeyin telef olması, çalınması, kapılması ya da kaybolması, o suretin karşılık geldiği kişiden ayrılmaktır. Kaybolma maddesinin kendi cümlesi de aynı yöndedir: kaybolan şey sahibine dolaşır, fakat aslından gitmez. Yani metinlerin ölçtüğü şey yokluk değil araya giren mesafedir; bir ömür ya da sağlık haberi değildir.
Rüyada kaybolan çocuğu bulamamak ne demektir?
Klasik okumada hüküm bulmakta değil, aramanın kendisindedir. Kaybolanı aramayı gerektiren iş, verilen sözün tutulması ve sevginin korunması diye kaydedilir; peşini bırakmamak satırın hayır tarafıdır. Buna karşılık aramayı ilan etmek, yani etrafa haber salıp bulana bir karşılık vaat etmek ayrı yazılır ve tedirginlikle, başkasının elindekine bakmakla okunur. İkisi aynı rüyanın iki farklı ânıdır.
Kaynaklar
Bu yorumda başvurulan kaynak alanları
Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.
- KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî
bâbü'd-dâd, ziyâ' maddesi; bâbü'l-lâm, lakît maddesi; bâbü'l-cîm, cu'âle maddesi; ayrıca kadîbü'd-dibk ve gırâ maddeleri
- KitapKavâidü tefsîri'l-ahlâmŞihâbüddîn en-Nablusî
Ya'kūb aleyhisselâm sûretine girme faslı ve müellifin kendi vakaları; yaygı ve ev eşyası faslındaki telef, sirkat, ihtitâf ve ziyâ' kaidesi
- KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Gannâm
Ya'kūb aleyhisselâmın rüyada görülmesi bahsi; gırâ ve kefâlet bahisleri; sıbyânın rüyadaki sözü hakkındaki kayıt
- KitapMüntehabü'l-kelâm fî tefsîri'l-ahlâm
kadîbü'd-dibk ve tuzak âletleri bahsi. İbn Sîrîn'e nispet edilir; nispeti sahih değildir.
- İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
- WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?
Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı)