Rüyapedia
Nesneler

Rüyada Tarak Görmek

Güncellendi ·


Genel anlamı

Tarak, klasik rüya sözlüklerinde bir eşya olarak tarif edilmez. Madde bir insan tarifiyle açılır ve iki ayrı eser bunu aynı cümleyle yazar: faydası çok olan, insanların gamını dağıtıp onları teselli eden bir adam.

Gerekçe nesnenin kendisindedir. Tarağın dişleri birbirine denktir; hiçbiri ötekinden uzun, hiçbiri ötekinden kısa değildir. Kaynaklar bu görüntüden dolaysız bir sonuç çıkarır: tarak, ortaklık kurmak ya da kayıtlı bir dairede iş görmek isteyen için hayır tarafındadır.

Maddenin ikinci sabit ekseni sözdür. Tarak, sözünden fayda görülen kişidir: hüküm veren, ilaç yazan, kürsüde konuşan. Sözlüklerden biri listeye rüya tâbircisini de ekler; yani sözlük tarağı kendi mesleğiyle tarif etmiş olur.

Rüyanızda bakılacak yer tarağın kendisi değildir; iki ayrıntı yorumu çevirir: tarağı kim tuttu ve tararken bir şey döküldü mü.

İslami rüya tabiri

Tarak hangi sahnede geçti

Rüyanızda ne oldu? Kısaca nasıl okunur
Elinize sağlam bir tarak aldınız Gamı dağıtan biri; ortaklığa ve kayıtlı işe hayır
Kendi başınızı taradınız Sıkıntının süratle dağılması
Sakalınızı taradınız Aynı okuma; kaygı yoksa mal ve iş tarafına kayar
Kaygılıydınız ve taradınız Derdin avunması, içinizin gevşemesi
Kaygınız yoktu ve taradınız İşinizi düzelten adım, sözden gelecek zararın önü
Tarak saçtan kolayca geçti Denk kimselerle yürüyen, sürtünmesiz bir iş
Tararken saç döküldü Ayrılık tarafı; aşağıda ayrı okunur
Karınızın saçını taradınız Kaynaklarda aynı kelimeden, aynı tarafta okunur
Başkasının saçını taradınız Ona iyilik etmek ya da verdiğiniz sözü tutmak
Tararken başınızdan bit döküldü Miras malının harcanması ya da bir ayıbın açığa çıkması
Tararken kir çıktı Üstünüzdeki borcun görünür hâle gelmesi
Tarak demirdendi Faydası olan bir adam; örtülü ve salih kardeşler
Tarağın üzerinde altından süsler vardı Emaneti geri veren, hesabı temiz kimseler
Tarağın üzerinde gümüşten süsler vardı Emanete hıyanet eden kimseler
Tarağın dişi kırıldı Kendi dişiniz ya da geçiminizi çeviren aletin bozulması
Tarak keskin dişliydi, canınızı yaktı Zarar taraktan değil, onu tutan elden gelir
Tarak sizde değildi, biri sizi taradı Yorum tarağı tutan kişiye döner
Sizi tarayan bir kadındı Örtülü ve mal sahibi bir kadın; kaynaklarda anne tarafı
Saç tarayan birini gördünüz İnsanların gamını gideren kimse; bekâra evlilik
Size tarak verildi Sözünden fayda göreceğiniz biri
Tarak kırıktı ya da hiç işe yaramadı Toplayacak vasıtanın elden gitmesi
Dokumacı tarağı gördünüz Emir ve nehiy sahibi biri; rızkın akıp gelmesi
Keten tarağı gördünüz Hakla bâtılı ayıran bir el; geçimin yürümesi

Sözlükler tarağı alet diye değil adam diye tarif eder

Maddenin açılışı tek cümlede bütün sayfayı yönetir: tarak, faydası çok olan, gamları avutup teselli eden bir adamdır. Arkasından gelen cümle bunu hemen hayata bağlar: ortaklık kurmak ya da kayıt tutulan resmî bir işe girmek isteyen için tarak hayır delilidir.

Gerekçe iki eserde de yazılıdır ve aralarında tek harflik bir nüsha farkı vardır: biri dişlerin birbiriyle uyuşmasını, öbürü dişlerin sağlam oluşunu sebep gösterir. Bugünkü karşılığı tanıdıktır: payı önceden konuşulmuş bir ortaklık, imzalar atılıp dosyaya konan bir sözleşme.

İkinci eksen sözdür. Tarak, sözünden fayda görülen kimsedir: hâkim, tabip, vâiz. Bir sözlük listeyi genişletip müftîyi ve rüya tâbircisini de sayar. Sahnedeki karşılığı bir kişidir: davanızı bilen avukat, arayınca telefonu açan hoca, bir tartışmayı iki cümleyle kapatan akraba.

Aynı madde tarağı bir de adil bir adamla tefsir eder; bir eser bunu “tarak adalettir” diye kısaltır.

Bir de tarağın süs tarafı vardır: bir saatlik sevinç. Gerekçesi yazılıdır; tarak temizler, arıtır ve kalıcı olmayan bir süsle süsler. Bir eser bu okumayı nereden aldığını da yazar; kendi geleneğinin dışındaki bir topluluğa nispet eder.

Dişlerin denkliği: tarağın anlattığı halka

Dişlerin eşitliğinden çıkan okuma yalnız hayır tarafında kalmaz. Kaynak tarağı arkadaşları birbirine denk, hiçbiri ötekinden üstün olmayan bir insan diye tarif eder ve aynı cümlede bir kayıt daha düşer: içlerinde nifak vardır ve soy itibarları yoktur.

Bu ikisinin yan yana durması tesadüf değildir. Aynı görüntü iki şey söyler: kimsenin kimseden üstün olmadığı bir halka hem eşitliktir hem de arkada dönen sözün kolay dolaştığı yerdir. Somut karşılığı, herkesin eşit paya sahip olduğu ama kimsenin son sözü söylemediği bir ortaklıktır.

Tarağın maddesi bu okumayı çevirir. Demirden tarak aynı yerde ters tarafa geçer: faydası olan bir adam, kardeşleri örtülü, müslüman ve salih kimseler. Halka aynı halkadır; malzeme değişince güvenilirliği değişir.

Üzerindeki süsler de kişileri gösterir. Tarakta altından ve gümüşten yıldızlar varsa bunlar birer memurdur: altın olanlar dürüst, gümüş olanlar hain. Bir eser gerekçeyi yazar; altın tevilde emanetler menzilindedir. Burada kaynakların kendi içinde bir ayrışma var: altın maddesinde altının asıl karşılığı kayıp tarafındayken tarak maddesinde sadakat tarafına geçer, gümüş ise tersine döner. Aynı sembol, hangi maddede durduğuna göre başka okunur.

Kendi başınızı ya da sakalınızı taradıysanız

Tarak rüyalarının en sık görülen sahnesi budur ve kaynaklardaki cevabı kısadır: gam ve keder ondan süratle gider. Sürat kaydı sonradan eklenmiş bir yumuşatma değil, metnin kendi kelimesidir.

Bir sözlük aynı sahneyi tek şartla ikiye böler:

  • Uyanıkken kaygılıysanız okuma avunmadır. İçinize oturan mesele dağılır: cevap gelmeyen haberin gelmesi, uykunuzu kaçıran belirsizliğin kapanması, konuşulamayan konunun bir kez konuşulup rahatlanması.
  • Kaygılı değilseniz okuma yer değiştirir ve elinizdeki işe geçer: malını, ekinini ya da hurmalığını düzelten şeyle onu tedavi eder. Bugünkü karşılığı bakımdır: dükkânın elden geçirilmesi, aksayan bir makinenin tamiri, ertelenen bir hesabın oturup bitirilmesi. Aynı cümle zararın nereden gelebileceğini de sayar: sözden yahut kavgadan. Arkanızdan konuşulan bir sözün önünün alınması da bu sahnenin içindedir.

Kaynaklarda bu fiilin en yüksek örneği de kayıtlıdır: Peygamber’i (s.a.v.) başını ve sakalını tararken görmek, rüya sahibinin gamının gitmesi olarak yazılır. Bunun altı çizilmeli: bir tabir kaydıdır, rivayet değildir. Peygamber’i rüyada görmek bahsinin ölçüleri ayrıdır.

Tararken bir şey döküldüyse

Tarak yalnız düzelten bir alet değildir; dökülecek olanı döken alettir. Kaynaklar bu yüzden sahneyi dökülen şeye bakarak okur.

Başını tarayıp bit dökülmesi ayrı bir satır olarak kaydedilir ve iki karşılık “yahut” ile yan yana durur: eline geçen bir mirastan mal harcamak yahut ondan bir ayıp ortaya çıkmak. Metin hangisinin olacağını belirlemez. Aynı sözlükte başını ayıklayan için “bazı ayıplarına muttali olur” kaydı da vardır; tarama fiili burada bir açığa çıkarma aleti gibi işler.

Dökülen şey görene göre de bölünür. Aynı sözlüğün bit maddesi bunu sayar: tacir için tamah eden kimseler, zanaat sahibi için kendisinden alacaklı olanlar, âlim için talebeleri, kadı için kendisine bağlı olanlar. Sahne aynı, muhatap başka.

Kir ayrı okunur ve gerekçesi dilin kendi kullanımından verilir: bir eser kiri doğrudan borç diye yazar, çünkü halk arasında “dünyanın kiri” denir. Aynı yerde bit, evin içinden gelen talepler tarafında da kaydedilir. Tarağın dişinde kalanın bugünkü karşılığı budur: ay ortasında kabaran bir hesap.

Saçtan biti çıkarmanın bir de büyük okuması vardır: kişinin toprağından bozguncuları çıkarması. Bir eserde yaşanmış hâli de kayıtlıdır; “başımdan bit öldürüyordum” diyene tâbirci bir grup bozguncuyu def edeceğini söyler.

Aynı kelime hem taramak hem salıvermek demektir

Sayfanın en ayırt edici bilgisi burada ve Türkçeye çevrilirken kayboluyor. Arapçada taramak için kullanılan fiil aynı zamanda salıvermek, elden bırakmak demektir. Bu iki yüz, bahsin en tuhaf görünen satırlarını tek başına açıklar.

Bir yüzü şudur: kişinin kendi saçını yağlaması ya da taraması, kaynaklarda iyilik etmek yahut verilen sözde durmak diye okunur. Mekanizma önemli, çünkü fiil saçın kendisine değil, saçın delalet ettiği kişiye işler; aynı sözlükte saç ekine, mala, itibara, bekâr kadın için kocaya, bekâr erkek için eşe karşılık gelir. Saçını tarayan aslında o bağa dokunmuş sayılır.

Öbür yüzü ise kelimenin ikinci anlamından çıkar. Karısının saçını tarayan için kaynak “belki onu boşar” yazar; “belki” kaydı metnin kendisindedir. Başka bir eser aynı yere tararken saçın dökülmesi üzerinden varır ve gerekçesini açıkça söyler: bağ bir benzetme değil, kelimenin kendisidir.

Bu iki okuma birbirinin zıddı değil, aynı kelimenin iki yarısıdır. Hayattaki karşılığı genellikle tek bir sahnedir: uzun süredir konuşulmayan bir mesele nihayet konuşulur ve o konuşma ya bağı tazeler ya da bitirir. Ayrılık tarafındaki okuma bir haber değildir; rüya kimse hakkında karar vermez, hangi bağın elden geçirildiğini gösterir. Ayrıntısı saç taramak sayfasındadır.

Tarağın dişine bir şey olduysa

Kaynaklar tarağın dişini iki ayrı yere bağlar ve ikisini de “nispet et” diyerek okurun önüne koyar. Birincisi dolaysızdır: tarağın dişleri sahibinin kendi dişleri olabilir. İkincisi bir alet karşılaştırmasıdır: tarağın dişleri marangozun testeresidir. İki eser bunu çift yönlü kurar; testerenin dişine olan kişinin dişine döner, kişinin dişine olan aletin dişine döner.

Bu ikisi birleşince kırık tarak sahnesi ikiye ayrılır. Dişler klasik metinlerde insanın yakın çevresidir; o hattan okunduğunda kırık diş halkada açılan bir boşluktur: darılan bir kardeş, kalabalıkta eksilen bir sandalye. Alet hattından okunduğunda ise geçimi çeviren şeyin bozulmasıdır: tezgâhın durması, aracın yolda kalması.

Bir ayrıntı daha var. Kaynaklar tarağı makas, testere ve kalburla aynı kümede tutar; hepsi ayıran aletlerdir. Kalburla arasındaki bağ yine bir kelime bağıdır: bir eser tarağın saçtan kiri, kalburun arpadan çöpü ayıkladığını yazar ve Arapçada saç ile arpanın aynı kökten geldiğini kullanır. Türkçede bu bağ hiç görünmez.

Tarağı tutan eli gördüyseniz

Tarak sizde değilse yorum el değiştirir ve tarağı tutan kişiye geçer; kaynaklarda bunun ayrı bir maddesi vardır. Erkeği için yazılan cümle tarak maddesinin açılışıyla neredeyse aynıdır: insanların gamını cilalayıp gideren adam. Üç ayrı eser bu okumayı bağımsız taşır.

Kadını için verilen karşılık daha geniştir: örtülü bir kadın. Ona yaklaşan kişi itibar ve mevki kazanır; kendisi mal sahibi bir kadındır; bekârın rüyasına girerse o kişi evlenir. Aynı madde onu ıtriyatçıyla ve hamamla da eşler, sonra tek cümleyle kapanır: saç tarayan kadın, insanın annesidir. Aynı cümle tarak maddesinin içinde de durur. Yani tarak rüyası, hiç görünmediği hâlde anne bahsine açılabilir.

Bu mesleğin ne iş yaptığını da bir eser tarif eder: düğünlerde kadınları ve kızları süsleyip nakşeden kişi. Aynı eserde üç kadının vakası kayıtlıdır; üçü de birbirinden bambaşka rüyalar anlatır, tâbirci üçüne birden “sen saç tarayan olacaksın” der ve öyle olur. Gelin bahsinin tarak maddesiyle kesiştiği yer burasıdır.

Dokumacının tarağı, saçı değil ipliği tarar

Türkçede “tarak” tek kelimedir; kaynaklarda saç tarağı ile zanaat tarağı aynı maddede ama ayrı sayılır. Dokumacının tarağı ve keten tarağı, saç tarağının bulunduğu yerden başka bir tarafa geçer: emir ve nehiy sahibi, sözü geçen, hakla bâtılı ayıran bir adam; sahibi için ise rızkın ve geçimin akıp gelmesi.

Fark açıktır: saç tarağı gamı dağıtır, zanaat tarağı bir düzen kurar ve o düzenden ekmek çıkar. Maddenin toplu karşılığı da bu tarafta toplanır: uzun ömür, bol mal ve düşmanlara karşı üstünlük. Taramanın dokuma tarafı “denildi ki” kaydıyla verilir; nakil olarak, ana okuma olarak değil.

Bir tâbircinin tek soruyla bulduğu tarak

Yukarıdaki satırların nasıl kullanılacağını kaynaklardaki şu vaka gösteriyor.

Bir adam gelir: “Rüyada hamamda bir yırtıcı hayvan beni yaraladı.” Tâbirci sözlüğe gitmez, tek bir soru sorar: “Nerenden yaralandın?” Adam “başımdan” deyince cevap gelir: “Biri senin başını keskin dişli bir tarakla taradı ve kanını akıttı.” Adam “doğru” der. Gerekçe metnin içindedir: yırtıcının dişleri tarağın dişlerine benzer.

Vaka iki şey söylüyor. Birincisi: rüyadaki sembol her zaman ileriye bakmaz, burada olmuş bitmiş bir şeyi göstermiştir. İkincisi: tâbirci cevabı sözlükten değil, bağlamı daraltarak bulmuştur. Sahneyi yalnız başına ele almayın; rüyayı yazarken yanına o günlerde elinizde ne olduğunu da yazın. Usûl rüya tabiri nasıl yapılır sayfasındadır.

Ne demek değil: Bu sayfadaki hiçbir satır belirli bir kişi, bir evlilik ya da bir sağlık durumu hakkında bilgi vermez; “şu rüyayı gördüyseniz şu olur” demez. Buradaki yorumlar klasik tabir literatüründen derlenmiştir ve dinî bir hüküm ya da fetva niteliği taşımaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlarında da rüyaların delil olmadığı ve rüyalarla amel edilmeyeceği belirtilir.

Psikolojik açıdan

Psikolojik okumada tarak, dağınık bulunan bir şeyi elle düzeltme çabasının imgesidir. Rüyayı anlatan kişinin hatırladığı ayrıntı da çoğu zaman tarağın kendisi değil, taranan şeyin direnip direnmediğidir: kolayca mı geçti, takıldı mı, elde ne kaldı.

Bu sahne kişinin bir düzeni yeniden kurmaya çalıştığı dönemlerde artar: taşınma, iş değişikliği, dağılmış bir ev düzenini onarma çabası. Kişinin dışarıya nasıl göründüğü de aynı sahnenin içindedir; o yüzden aynada kendine bakmakla akraba sayılır ve ayrıntısı ayna sayfasındadır.

Klasik kaynak tarağı gamı dağıtan bir kişiye, psikolojik okuma toparlanma çabasına bağlar. İkisi de aynı noktayı gösteriyor: rüya bir haber getirmez, o sıra neyi düzeltmeye çalıştığınızı gösterir.

Olumlu anlamları

  • Kendi başınızı ya da sakalınızı taradıysanız: içinizi sıkan meselenin süratle dağılması
  • Elinize sağlam bir tarak aldıysanız: denk ortaklarla kurulan iş, kayda geçen bir anlaşma
  • Tarak demirdense: arkanızda duran, örtülü ve sözü sağlam bir çevre
  • Üzerinde altından süsler varsa: emaneti geri veren, hesabı temiz kimseler
  • Saç tarayan birini gördüyseniz: gamı gideren biri; bekâr için evlilik tarafı

Dikkat edilmesi gerekenler

  • Tararken saç döküldüyse: kaynaklarda ayrılık tarafında kaydedilir
  • Karınızın saçını taradıysanız: aynı yerde ve aynı kelimeden okunur
  • Başınızdan bit döküldüyse: mirastan gelen malın harcanması ya da bir ayıbın açığa çıkması
  • Tarağın dişi kırıldıysa: kendi dişiniz ya da geçiminizi çeviren aletin bozulması
  • Üzerinde gümüşten süsler varsa: emanete hıyanet eden kimseler

Rüya günlüğü

Siz de bu rüyayı gördünüz mü?

Anonim olarak kaydedilir. Ad, e-posta veya kişisel veri toplanmaz.

İlgili rüyalar

Rüyanızdaki sahne bunlardan birine daha çok benziyorsa oradan devam edin.

Sık sorulan sorular

Rüyada tarak görmek ne anlama gelir?

Klasik sözlüklerde tarak bir eşya değil bir kişidir: faydası çok olan, insanların gamını dağıtıp onları teselli eden bir adam. Gerekçe nesnenin kendisinden çıkarılır, dişlerinin birbirine denk oluşundan; bu yüzden aynı satırda tarak, ortaklık kurmak ya da kayıtlı bir dairede iş görmek isteyen için hayır sayılır. Maddenin ikinci ekseni sözdür: tarak, sözünden fayda görülen kimsedir. Bir eser bu listeye rüya tâbircisini de ekler.

Rüyada tarakla taranmak ne demektir?

Kendi başını ya da sakalını tarayan kişi için kaynaklar süratle giden bir gam yazar; sürat kaydı metnin kendisindedir. Bir sözlük aynı sahneyi tek şartla ikiye böler: rüyayı gören uyanıkken kaygılıysa kaygısı avunur, kaygılı değilse okuma malını, ekinini ya da işini düzelten bir adıma kayar ve sözden yahut kavgadan gelecek zararın önünün alınmasını da içine alır. Yani aynı sahne iki insanda iki ayrı cevap verir.

Rüyada tararken saçın dökülmesi ne anlama gelir?

Bu sahne kaynaklarda ayrılık tarafında kaydedilir ve gerekçesi bir benzetme değil, kelimenin kendisidir: Arapçada taramak için kullanılan fiil aynı zamanda salıvermek, elden bırakmak demektir. Aynı sözlük başka bir yerde karısının saçını tarayan için de bunu yazar ve başına "belki" kaydını koyar. Bu bir haber değildir; klasik usûl rüyayı zannî bilgi sayar, kat'î delil saymaz.

Rüyada kırık tarak görmek ne demek?

Kaynaklar tarağın dişini iki ayrı yere bağlar: tarağın dişleri sahibinin kendi dişleri olabilir, tarağın dişleri marangozun testeresidir de denir. İki eser bunu çift yönlü kurar; aletin dişine olan kişinin dişine, kişinin dişine olan aletin dişine döner. Bu yüzden kırık tarak sahnesi ya yakın çevrede açılan bir boşluk ya da geçimi çeviren aletin bozulması tarafında okunur.

Kaynaklar

Bu yorumda başvurulan kaynak alanları

Metinler bu kaynaklardan kopyalanmaz; sembolün klasik tabir literatüründeki ve psikolojideki karşılıkları araştırılıp karşılaştırılarak yazılır.

  • KitapTa'tîru'l-enâm fî ta'bîri'l-menâmAbdülganî en-Nablusî

    bâbü'l-mîm, mişt ve misraha maddeleri; ayrıca mişât, şa'r, girbâl ve kaml maddeleri

  • KitapTa'bîru'r-rü'yâİbn Gannâm

    el-mişt maddesi; ayrıca sanatlar faslındaki meşşâta, sinn ve şa'îr bahisleri

  • KitapMüntehabü'l-kelâm fî tefsîri'l-ahlâm

    el-mişt bahsi. İbn Sîrîn'e nispet edilir; nispeti sahih değildir.

  • KitapKavâidü tefsîri'l-ahlâmŞihâbüddîn en-Nablusî

    hamam faslı ve saç faslı; ayrıca sanatlar fasıllarındaki mâşita vakaları

  • İslami kaynakTabirnâme geleneği (İbn Sîrîn'e nispet edilen külliyat)
  • WebRüyalarla Amel Etmek Gerekir mi?

    Diyanet Haber (Diyanet İşleri Başkanlığı)